KORKMA İNSANCIK KORKMA

27.2.10


Kitapla ilgili yorumları karıştırırken, şuan hatırlayamadığım bir yerde e.r.otik öğeler barındıran bir kitap olduğunu okumuştum. Hatta biraz önyargılı bile yaklaştığımı söyleyebilirim. O yüzden alalı 2 ay oldu; ancak okuyabildim. Şimdi öyle çok gülüyorum ki bu ifadeye..
Korkma İnsancık Korkma görüp görebileceğiniz en iyi aşk romanlarından biri bana göre!
Sürükleyici, yalın vs. oluşu zaten okunur kılıyor ama en çok hüzünlü oluşunu sevdim..
Son sayfasını okuyunca, öylece kaldığınız romanlar vardır hani veya en çok sonundan etkilendiğiniz filmler..
Ya da bazı filmlerde gerçekmiş gibi, o an orada yaşıyormuşsunuz gibi hissedersiniz; bittiği an adapte olamazsınız gerçek dünyaya..
İşte öyle bir kitaptı.. Dümdüz baktığınızda aykırı bir konu ama kesinlikle çok etkiliyici bir anlatım tarzı var yazarın.. 
Bir sürü de Rumca kelime var; çok eğlenceli bir dil Rumca..
Mutlaka okuyun derim!

VOGUE TÜRKİYE


Aldım, okudum, merakımı giderdim. Aferin bana..
Bence güzel bir dergi olmuş.
Bir moda dergisinden ne bekleniyorsa fazlası var ama ben farklı moda dergileri ile ayırt edemem.
Bu da bilirkişi olmamamla ilgili olsa gerek..
En sevdiğim sayfaları öncü modacıların Vogue Türkiye için iyi şans dilekleri..
Zeki Müren ve kıyafetleri..
Ve  de 1944'ten bu yana Vogue'un Türkiye'nin değişik yerlerinde (Pamukkale, Kapadokya, İstanbul, Nemrut, İzmir) yaptığı çekimler..
Hafta sonu, evde, kahvenize eşlik etsin!
İyi okumalar herkese..

FOREVER 21 CİCİLERİM GELDİ :)

23.2.10

Hersey yandaki Maybelline SPF 18 güneş koruma faktörlü krem fondotenin Türkiye'de olmaması ile başladı. Geçen yıl Banu'nun tavsiyesi üzerine almıştım ve çok memnun kalmıştım. 6 dolar ve fiyatına göre performansı yüksek bir ürün bana göre. Cildim de pul pul bir görüntü olmuyor ve kapatıcılığı gayet güzel. Neyse Ebay'den alayım falan derken eşim de parfüm alıp, Amerika'da yaşayan arkadaşına gönderecekti; bir ara o bana getirir diye. Ben de alıp, oraya gönderdim. Sonra ben ipin ucunu kaçırdım. Forever 21'den sepete attığım cicileri almaya karar verdim. Onları da oraya gönderdik. Sonra başka bir arkadaşın Tr.ye geleceğini öğrendik ve O'nun sayesinde kavuştum aldığım herşeye ;)
İpin ucunu kaçırdım ya bir kere, çanta da aldım. Aldıklarımı içine koyar getirir diye o_O 
Kahverengi saplı, kot çanta. Kullanmak için sabırsızlanıyorum. 
Kolye, yüzük, küpe alırken Forever 21'i tek geçiyorum. Farklı, eğlenceli, ucuz, renkli.. Daha ne olsun ;)
Tr.ye gönderimleri de var. 100 dolar ve üstüne kargo ücreti 35 dolar.
Aldıklarımın hepsinin fotoğrafını çekmedim ama en çok sevdiklerim aşağıda.
Kolyeye görür görmez vurulmuştum. Kafeste sallanan bir kuş.. Hareket ettikçe şıkırdıyor ;) 
Matruşkayla Shopping Mage sayesinde tanıştım. Kendisine teşekkürü borç bilirim.
Ve de papağan görünce bayılıp, incemeden sepete attığım, sonra ikili olduğunu öğrendiğim yüzüğüm. İki tane halkası var, iki parmağa birden takılıyor. Kullanamam diyordum ama öyle olmadı.
Şuan için en sevdiğim yüzüğüm bu :)
İşte böyle..
Açgözlülüğümün tavan yaptığı yazımın sonuna geldim.
İlk defa takı sahibi olmuş kadar mutluyum napıyım :p
Şimdi ders çalışmaya gidiyorum, perşembe sabah tez savunmam var.
Yarın iş çıkışı Ankara'ya gidiyoruz eşimle.
Bana şans dileyin, umarım sorun olmaz ve bitiririm artık..

