30-3 = ♥27♥

28.5.10

Garip hallerin çok olsa da, genelde iyi birisin.
27 senedir beraberiz, az şeye üzüldük, çok şeye sevindik..
Alıştım ben sana, her halini kabul ettim.
O yüzden iyi ki doğdun KENDİM
{Doğum günüm yarın ama olsun, bir gün önceden kutlamanın kimseye zararı dokunmaz ^_^}
{gün bugündür ^_^}

Görsel: Flickr

KUŞ, DAL, KALP

24.5.10

Bu kez kendime değil!
 Açık renk çanta üzerine daha güzel oldu.
Çanta hazır olduğu için 15.4" notebook kılıfına yapmak daha kolaymış.
Kendime yaptığım {1,2} 10" boyutunda bir kılıftı, bir de koyu renk olduğu için dikmek gözümü yormuştu.
Bu çok kolay oldu.

PACMAN 30 YAŞINDA :)

22.5.10

Yılların oyunu pacman’ın 30. yılı şerefine logosunu PacMan oyunu ile değiştirdi. Google'ın özel günlerde yayına soktuğu doodle'dan farkı, bu sefer ki logo değil; Pacman’ın oyunu. İlk anda anlaşılmasa da, sonradan oyunu oynamaya başlayınca zevkli oluyor ;)
Ben de PacMan'ın doğum günü için kendi yaptığım tacı koyayım dedim :))

ENGLISH HOME YATAK ÖRTÜSÜ

21.5.10

Evleneli 1,5 sene bile olmadı. Çeyiz hazırlama aşamasında istediğim yatak örtüsünü bulmam hiç kolay olmamıştı. Sade olacak ama sıradan durmayacak. İncik boncuk olmayacak ama şık duracak vs. bi sürü kriterim vardı. Sonunda istediğime çok yakın bir örtüyü Yataş'ta bulmuştum.
Bir kaç ay öncesine kadar da severek kullanıyordum.
O zamanlar English Home ile ilgili en ufak bir bilgim yoktu.
Zaten ben çiçekli örtüleri falan hiç sevmezdim.
Önce renkleri ilgimi çekti.
Sonra pastel renklerden oluşan pike takımları, işlemeli havluları, kurdelalı yastık kılıfları, danteller ve işlemelerle süslü çiçekli, ekoseli nevresim takımları, bornoz takımları, banyo takımları, koltuk şalları, masa örtüleri, servis peçeteleri vs. evle ilgili bir sürü seçeneğin bir arada olması hoşuma gitti.
Ufak tefek şeyler dışında birşey almamıştım henüz.
Hazır annemde yanımdayken, onun da onayını aldım ve ilk resimdeki yatak örtüsü benim oldu.
İnsanın içi açılıyor. Nevresim takımlarımı da yenilemek istiyorum şimdi.

DEDEM

15.5.10

Dün gece dedemi gördüm rüyamda..
Annemle anneanneme gittik ve kapıyı dedemle açtılar. Annemle 'nasıl olur' dedik anneanneme. Dedem hiç konuşmuyordu. Anneannem sadece 'geldi işte' diyordu, biz inanamıyorduk. Sonra dedem konuşmaya başladı hiç gitmemiş gibi.. Biz de kabullendik.. Sonrasını hatırlamıyorum.
Rüya anlatılmaz derler ama ben çok etkilendim. Sabahtan beri dedemi düşünüyorum. 8 yıl önce vefat etti. Alzheimer hastalısıydı, 6-7 yıl boyunca o şekilde yaşadı, anneannem çok büyük bir sabır ve sevgiyle baktı O'na. Bir perşembe günü, oturduğu koltukta gözlerini kapadı. Üniversitedeydim ben o zamanlar. Bir yakınımız aramıştı beni, dedemin öldüğünü söylediğinde hangi dedem demiştim. Halbuki benim yaşayan bir tane dedem vardı. İlk anda konduramadım belki de.. Kuzenimle apar topar gitmiştik cenazesine.
Anneannemi arayıp anlatamadım rüyamı, üzülmesin diye.. Pazartesi yanımda nasıl olsa, yüz yüzeyken anlatırım. O da eski günlerden bahseder.. 
Çok özledim her iki dedemi de.. Küçük bir çocuk için dedenin varlığı harika birşey.. Keşke küçüklüğümde olduğu gibi şimdi de yanımda olabilselerdi.
Nur içinde yatsınlar..
Bu arada rüyamın anlamına baktım. "Bir ölünün tekrar dirildiğini görmek; güzel bir haber almaya ve bozulan işlerin tekrar yoluna gireceğine işarettir." diyor, umarım öyledir..

