GÜZEL CUMA

30.10.09

"Günlerdir yok kek yapacaktım, yok kurabiye yapacaktım. Bugün geç oldu, yarın yaparım.. En iyisi hafta sonu yapayım" şeklinde erteleyip durdum kahve-çay yanı keyfimi..

{Görsel: we♥it}
Bugün nihayet emin adımlarla mutfağa doğru ilerledim ve uyguladım şu nefis tarifi. Hazırlık-pişirme ve etrafı toplama 1 saat sürdü. Şimdi ev mis gibi kokuyor. Bunca zaman niye üşendim bilmiyorum :) Zaten hep böyle oluyor, birşeyler için üşeniyorum, gözümde büyütüyorum, sonra yapmaya başlayınca öyle az zamanımı alıyor ki.. Sinir oluyorum kendime :)

Fotoğraf makinemin bozulduğundan bahsetmiştim bir ara, servise 3 hafta önce gönderebildik ve bugün tamir olduğunu haber verdiler. Tahmin ettiğim gibi lensi bozulmuş ve Tr.de henüz üretilmeyen bir model olduğundan lens yurtdışından gelmiş. Biraz tuzlu oldu ama aynı özelliklere sahip bir makine olmadığı için, daha düşük özellikler bile tamir parasından kat kat yüksek olduğu için yaptırdık. Öncelikli ihtiyaçlarımızı halledene kadar, makineme gözüm gibi bakacağım artık. Sonrasında Nicon alma hayalim var :))

Burada bir sineme bile yok biliyorsunuz. Birkaç defa yakındım galiba bu konuda :) Ürgüp'te varmış. Her zaman vizyon filmler oynamıyor gerçi, zaten sadece bir salon varmış ama Nefes Vatan Sağolsun gösterimde bu hafta. Fırsatı kaçırmayıp, yarın gideceğiz. Merak ediyorum filmi..


İşte böyle..
Hafta sonu herkes için çok güzel olsun. Bol bol eğlenin, dinlenin..
By-kush ve ben sevgiler gönderiyoruz sizlere :))

{today i will be happy}

27.10.09

Sabah uyandık eşimle. Kısa bir 'kahvaltıyı sen hazırla, hayır sen hazırla' atışmasından sonra birlikte hazırladık, yaptık. Sonra o gitti işe. Ben de bilgisayarın başına kuruldum. Evin temizlenmesi gerekiyormuş, ütüler birikmiş yine kimin umrunda :))

Bu yıl pazartesi sendromu yaşamıyorum. Çünkü Salı günlerim boş :)) Yıllar sonra öğrenmiş oluyorum ki pazartesi sendromuna iyi gelen tek şey salı günlerinin tatil olmasıymış. Gerçi bu durumda hafif bir adaptasyon sorunu yaşatıyor. Hafta sonu tatilinden sonra çalış, sonra yine tatil olsun. Sonra 3 gün çalış, tekrar tatil :)
Bir de bu hafta Çarşamba yarım gün, Perşembe bayram kutlaması var ama kısa süreli, Cuma da domuz gribi tatili olunca hepten lay lay lom bir haftaya dönüştü.

Domuz gribi demişken; korkmalı mıyız, korkmamalı mıyız?, aşı olmalı mıyız, olmamalı mıyız? bilemedim ben. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bu işin eğitimini almış Prof. Dr.lar bile ikileme düşerken, benim kararsızlığım normal sanırım. Okullarda Kasım sonuna kadar aşılama bitecekmiş ama veli izni gerekliymiş. Ne diyeceğiz ki veliye "Böyle böyle bir durum var, çocuğuna birşey olursa biz karışmayız mı?" Umarım herşey söylenti de kalır ve aşı gerçekten işe yarar. Ve de umarım ihmal kurbanı olmaz hiç kimse. Tabii ki basit önlemler de almak lazım; hijyen ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek yiyecekler yemek gibi..

Havalar ne kadar güzel gidiyor. Ben doğma büyüme karasal iklim çocuğu olarak, Ekim sonunu böyle hatırlamam hiç. Çoktan botları, kabanları giymiş olurduk. Gerçi bugün serinlemeye başladı biraz, önümüzdeki günlerde düşecekmiş sıcaklık. Bence düşsün artık; çünkü ne giyeceğim derdi tavan yaptı. Sürekli ince birşeyin üzerine hırka giymekten sıkıldım. Mont alsam mı almasam mı derdinden de :)

Birazdan Cumhuriyet Bayramı için konuşma metni hazırlayacağım. Müdür görev yazmış. Aslında söylemek istediğim çok şey var. Biraz özgür hissedebilsem kendimi, neler neler yazardım ama gayet korkak ve sıradan bir metin olacak; kutlu mutlu olsun şeklinde..

