Mucizevi Mandarin / Aslı Erdoğan, 6 bölüm ve iki hikayeden oluşan bir kitap. Anlatım, tasvirler çok güçlü. Bir cümleyi her okuyuşunuzda farklı birşeyler hissedebilirsiniz.
O yüzden bildiğimiz öykü kitapları gibi değil. Altı çizilecek cümleler olur ya kitaplarda, her defasında farklı bir anlam yüklersiniz. Tekrar okuduğunuz da ilk kez okumuşcasına etkilenirsiniz. Öyle bir kitap..
Ben beğendim. Okudukça merak uyandırmasından ziyade, elinizin altında duracak, zaman zaman açıp okuyacağınız bir kitap..
* "Yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gelgelelim güzel kadının her donuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş. Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen sonra Sergio''ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim en sevdiklerimden biridir.
* arka kapaktan alıntı

Diğer kitap
Sadakat / İnci Aral.. Mucizevi Mandarin ile birlikte okumaya başlamam biraz hata oldu ama sıkılmadan okudum. Hata olmasının sebebi her iki kitapta da karaketerler aşkı çok yoğun yaşıyor. Özellikle Sadakat.. Bir kadının saplantı haline getirdiği aşkını, korkularını, acılarını anlatıyor. Konu çok bildik, gerçek hayatta örneği fazlasıyla var ama anlatım ve tasvirler çok iyi. Anlattığı anı rahatlıkla gözümde canlandırabildim, sıkılmadan okudum.
* “Sesi olmayan bir ağzım olduğunu bilmiyordum. Sessizliğimin ne kadar yırtıcı olduğunu. Benim değildi o ses. Konuşan ben değildim. O yükselen alçalan, çözülen, fırıl fırıl dönen ve çıkış arayan haykırışlar benim olamazdı. Sözcükler yuvarlanıp yerlere düşüyordu ve ben nasıl olup da hep birlikte baş aşağı, aşağı, aşağı düştüğümüzü anlayamıyordum. Yeryüzünün neresinde bulunduğumu bilmiyordum. İçimi bulandıran nefretle kapıyı dövüyordum ve ellerimle boğmak, öldürmek istiyordum onları. Sadakatin yalnızca iyimserlik ve umuttan ibaret olduğunu böyle, kanatlarım ateşe tutularak öğrendim.”