KÜÇÜKKEN... / MİM

16.2.10

Benim için biraz eğlenceli, biraz duygusal ama cevaplamaktan çok zevk aldığım bir mim geldi.

1. Mimleyen kişiyi ve linkini vermemiz gerekiyor ilk maddede...
Çillicim teşekkür ederim tekrardan...

2.Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu?
Çok fazla şey var, çünkü ben ne öğrendiysem, bugün neysem ailemden öğrendim. Anne-babama çok düşkün bir çocuktum, hala öyleyim. Kitap okumak diyebilirim mesela.. Ortaokulda siyasete merak sarmıştım :) Solcu bir babanın kızı olarak; nedir, kimdir, herşeyi merak ederdim. Babam oturtup karşısına anlatmazdı bana, kitaplar alırdı. Okurdum bende.. Sonra sorardı bir de öğrendin mi diye :)
Tabii ki sadece siyasi kitaplar değil; bir sürü kitabı vardı O'nun.. Aslında annemlerden getirmek istiyorum, her biri hazine değerinde..
Babamla maçlara, çarşıya, pazara, arkadaşlarının iş yerlerine vs. her yere giderdim. Kendimden büyüklerle de iyi anlaşmam o günlere dayanıyor galiba..

3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
Renkli, sert plastikten çiviler vardı. Beyaz delikli bir aparata o çivileri batırarak şekiller oluştururduk ve biz bu oyunu rahmetli dedemle oynardık. O bana çiçek, ev, araba yapardı. Sonra yap-bozlar vazgeçilmezimdi. Çeşit çeşit vardı. Okullu olduktan sonra da ip.. İp atlamaktan bacaklarım mosmor olurdu. Lastik diye bir oyun vardı ya hani.. Bilenler vardır mutlaka :)
4.Sokakta oynar mıydınız?
Oynamaz mıyım.. Ben de sokakta büyüyen çocuklardanım :) Evimiz, bol çocuklu ve 13 bloktan oluşan bir sitedeydi. Haliyle oyun alanı da çoktu, arkadaşta.. Sokakta oynanan tüm oyunları bilirim. Ezan okununca eve girerdik biz :) Anneler ezan okunuyor hadi diye bir bir cama çıkardı.. Eve giriş zili gibi birşeydi o zamanlar :) Yazın gece de çıkardık, yemekten hemen sonra saklambaç oynamaya. Biraz büyüyünce tavla oynamaya başladık kapıların önünde.. Sonra basketbol geçmişim var tabii ki.. Lisanslı bir oyuncuydum ortaokul-lise boyunca.. Bilekliğim, basket topum, şapkam, şortum ve spor ayakkabılarım ayrılmaz parçalarımdı o zaman :)

5.Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
Ben de Çilli gibi annemin çalışmasaydı keşke diyeceğim.. Bu içimde yara oldu hep.. Çalışan anne çocuğu olmak gerçekten zor. Okuldan gelince evde kimsenin olmaması, yemeğini kendin yemek zorunda olman.. Daha küçükken annem 4'te evde olurdu ve ben 5 yaşımda falan saatleri öğrenmiştim. Annemin geliş saati yaklaşınca camda beklemeye başlardım. Geç geldiği zamanlar ağlardım. Evde babannem-dedem olurdu ama annem başkaydı tabii ki..

6.Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…
Benim dudağımın çaprazında kırmızı, minik bir lekem var. Halk arasında annesi hamileyken canı çilek (gül reçeli diyenlerde oldu) istemiş, yememiş deselerde öyle değil tabii ki.. Kılcak damar fazlalığı diye geçiyor tıpta. Tenimin o kısmı kırmızı çizgi şeklinde. Annem ve babam o lekenin zararsız ve aslında güzel birşey olduğunu öyle güzel empoze etmişler ki bana; ben hiç özgüven eksikliği yaşamadım o konuda Çünkü yolda burnun kanıyor diye durduran teyzeler olurdu, küçükken arkadaşlarım sorardı, kimileri yanmış derdi. Ben hiç birini takmazdım.
Hatta geçenlerde, bir alışveriş merkezinin tuvaletinde bir kız burnunuz kanıyor dedi. Hayır dedim. Kanıyor hanımefendi, baksanıza dedi. Kanamıyor, kan değil o. Hem kanasa neden yandan aksın ki dedim ben de :) Çünkü burnumun hemen altı değil :p

7-Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…
Var var olmaz mı :) Kısa bir ana sınıfı geçmişim var. Kutu kutu pense diye bir oyun vardı ya, işte o oyunu oynarken, salak bir çocuk benim için arkadaşım kepçe arkasını dönsün dedi. Bana kepçe dedi diye okuldan kaçtım :) Anneme çok kızdım saçlarımı kısa kestirdiği için. Kulaklarım ortaya çıkmıştı çünkü. Aslında aşırı bir kepçeliği yok ama hafif dışa doğru diyelim :)) O gün bugündür, kulaklarım saçlarımın arkasındadır ve saçlarım kısa değildir :)

Ben kimi mi mimliyorum; Zeynepcim ve Tukucum ;)


10 yorum:

Yeşim dedi ki...

Sevgili Nazo,
Keyifle ve biraz da içim burularak okudum cevaplarını :)
Çok iyi bilirim çalışan annenin çocuğu olmanın ne kadar zor olduğunu. Küçükken çocuğum olursa çalışmayacağım derdim hep :) şimdilik çocuğum yok, olursa? Bilmiyorum.
Sevgiler...

Haydins dedi ki...

Ouyy bıdış Nazo :) yerler seni..

CEYLAN dedi ki...

çocukluk en masum ve zararsız günler:))

beetlejuice dedi ki...

Ne çok ortak yönümüz varmış çocukluğumuza dair Nazocum. Benim annem 5'te gelemezdi ama, hep 10-11:( Fotoğrafların çok şirin, şapka-elbise takımlar olurdu bizim zamanımızda:) 3. fotodakinin benzeri bende de vardı:)

sibel dedi ki...

Nazocuğum ne güzel anlatmışsın çocukluğunu .Kepçe olayına gelince..çocuklar bazen nekadar masumsa,bazende acımasız oluyor.sevgiler

tuku dedi ki...

Nazoocum ben aynı yaptıgımız şeylerde gülerek okurken sonunda kendimi görünce dahada mutlu oldum:) Hemen yapıyorum teşekkürler

nazo dedi ki...

* Yeşimcim teşekkür ederim. Benim çocuğumda ileride çalışan anne çocuğu olacak ve kuvvetle muhtemel küçücük yaşta kreşe gitmek zorunda kalacak :(

* Haydins :))

* Ceylan, kesinlikle..

* Çillicim, off senin ki daha zormuş :( benim kıyafetlerimi annem dikerdi biliyor musun? Son fotoğraftaki elbisemi annem dikmişti :)

* Sibel, kimbilir nasıl dikkatini çekti çocuğun. Aklına geldiği ilk anda da söyledi demek ki :)

* Tukucum cevaplarını bekliyorum ;)

sünter dedi ki...

"Calisan annenin cocugu olmak zor"
demissin ya iste orda tikandim.

Bende calisan bir anneydim.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Seksek, kurtarmaç..ne oyunlar vardı gerçekten eskiden.
Güzel bir mim olmuş.

Scarlet dedi ki...

Güsel bi mim olmuşş Fotoğraflarınızda çok hoş:)