Öncesinde güzel bir kahve yapayım kendime. Yanında da bir kaşık nutella. Artık çok az yiyorum nutella.. Hafta sonları kahvaltıda birazcık, bir de böyle canım çok istediğinde bir kaşıkcık.. Bu günler geride kaldı :) Bir de nutella demişken, ne sarelle, ne çokokrem ne de diğer markalar.. Kesinlikle nutella gibi değiller!

Dün Elif'in şu yazısından sonra çok şaşırdım, şimdi dinliyorum yeniden. Belki ilginizi çeker sizinde. Ayrıca bu şarkıyı çok severim ben. Dinlemek istersiniz tıklayın lütfen ;)
Resim: we♥it

* LEYLA'NIN EVİ, LEYLA'YA

25.10.09

Bir güzel Zülfü Livaneli kitabı daha. İnsanı yormayan, sıcacık, kısa sürede etkisi altına alan, sürükleyici.. Sonunda da az biraz gözyaşı var. Çok beğendim, keyifle okudum ve kızdım yine kendime bunca zaman neden okumadım diye.

* Son sayfa, son cümle..

YİNE KEÇE, YENİ KEÇE :)

23.10.09


ÇOK HIZLISIN PTT

22.10.09


PTT'nin çalışma şeklini ben bir türlü anlamıyorum. İstikrar diye birşey yok. Ya erken gelir, ya geç gelir.Kargo kodu olduğu ve net.ten nerede olduğu göründüğü halde bulamazlar.
Hong Kong'dan 2 gün içinde İstanbul'a gelen Strawberrynet paketim, Türkiye içinde elime 1 haftada geçti. Hong Kong mu yakın, İstanbul mu uzak bilemedim!
Neyse ki paketin içinden çıkanlar yüzümü güldürdü. Hatta bayıldım, özellikle çantaya. Makyaj çantası kendisi aslında ama ben kıyamayacağım. Güzel bir elbiseyle kullanırım yaza :)
Farın renkleri zaten çok güzel ve kullanışlı, ruj pembemsi bir renk verdi ki her zaman kullanılır, pudrayı da allık olarak kullanmak daha güzel olacak; çünkü parıltıları çok hoşuma gitti. Rimeli kullanmadım ama güzeldir o da :))
İyi ki varsın Strawberrynet :))

SAYENİZDE BAŞLIYORUZ !!!

15.10.09

Sadece paylaşmaktı amacım; ama yardım isteseydim sizlerden ve sonrasında ki mailleri-yorumları alsaydım, inanın bu kadar mutlu olmazdım.
Yapamayız diyordum önce. Sonra, olsa bile art niyetli bir sürü insan var; üzerler, sürekli birilerine hesap vermek zorunda kalırız diye düşündüm ama sizler öyle iyi niyetli ve candansınız ki.. Bu işe girişmenin hiçbir olumsuz yanının olmadığını biliyorum artık.
Okul müdürümüzle görüştüm. Durumu anlattım. Herkese yetemeyeceğimizi biliyorum; ancak öğrencilerin en çok neye ihtiyaçlarının olduğunu sordum. Şaşırdı önce, sonra çok sevindi tabii ki.. Kendisi de bu konularda oldukça hassas anladığım kadarıyla.
Kırtasiye yardımı olabilir diyordum ben ama müdürümüz en büyük ihtiyacın kışlık mont ve ayakkabı olduğunu söyledi.
Önceki yıllardan anılarını anlattı. Şimdi bunları anlatıp üzmek istemiyorum kimseyi, zaten amacım demogoji yapmak da değil kesinlikle.

Uzun lafın kısası bu kış için 7-14 yaş arası kız ve erkek çocuklar için ayakkabı ve monta ihtiyaç var. Kullanılmış, çocuklarınıza küçük gelenler de olabilir. Kaliteli ayakkabı veya mont olması da elbette gerekmiyor. Öncelikli amacımız elimizden geldiğince kışı sıcak geçirmelerini sağlamak.

Ben henüz hangi öğrencilerin gerçekten, öncelikli olarak ihtiyacı var bilemiyorum, yeni geldiğim için. O yüzden yardımlarınızı doğru kişilere müdürümüz ulaştıracak. Bu konuda içiniz rahat olsun lütfen!

Şimdi beni bu konuda cesaretlendiren;

Başka çocuklar için yaptıkların daha taptazeyken, özel hayatında onca şeyle uğraşırken ve daha yorgunluğun geçmemişken, gece gündüz demeden gösterdiğin çaba, iyi niyet ve insanlık için;
Binlerce kere teşekkür ederim.

Her fırsatta çocukları sevmediğini söyleyip duruyorsun ya, keşke herkes senin kadar çocukları sevmesese, cadı ve uyuz olsa :)
Hasta halinle gecenin bir yarısı beni cesaretlendirdiğin için binlerce kere teşekkür ederim.