HERSHEYLER ALIŞVERİŞİM VOL.3 & HERSHEYLER'S GIVEAWAY

Yukarıdaki ciciyi ve bunu aldım yine İnci'den. Gökkuşağı pixel serisinden.. Şeker gibi değil mi?
Daha fazlası için adresi biliyorsunuz ;)
Ve İnci yine hediye dağıtımına çıktı :) Bir sürü güzel şeye tek bir kişi sahip olacak ya, belki bu kez benim olur diye şansımı denemek istiyorum. Siz de katılmak isterseniz zıplayın!

“LOVE IS A FRAGILE BUTTERFLY...”

20.2.10

Epeydir okumuyordum Ayşe ARMAN
Bugün eski-yeni tüm yazılarını okudum ve şu yazısında takılı kaldım.
Ne zaman olur bilmiyorum ama yapmak istiyorum öyle bir albüm..
Polaroid makinem vardı benim.. Annemlere gittiğimde getirilecekler arasında artık!

Görsel: weheartit

CUMARTESİ

11.00'de uyanmak
Kızarmış ekmek, beyaz peynir, çay, domates, ahududu reçeli, zeytin ezmesi, nutella, krep;
bunlarla upuzun vakit geçirmek, hepsinin tadına doymak..
paha biçilmez :)
Krep nasıl mı yapılır?
1 su bardağı süt, 1 su bardağı un, 1 yumurta çırp; krep tavasını birazcık yağla, ısıt;
karışımdan bir kepçe dök; ters yüz ederek pişir!
Sonra nutella, bal ya da reçelle ye; peynirle de olabilir tabii ki ama ben en çok nutellalı seviyorum..

KÜÇÜKKEN... / MİM

16.2.10

Benim için biraz eğlenceli, biraz duygusal ama cevaplamaktan çok zevk aldığım bir mim geldi.

1. Mimleyen kişiyi ve linkini vermemiz gerekiyor ilk maddede...
Çillicim teşekkür ederim tekrardan...

2.Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu?
Çok fazla şey var, çünkü ben ne öğrendiysem, bugün neysem ailemden öğrendim. Anne-babama çok düşkün bir çocuktum, hala öyleyim. Kitap okumak diyebilirim mesela.. Ortaokulda siyasete merak sarmıştım :) Solcu bir babanın kızı olarak; nedir, kimdir, herşeyi merak ederdim. Babam oturtup karşısına anlatmazdı bana, kitaplar alırdı. Okurdum bende.. Sonra sorardı bir de öğrendin mi diye :)
Tabii ki sadece siyasi kitaplar değil; bir sürü kitabı vardı O'nun.. Aslında annemlerden getirmek istiyorum, her biri hazine değerinde..
Babamla maçlara, çarşıya, pazara, arkadaşlarının iş yerlerine vs. her yere giderdim. Kendimden büyüklerle de iyi anlaşmam o günlere dayanıyor galiba..

3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
Renkli, sert plastikten çiviler vardı. Beyaz delikli bir aparata o çivileri batırarak şekiller oluştururduk ve biz bu oyunu rahmetli dedemle oynardık. O bana çiçek, ev, araba yapardı. Sonra yap-bozlar vazgeçilmezimdi. Çeşit çeşit vardı. Okullu olduktan sonra da ip.. İp atlamaktan bacaklarım mosmor olurdu. Lastik diye bir oyun vardı ya hani.. Bilenler vardır mutlaka :)
4.Sokakta oynar mıydınız?
Oynamaz mıyım.. Ben de sokakta büyüyen çocuklardanım :) Evimiz, bol çocuklu ve 13 bloktan oluşan bir sitedeydi. Haliyle oyun alanı da çoktu, arkadaşta.. Sokakta oynanan tüm oyunları bilirim. Ezan okununca eve girerdik biz :) Anneler ezan okunuyor hadi diye bir bir cama çıkardı.. Eve giriş zili gibi birşeydi o zamanlar :) Yazın gece de çıkardık, yemekten hemen sonra saklambaç oynamaya. Biraz büyüyünce tavla oynamaya başladık kapıların önünde.. Sonra basketbol geçmişim var tabii ki.. Lisanslı bir oyuncuydum ortaokul-lise boyunca.. Bilekliğim, basket topum, şapkam, şortum ve spor ayakkabılarım ayrılmaz parçalarımdı o zaman :)

