BARİ GEZİ NOTLARI

30.9.15

Son gün sabah erkenden otelden ayrıldık ve önce shuttle bus ile tren garı, ardından trenle Bari'ye gitmek için yola çıktık. Türkiye uçağımız 15.30'daydı, havaalanına gidiş süresi, bagaj işlemleri vs. çıkınca 3 saatlik bir zamanımız vardı Bari'ye ayırabileceğimiz. O yüzden modern şehri, ünlü alışveriş caddesini hızlıca geçerek, Eski Bari'ye ulaştık. Bari Güney İtalya'nın Napoli'den sonraki 2. büyük şehri. Bari Vecchia şehrin eski bölgesi, dolayısıyla turistlerin de uğrak noktası. Zaten gezip görülmesi gereken yerler de bu bölgede (Bari Katedrali, Adalet Sütunu "Colonna Delle Giustizia" ve Aziz Nikola Bazilikası) ancak geleneksel hayat da sürüyor ve bölgeyi ilgi çekici yapan da bu sanırım. Sokaklar çok çok renkli...
Balkonların bir kısmı bir sürü bitkiyle dolu, diğer kısmı da çamaşırlarla... 
Bari deyince aklıma ilk gelecek şey balkonlarda asılı çamaşırlar olacak kesinlikle! 
Sokak satıcıları, oyun oynayan çocuklar, kapı önlerinde ya da balkondan balkona muhabbet eden kadınlar, bisiklete binen gençler diğer eğlenceli Bari detayları...
... ve tüm sokaklarda orecchiette yapan kadınları görmek olağan. Orecchiette kulak memesi şeklinde bir makarna türü. Türkçe'de de "kulakçık" gibi bir anlamı varmış. Zaman darlığından pişmiş halinin tadına bakamadım ancak bence her makarna gibi güzeldir eminim ^^ 
Bari, Adriyatik Denizi kıyısında bir liman şehri ayrıca ve Lungomare'de Bari'nin kordon boyu. Burayı da turlayıp, hatta banklarda biraz soluklanıp dönüş yoluna geçtik. 
Puglia bölgesi İtalya'nın bambaşka yüzü ve güzel kıyıları, küçük kasabaları, lezzetli yiyecekleri ile görülmeye değer ve geniş bir zaman ayrılmayı hakkediyor.
Biz damağımızdaki tat ile ayrıldık maalesef. 
.
Ciao Puglia 
.
Twitter'da severek takip ettiğim @varunagezgin "seyahat aşkı en umut verici yaşam belirtilerinden birisidir" demişti. 
Mecburi bir iş seyahatiydi belki ama iyi geldi uzaklaşmak. 

OSTUNİ GEZİ NOTLARI II

29.9.15

Sabah fotoğraf çektiğimizi söylemiştim. 
İyi ki uykumuza kıymışız o gün çünkü hava kararmadan gezme fırsatımız olmayacakmış bir daha.
Yunan adalarını andıran beyaz badanalı evler, helezon şeklindeki merdivenler ve onlarca çeşit kaktüs ile Ostuni sürprizlerle dolu sevimli bir kasaba olarak hafızalarımıza kazındı.
Minik hediyelik eşya dükkanlarından çok farklı şeyler bulamadık maalesef. Akdeniz, Ege'de aşina olduğumuz hediyelik eşyaların aynısı orada da vardı. Magnetler bile çok farklı değildi ama aldım. Gittiğim yerlerden almayı tercih ettiğim ve sevdiğim tek şey magnet zaten. 
Market alışverişleri ayrı tabi ^^
Farklı kaktüs çeşitlerini ve tüm boylarını gördüm sanırım, her biri saksılarıyla eve getirme hissi uyandırdı.
Son seminer günü de tüm grup sahili gezdik. Çok rüzgar vardı ama görmemiş olmayalım diye gittik. Adriyatik Denizi'ne de ayağımız sokmayacak değildik herhalde :p 
Ayrıca 2000 yıllık zeytin ağaçlarının olduğu zeytin bahçelerini görüp, zeytinyağı yapım aşamalarını izledik. Aklımızda kalacak güzel deneyimlerdi. 
Yarın kısa Bari turumuz var.