Anne olmak başka çocuklar için de, en az kendi çocuğu kadar hassas olmak galiba.. Dile benden ne dilersen diyecek kadar koca yüreklisin sen.. Hep birlikte güzel birşey başaracağız değil mi? Konuştuğumuz gibi tek bir çocuğu bile gülümsetmek dünyalara bedel.. İyi ki varsın canım benim..
Sana ve eşine binlerce kere teşekkür ederim.

Her türlü ihtiyaç için "Abla" demen yeterli dediğin için, zaten dünyaları verdin bana..
Sana da binlerce kere teşekkür ederim.

Öğrencilerin her biri için kalemlik yapmayı istedin ya bir sürü özel işin olduğu halde benimle paylaşıp, destek verdiğin için sana da binlerce kere teşekkür ederim.

İşte böyle.. Tek tek isim yazamasam da her bir mail, her bir yorum inanın çok değerli benim için.. Çünkü onlar sayesinde cesaretlendim ben.. İyi ki varsınız !!

Umarım güzel şeyler başarabiliriz. Sizleri sık sık bilgilendireceğim konu hakkında. Sormak istediğiniz herşey için nazoyla@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz bana.

ÖNCEKİ YAZI, KİTAP, DİZİ VS.

13.10.09

Bir önceki yazımda sadece paylaşmak istemiştim gördüklerimi ama öyle iyi niyetli ve duyarlısınız ki.. Çok mutlu ettiniz beni.. Tekrar tekrar teşekkür ederim. Ne yapabiliriz henüz bilmiyorum, her türlü fikre açığım bu konuda..
***
Salı günleri dersim yok. Hafta sonundan sonra bir gün işe gidip, tekrar tatil olması iyi mi kötü mü bilemedim :) Hafta sonu nasıl geçiyor anlamıyorum ben ama bugün sıkıldım sanki evde :) Biraz temizlik, sonra yemek, azıcık keçe, sonrasında da çarşı işi.. gün bitti.. Bir de insan evde olunca, sürekli gözüne birşey batıyor. Orası tozlu, burası yamuk vs. Ruh sağlığım için iyi ki bir işim var dedim bugün :)
***
Şuan Bu Kalp Seni Unutur mu? adlı yeni diziyi izliyorum. Konusu ve oyuncuları izlemeye değer kılıyor. Umarım beklediğim kadar güzel olur. Zuhal Olcay'ın en sevdiğim şarkılarından birini kullanmışlar ayrıca..
D. Seki'nin seslendirmesini buldum ama kesinlikle Zuhal Olcay'dan dinleyin, en azından benim için ;)
***
Okula servisle gidip gelmenin en güzel yanlarından biri kitap okuma fırsatının olması. Gün içinde zaman bulamasam bile serviste mutlaka okuyorum. Nermin Bezmen'in son kitabını bitirdim bu hafta.. Hani şu çok eleştiri alan "Bizim Gizli Bahçemizden". Yaşadıkları için, çok doğru yapmış, bravo diyemem belki ama yaşadığı aşkın gerçek olduğuna inanıyorum. Ben pek sevmem, aşk meşk konulu kitapları ancak bu kitaptaki en ufak söz bile rahatsız etmedi beni.. Gerçekten tutkulu bir aşkmış Pamir-Nermin aşkı, vay be diyerek okudum.. Bu arada bu kitap KültürTv indiriminden aldığım kitaplardan biriydi. Verdikleri sürede geldi, her hangi bir sorun yaşamadım ve iyi ki almışım. 40 liraya, kargo dahil 5 kitap almış oldum :) Bu arada KültürTv'de sık sık farklı indirimler oluyor. Takip etmek de fayda var.
***
Okuduğum diğer bir kitap "Koloni". J. C. Grange bu kez biraz yanılttı beni. Daha doğrusu diğer kitaplarında aldığım tadı alamadım ama yine de güzeldi. Grange yeni bir kitap daha çıkarsa, alır mıyım? Evet. Yalnızca bu kez beklentilerimin altında buldum ya da ben çok şey bekledim, bilemiyorum. Yine  de okumaya değer kesinlikle, kurgu öyle yabana atılacak gibi değil :)









BİR KÖY VAR UZAKTA

10.10.09

Köyümden bahsedeyim bugün, çocuklardan..

Eylül 1'den bu yana, 5 haftadır gidip geliyorum. Öğrencilerle de 2 haftalık bir tanışıklığımız var. Yaşımın onlara çok uzak olmaması sebebiyle kaynaştık hemen. Öğretmen arkadaşlarımla da öyle.. Hani hep diyordum ya en az eski okulum kadar iyi olsun herşey diye.. Gerçekten çok memnunum {nazar değmesin}

İlk atandığım yıl kısa bir süre küçük bir ilçede çalışmıştım. O zaman ki öğrencilere üzülürken, bunlar onlardan bile kötü durumda her bakımdan..

