2012 değişik bir yıldı. Biraz fazla şey sığdı içine, gerek var mıydı bu kadarına bilmiyorum.
Daha basit yaşayabilirdik sanki ama kıymetini bilelim diye böyle oldu belki de...
Geri dönüşü olmayan tek kayıp babaannemi kaybetmekti. Aklıma geliyor, çocukluğumu düşünüyorum. Fotoğrafına bakıyorum. Bazen hala evindeymiş gibi geliyor, bazen son zamanlarını düşünüp, iyi ki daha fazla yaşamadı diyorum. Öyle geçiyor işte...
Bunun dışındakiler çok da önemli değil artık. Yaşarken dünyanın sonu gelmiş gibiydi, şimdi unuttum bile o günleri. Attım gitti hafızamın gerilerine.
Ne gerek var ki zaten bizi üzen şeyleri tekrar tekrar düşünmeye.
.
Bir kitapta okumuştum ya da blog muydu hatırlayamadım. "Benim burada ne işim var" demeyeli uzun zaman oldu gibi bir şeydi. İşte tam da bunu artık ben de demiyorum. Eskiden o kadar çok diyordum ki, istediğim buymuş, mutluluğum da bundanmış gibi geliyor şimdi.

Erken uyanmak, erken uyumak, yorulmak, bir şeylere yetişememek eskisi gibi rahatsız etmiyor beni. Rutin oluşturunca daha kolay her şey.
Rutinden şikayetçi olmayan insan tipiyim, yine böyle olacak.
Eve taktım bu ara... Renk istiyorum, ben mutlu olduğuma göre tek düze olmamalı hiçbir şey.
Olabildiğince bunu da yaptım, sıkılmayacağımın garantisi yok tabii ki.
.
Yeni yıla kalabalık gireceğiz. Geçen yıl eşimle baş başaydık, o gün için en güzeliydi,
ayrılık başlayacaktı vs.
Şimdi evde ve kalabalık olma zamanı.
Bu yıldan tek beklentim her şeyin son bir ayda olduğu gibi devam etmesi.
Bir de geri dönüşsüz kayıplar olmasın.
Geri kalanlar yaşanıyor, unutuluyor, yenisi geliyor, o da unutuluyor.
Mutlu yıllar!