5.Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
Ben de Çilli gibi annemin çalışmasaydı keşke diyeceğim.. Bu içimde yara oldu hep.. Çalışan anne çocuğu olmak gerçekten zor. Okuldan gelince evde kimsenin olmaması, yemeğini kendin yemek zorunda olman.. Daha küçükken annem 4'te evde olurdu ve ben 5 yaşımda falan saatleri öğrenmiştim. Annemin geliş saati yaklaşınca camda beklemeye başlardım. Geç geldiği zamanlar ağlardım. Evde babannem-dedem olurdu ama annem başkaydı tabii ki..

6.Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…
Benim dudağımın çaprazında kırmızı, minik bir lekem var. Halk arasında annesi hamileyken canı çilek (gül reçeli diyenlerde oldu) istemiş, yememiş deselerde öyle değil tabii ki.. Kılcak damar fazlalığı diye geçiyor tıpta. Tenimin o kısmı kırmızı çizgi şeklinde. Annem ve babam o lekenin zararsız ve aslında güzel birşey olduğunu öyle güzel empoze etmişler ki bana; ben hiç özgüven eksikliği yaşamadım o konuda Çünkü yolda burnun kanıyor diye durduran teyzeler olurdu, küçükken arkadaşlarım sorardı, kimileri yanmış derdi. Ben hiç birini takmazdım.
Hatta geçenlerde, bir alışveriş merkezinin tuvaletinde bir kız burnunuz kanıyor dedi. Hayır dedim. Kanıyor hanımefendi, baksanıza dedi. Kanamıyor, kan değil o. Hem kanasa neden yandan aksın ki dedim ben de :) Çünkü burnumun hemen altı değil :p

7-Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…
Var var olmaz mı :) Kısa bir ana sınıfı geçmişim var. Kutu kutu pense diye bir oyun vardı ya, işte o oyunu oynarken, salak bir çocuk benim için arkadaşım kepçe arkasını dönsün dedi. Bana kepçe dedi diye okuldan kaçtım :) Anneme çok kızdım saçlarımı kısa kestirdiği için. Kulaklarım ortaya çıkmıştı çünkü. Aslında aşırı bir kepçeliği yok ama hafif dışa doğru diyelim :)) O gün bugündür, kulaklarım saçlarımın arkasındadır ve saçlarım kısa değildir :)

Ben kimi mi mimliyorum; Zeynepcim ve Tukucum ;)

KİBRİT KUTUSU OYUNU

13.2.10

İşte benim kibrit kutum da bu; demek isterdim ama diyemiyorum. Çünkü ben oyunda minik bir değişiklik yaptım ve sakız kutusu süsledim. Oyuna katıldığım zaman biliyordum aslında başıma geleceği; yapmaya başlayınca denedim ama olmadı. Ben de kibrit kutusuna benzer sakız kutusu aldım. Küçüklüğümden beri kibrit kutusuna dokunamam, daha doğrusu tiksinirim. Nedenini hiç bilmiyorum. Islak gazete kağıdına da dokunamam mesela. Her insanın böyle garip özelliği vardır öyle değil mi?
Konumuza dönecek olursak; şurada duyurduğum sevgili Kelebek Atölyesi'nin düzenlediği etkinlikte sona geldik. Eşler belirlendi, herkes birbiriyle iletişim kurdu. Benim eşim Evimin İncileri Belgin. Biz bugün gönderiyoruz birbirimize. Hatta birazdan çıkacağım evden.
Sakız kutumu keçe ile kapladım -aman ne şaşırtıcı :p- İçine minik hediyemi de iliştirdim. Umarım beğenir Belgin Hanım..
Kelebek Atölyesi'ne de bir kez daha teşekkür ediyorum; hem bu güzel organizasyon için, hem de pek çok farklı kişiyle bizleri tanıştırdığı için..