Fakirlik öyle zor ki.. Birbirine yakın 3 köy var.. Çocukların dünyası sadece 3 köyden ibaret.. Yakın olmasına rağmen şehre 6 ayda bir, belki senede bir gidiyorlarmış.

Okulun bilgisayar odası yok maalesef ve çocuklar için internete girmek ütopik bir durum. Köyde internete girebileceğiniz bir yer var mı diye sorduğum bir sınıfta "Gamzelerde var öğretmenim" diye cevap aldım. Düşünün Gamze'nin çocuklar arasındaki fiyakasını.

Malzeme istediğim bir sınıfta, alamayacak durumda olan öğrenci parmak kaldırdı. Dedi ki; "Öğretmenim bizim köyde para sorunu var?" Nasıl yani dedim. "Babalarımız çalışıyor çalışıyor, paralarını alamıyor" dedi. Diyecek birşey bulamadım tabii ki.. Sen de baban parasını aldığında alırsın falan diye kapattım konuyu.

Yazmaya başlayınca unuttuğum pek çok şey oluyor akşama kadar. Her seferinde üzülüyorum.. Mesela en çok üzüldüğüm şeylerden biri minicik ellerinin çatlak ve yara oluşu.. Çünkü sürekli tarladalar.. Belki bizim yapamayacağımız işleri yapıyorlar hergün.. Sonra ne oluyor, unutup gidiyorum.. Başa gelmeyince, çok da anlaşılmıyor onların ne çektiği, hissettiği.. Daha da fecisi bu çocukların durumunun, ülkemizdeki pek çok çocuktan daha iyi olduğunu bilmek.. Bizimkilerinin tek sorunu parasızlık.. Terör yok, köyün şartları diğerleriyle kıyaslandığında kötü değil..

Öyle işte.. Bir onların çocukluğuna bakıyorum, bir kendi çocukluğuma.. Onların yaşında benim tek derdim, barbi bebeğimin kolunun kopması falandı galiba.. Şükrediyorum sahip olduğum herşey için..
Resim:şuradan

Bloguma {♥♥}

9.10.09


Blogcuğum,

2. yaşını geride bırakıyorsun bugün :)
Geçen zamanda boyundan büyük marifetlerinle ne güzel şeyler kazandırdın bana,
Ve ben yaşına bakmadan ne çok yüklendim sana; ama aferin, geldin üstesinden herşeyin...
Hafiflettin beni!

Nice senelere !!
Bundan sonra da nice arkadaşlar getir bana,
yeni yeni hayatlar,
deneyimler...

Seni, senin sayende tanıdığım herkesi seviyorum!

KAPADOKYA

2.10.09

Geçen hafta sonu arkadaşlarımız buradaydı. Evimizin ilk yatılı misafiri oldular. Onların sayesinde biz de gezdik Kapadokya'yı :)
Yıllar önce üniversiteyi kazandığım yaz, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün düzenlediği kampa katılmıştım. İlk o zaman gördüm buraları. Öyle kapsamlı bir geziydi ki; 10 gün boyunca her yeri gezdik, her bacaya girdik, yedik, içtik, eğlendik ve çok çok cüzi bir para verdik. Hala daha varsa bu kamp gönderin çocuklarınızı :)
Sonra üniversite 3. sınıfta eşimle okul düzenlediği geziye katıldık. O zaman da çok gezmiştik ve şimdi burada yaşıyoruz :) Bilseydik Karadeniz'i aradan çıkarırdık o zamanlar :)
Neyse yine gezdik hafta sonu ve ben yine  çok beğendim. Değişik bir havası var Kapadokya'nın. Mistik, otantik.. Biraz da şehir merkezi nasibini alsaydı hiç fena olmazdı ya bu başlı başına bir yazı konusu olur :p
Hem gezmek, hem de arkadaşlarla birlikte olmak çok iyi oldu. İnsan böyle sevdiği, anlaştığı, eğlendiği, aynı dilden konuştuğu, eskiden birçok şey paylaştığı birilerini hep yanında istiyor. Keşke uzak olmasalar ama bu kadarına da şükür diyoruz. İyi ki geldiniz Ş. & E. ! Baharda İstanbul'da görüşmek üzere ;)
Fotoğrafları ayıklamaya o kadar çok üşendim ki; şimdilik bunları koydum. Nasılsa bundan sonra daha çok peri bacası fotoğrafı ve yazısı görür bu blog :)
Ve de herkes mutlu bir hafta sonu geçirir umarım.
Biz Ankara'ya gidiyoruz sabah :)