OSTUNİ GEZİ NOTLARI I

28.9.15

Ostuni, çizmenin güney ucundaki Puglia bölgesinde bir tepenin üstünde kümelenmiş, beyaz kireç badanalı evlerden oluşan küçücük bir kasaba. 
Çevresinde de Polignano A Mare, Unesco Dünya Mirası listesinde koruma altına alınan huni şeklinde taştan yığma çatılı evleriyle Alberobello, surlarla çevrili eski bir şehir olan Martina France isimli minik minik masal gibi kasabalar var ama biz ne yaptık tabi ki hiçbirini göremedik! 
Yoğun bir seminer programımız vardı ve kısıtlı sürede sadece Ostuni'yi gezebildik. 
Hatta bir gün sırf fotoğraf çekmek için sabah 8:00-9:00 arası sokaklardaydık.
Otelimiz (Ostuni Palace) merkeze yürüme mesafesindeydi, yol boyu solumuzda taş evler, kaktüsler, sukkulentler, güzel balkonlar, sağımızda ise zeytin bahçeleri ve tepeden görünen Adriyatik Denizi manzarası ile 10 dk.da ulaşılıyordu merkeze.
Bu fotoğraf bana Roma'yı anımsatıyor her gördüğümde. Bir de bu minik arabalara, hatta smart'lara bayılıyorum. Lüks araba tutkularının olmaması şehrin sevimli bütünlüğünü bozmamaya büyük katkı kesinlikle!
Burası şehrin meydanı. Kaybolmak neredeyse imkansız, bir şekilde bu meydana {Piazza della Liberta} çıkıyorsunuz. 
Meydanın biraz ilerisinde Dellia'nın sergilendiği Monacelle Kilisesi var, giriş ücretsiz. 
Dellia, 25000 yıl önce yaşamış hamile bir kadının iskeleti.
Beyaz taş evler, dar sokaklar, helezonlu merdivenleri ile Ostuni Gezi Notları II yarın... 
.
Arrivederci!

ŞEHİRDE PAZAR | SEĞMENLER PARKI

27.9.15

Haftasonları (özellikle pazar günleri) avm.lere gitmek en nefret ettiğim şeylerin başında geliyor artık. 
Hani sana istediğin herşeyi alacağım diyen birisi olsa hafta sonu o kabin kuyruğuna girmem, o kalabalık mağazalara adım atmam derim. O kadar sıkıldım. O yüzden havalar güzel gidiyorken parkların tadını çıkarmak en güzeli. 
Ankara'da bir pazar günü şehirden uzaklaşmadan, temiz hava solumanın en güzel yolu da tabii ki Seğmenler Parkı ^^
Bir de sonbaharı yaşayamasak da yapraklar sararmaya başlamış. Çok sevindim.
Sonra hemen yakındaki Cafe Eclair'de kahve molası ve eve dönüş. 

KAHVE GÜNLÜKLERİ | NO.6

26.9.15

Evim, Ankara *-*
Gravite Coffee, İstanbul
Müz, İstanbul
Fil Books, İstanbul

RUTİN

19.9.15

Günlerin çabuk çabuk geçmesi en istediğim şeydi. Eylül başından beri herşeyi hızlandırılmış yaşıyorum, tam istediğim gibi. Durup düşündüğümde çok yorgunum, hem bedenen, hem ruhen ama tercihim hızdan yana. 
Seminer dönemi yine tüm gereksizliği ile başladı ve bitti. Ben bu arada evimi düzene soktum, misafir kabul ettim. Sonra artık her tatilde olacağı gibi soluğu annemlerin yanında aldım. 
Onları daha iyileşmiş gördüm. Hiçbir zaman tam olarak iyi olmayacaklarını biliyorum ama daha kabullenmiş görmek sevindirdi beni. Hatta annemle dışarı bile çıktık, onun isteği ile. Çok vakit geçirmedik ama ben zorlamadan onun isteği ile çıkmak önemliydi benim için. 
Şimdi ise yine evimdeyim. Çünkü önümüzdeki 3 gün İtalya'da olacağım. Yine iş için. Nedense bu kez hiç istekli ve heyecanlı değilim. Biraz zamansız oluşundan sanırım. Gidelim de bitsin diyorum, bakalım... 
Mutlu haftasonları!

MÜZ | İSTANBUL

17.9.15

Müz son zamanlarda gördüğüm en farklı kafe. Bitki cenneti desem daha doğru olur belki de.
Küçük bir kahve tezgahı var. Kahvenin yanında küçük sandviçler, browni, çay seçeneği de var. 
Geri kalanlar ise bir sürü güzel bitki, güzel kokulu mumlar, teraryumlar, doğal taşlardan yapılmış takılar... 
Bu arada kullandıkları kahve markası Petra, çay ise Kusmi Tea.
Dekorasyon çok sade ve bitkilerin yarattığı atmosfer o kadar güzel, o kadar doğal ki, insana mutsuz olma hakkı vermiyor. Huzur depolayıp çıkıyorsunuz. Çıkarken dilediğiniz bitkileri yanınızda götürme şansı da var, satış yapıyorlar. Benim beğendiğim kaktüsler ve sukulentler vardı ama taşıma sıkıntısı olacağı için hiç girişmedim. 
Bir de alt katta atölye çalışmaları düzenleniyormuş. Teraryum çalışmasına katılmak çok eğlenceli olabilirdi. 
İstanbullular uğrayın!

Hayriye Cad. No: 18/A 
Çukurcuma / İstanbul