MİYUM ♥

12.2.10

Miyum Ezgi'nin sevdiği, beğendiği, el yapımı oyuncakları paylaştığı bir blog..
Tam olarak oyuncak blogu..
Kendisi de yapıyor oyuncaklar; daha önce yazmıştım {le petit yubbié}
Ezgi blogunda Crafts by Nazo'dan bahsetti.
Yaptığım şeyleri beğenmesi, blogunda paylaşması mutlu etti beni :)
Siz de onun beğendiği oyuncaklara bakmak istiyorsanız blogunda gezintiye çıkabilirsiniz.
Oyuncakların hiç biri sıradan değil ve ben bayılarak izliyorum.

YİNE RAPORVARİ BİR YAZI & BAGIE BAG

2.2.10

Önceki akşam evime döndüm.. 6 gün kalmış oldum annemlerde ama hiçbir şey anlamadım bu kez.. Mahrumiyet bölgesinde yaşıyor gibi gezmenin yanında, alışveriş, kişisel bakım vs. tüm işlerimi hallettim. Saçımı boyattım; yine bakır.. Aslında tam bakır değil; karamele daha yakın. Bu rengi çok tuttum 4. kez aynı renge boyanmış oldu saçlarım.
*
Annemle alışveriş çok zevkli.. Bana ne yakışır, ne yakışmaz en iyi o biliyor.. Daha denemeden al ya da alma diyebiliyor. Mor bir elbise aldım. Normalde kıyafette mor pek tercih etmem nedense ama beğendim ilk defa. Bir de kürklü bir yelek aldım. Giymem dediğim iki şey.. Şaşırdım doğrusu kendime ama annem pek memnundu.
*
Tatil boyunca 12 tane taç yaptım. Daha öncekilerden.. Birikmiş siparişlerim vardı, bugün hepsini gönderdim. Sıradakilere başladım şimdi. Bazen ürünleri 2. defa yapmasam mı acaba diyorum. Çünkü hem yeni şeyler üretmeye vakit kalmıyor, hem de bir üründen 7-8 defa yapmak bunaltabiliyor.
Hobi işleri doğru dürüst para kazandırmıyor; kazandığın doğruca malzemeye gidiyor genelde ama manevi açıdan çok doyurucu.. Niye uğraşıp, kendini yoruyorsun diyenler de bunu anlamıyor bir türlü..
*
Akşama kayınvalide/peder ikilisi geliyor. Bir süre bizde kalacaklar.. Biraz panik havası hakim bende :) İlk kez gelecekler, belki ondan.. Belki annem olmadığından.. Ev hazır, yemek hazır, ben de hazır sayılırım :)
*
Günler önce outletim.com'dan NY temalı Bagie Bag aldım. Normal satış fiyatının yarısıydı, hemen atladım :) Bildiğiniz kağıt görünümlü şuan. Hiç kullanmadım daha.
Sitesinde şöyle yazıyor hakkında;
"Bagie kağıt benzeri ama kağıt olmayan, yırtılmaya dayanıklı, Tyvek isimli bir malzemeden üretilen, çok hafif, 12 kiloya kadar taşıyabilecek sağlamlıkta, ıslanmayan, elde yıkanabilen, antistatik, %100 geri dönüşümlü, doğaya saygılı, kullandıkça daha hoş bir görünüm kazanan, katlanabilir, buruşturulabilir, ergonomik bir çanta"

Outletim.com'dan da ilk alışverişimdi ve çok memnun kaldım. Siparişi verdiğimin ertesi günü elimdeydi çanta; ayrıca kargo ücreti de yok. Bundan sonra daha sıkı takipçisi olacağım ;)
*
Şurada Bonny Food'dan bahsetmiştim ya; eşimin benim için dondurucuda sakladığı kek çiçeğini dün yedim :) Beklediğimden çok daha lezzetliydi. Ayrıca görünümü de çok sevimli. Minik browni kek, üzerinden gül şekli verilmiş pembe krema var. Ayrıca pek sevimli seramik bir saksı var :) Merak edenlere tavsiye ediyorum anlacağınız ;)
*
Tatilinde son haftası.. Bir sürü şey yapacaktım sözde bu tatilde ama yine hiçbir şey yapamadım. Hep diyorum ben; çalışma hayatı daha düzenli aslında. Mesela sabahtan beri net.deyim. Abuk sabuk şeyler yapıyorum. Normalde zamanı iyi değerlendirmek adına yararlı şeyler yapardım. Yine 'memnuniyetsiz ben' geldi. Ne tatili beğenirim, ne çalışmayı.. :))
*
Şimdilik hoşçakalın.. Bu hafta için şans dileyin bana.. Hamarat gelin iş başında :))