NONI'S STORE ~VOL.2~ :)

O kadar güzel yüzükler yapmış ki Noni, bir süre kararsız kaldıktan sonra "Kraliçe Kuş" u seçtim.
Dün geldi ve geldiği andan itibaren parmağımda..
Şık kutusu ve kartıyla çok romantik, çok sevimli bir yüzük..
Daha önce magnetler almıştım Noni Store'dan. Evime gelenlerin hemen dikkatini çekiyor,
eşim de dahil olmak üzere çok seviyoruz onları..
Şimdi de yüzükler harika.
Ben de istiyorum diyorsanız işte burada!

CUMA ♥

14.5.10

Cuma gününü iple çekiyorum her hafta. Bu yüzden sorguluyorum kendimi. İşimi mi sevmiyorum, iş yerimi mi, iş arkadaşlarımı mı? Cevabını bulamıyorum. Zaman zaman yeterli olamıdığımı düşünüyorum pek çok sebepten ama genel olarak seviyorum işimi. İş yerimle ve iş arkadaşlarımla sorunum yok; en azından yalnız değilim, iyi vakit geçiriyoruz. Ufak tefek sorunlar oluyor ama hiçbiri aşılamayacak şeyler değil. İşe gitmeyi de -sabah erken kalkma- dışında seviyorum. Belki de hafta sonlarının, hafta içine göre daha güzel geçmesi sebeptir ya da bu 2x2 bir kuraldır ve yaptığınız iş ne olursa olsun çalışma hayatında cuma iple çekilir, pazartesi sevilmez.
Her neyse sonuç olarak bugün cuma ve ben mutluyum :)
Hafta sonu balkon sezonunu açıyoruz. Annemler yaz akşamlarını balkon da geçirir, o yüzden severim bende. Kendi evimizin balkonu da uygun. Bir heves masa, sandalye de aldık. Havalar zaten ısındı. Bir kaç da çiçek alınca tam olacak.
Herkese çok güzel bir hafta sonu diliyorum!

BALON TURU

11.5.10

Sabahları balonları izleyerek gidiyoruz okula. Rüzgarın uçuşlar için uygun olmasından dolayı böyle bir süredir. Saat 06.00 civarında balonlar havalanıyor; 1-2 saat sürüyor yolculuk. Yaklaşık 1000 feet irtifaya çıkılarak gündoğumu ve genel Kapadokya manzarası seyrediliyor. Daha sonra vadi içlerine inilerek fotoğraf çekimleri için peri bacaları ve vadi manzaraları sunuluyor. En güzel yanı, çok yüksekten uçmamak. Böylece hem tüm vadi görüş alanında; hem de yürüyerek ulaşılamayacak yerlere uçma şansı doğuyor. Hatta mevsim ortasında ağaçlardan meyve bile yeniyormuş. Önceleri korkutucu geliyordu ama binmek istiyorum artık. Gerçi ücretler biraz tuzlu maalesef; kişi başı fiyat tura göre değişmekle birlikte 175-250 euro arasında ama bir kez bu keyfi yaşamak için değer ;)

BUGÜN..

10.5.10

Baykal gitti ama ne gidiş.. Önce inanamadım, sonra inandım, sonra kesin geri gelir dedim. Bakalım göreceğiz 22 Mayıs'da.. Net.teki yorumlarda birisi  "Baykal soframızda ekmek gibiydi; ne tadı vardı, ne de O'nsuz oluyordu" yazmış. Trajikomik..
Az önce Twitter'da izleyiciler sıfırlandı. Şimdi düzeldi ama o 1-2 saatlik sürede çok komik twittler geldi. Olayı Baykal ile ilişkilendirenlere çok güldüm. Eh be Baykal, 50 yılını verdin de n'oldu? Çok pis madara oldun.. Bugün böyle hareketli geçti.. Uzun zamandır bu kadar çok haber izlememiştim.
Dün ALES vardı. Niye girdim ben sınava hiç bilmiyorum. Eşimin gazıyla oldu biraz, durup dururken moralim bozuldu :)) Öyle uzun uzun sorular okumak falan geçmiş benden.. Şimdi de hırs yaptım. Sonbahar dönemindekine tekrar gireceğim. Tabii ki bu bugünkü düşüncem, yarına kesin vazgeçmiş olurum :p

Haftaya bugün annem ve anneannem yanımda olacaklar. Çok sevinçliyim.. Çok özledim zaten. Bir de anneannem ilk kez gelecek evime, heyecanlıyım.

Artık kısa kollu giyiyoruz, mutluyum.. Bugünlerde böyleyim, genel de mutlu.. Havalardan galiba ;)

NEHİR İÇİN BİR KEZ DAHA

6.5.10

... 2 yaşında, minicik bir kız.. Geç farkedilmiş bir kanser türü ~Neuroblastoma~.. Zorlu bir süreç.. Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi.. Mücadele.. Mücadele..  
demiştim 1 yıl önce.. Geçen zamanda Nehir bu zorlu sınavı geçti. Minicik bedeniyle girdiği savaştan galip ayrıldı ama hastalık bu kez beynine nüksederek geri döndü.

Şimdi yeniden mücadele zamanı.. Galip geleceğine dair inancımız tam.. Annesi hergün yazıyor bloguna.. Çocuğu için içi yanan bir anneden çok bilgi verici yazıları.. Başlarından neler geçtiğini, hergün neler yaşadıklarını anlatıyor.. Yine Amerika'dalar.. Tedavi maddi olarak zorluyor ama O'nların tek derdi Nehir'in sağlığına kavuşması; ancak bizler bu yüke ortak olabiliriz. Tedavinin yükü gerçekten çok ağır, o yüzden şurada yapabileceklerimiz yazıyor. Birleşirsek yeter gücümüz..

BAYRAM ♥

5.5.10

Hani hep deriz, yabancıların ne güzel bayramları var; doya doya kutladıkları, gülüp, eğlendikleri.. Kendi bayramlarımızı hiç görmeyiz ya da kutlanacak kadar değerli bulmayız. Milli bayramlarımız bile büyüklerin uzun uzun nutuklarından daha ileri gidemiyor ki kaç milletin bunca anlamlı milli bayramı var..
Bana göre Hıdırellez en güzel bayramlardan biri, kesinlikle bayram gibi kutlanmalı; yaz neşeyle, coşkuyla karşılanmalı..
Geçen yıl uzaklardaydık Hıdırellez'de.. Yine de güzel bir gün geçirmiştik eşimle.. Hatta ben dilek dileme olayını abartmıştım. Hızır ve İlyas Dedelerin Vegas'ta iş yükü çok olmaz, bizim dilekler muhakkak olur diye :p Şimdi neler dilediğimi unuttum gerçi, kaçı gerçekleşti, kaçı gerçekleşmedi bilemiyorum :)
Bu yıl eşim olayı ciddiye aldı. "Sen yazma, ben daha makul şeyler yazacağım. Hem az olsun, öz olsun, dedelerin işini zorlaştırmayalım" dedi. O yüzden benim bu yıla dair ki dileklerim sağlık, mutluluk dışında herzaman ki gibi.. Herkes dilek tutsun, umut etsin yarın.. Sonra çıksın dağa, bayıra.. Gezsin, dolaşsın.. Çocuklar uçurtma uçursun.. Güzel anıları olsun.. Hiç olmadı, Hıdırellez nedir bilsinler.. Tabii ki İstanbuldakiler Ahırkapı Şenlikleri'ni kaçırmasınlar ve bizim yerimize de eğlesinler ;)
.
Deniz, Hüseyin, Yusuf
Ruhunuz şad olsun..
.

KANCA EV MARKAFONİ'DE

4.5.10

Kanca Ev ile Markafoni'nin 1 ay önceki satışında tanıştım.
Çok şık fenerler ve suplalar vardı ama ben aşağıdaki servislerle, 6'lı peçete yüzüğünü almıştım.
Bugün ve yarın yine Markafoni'de  satışta Kanca Ev. Yine çok güzel ürünleri var özellikle mutfak için.
Bazılarını aldım, bazılarını bir başka sefere sakladım. Zaten kendi sitelerinde de online satış var.
{İsteyenlere Markafoni davetiyesi gönderebilirim!}

SAMSUN

1.5.10

Pazartesiden bu yana eğlenceli, stresli, yorucu günler geçirdik Samsun'da.. Turnuvada 2. turda elendik maalesef;
ama hiç üzülmedik. Çünkü 89 okul içerisinde tek köy okulu bizdik. 
Fiziksel ve ekonomik açıdan oldukça gerideydik ama çocuklar için çok güzel bir deneyim oldu.
Herşeyden önce o havayı soludular. Farklı bir şehir gördüler. Farklı kültürlerden arkadaş edindiler.
Organizasyonda ufak tefek aksaklıklar olsa da genel olarak güzel vakit geçirdik. Pek çok maç izledik.
Bu bile çocukların kendini geliştirmesi için etkili oldu. Bir sürü taktik öğrendiler.
Kalan zamanlarda Samsun'u gezdik. Benim gördüğüm tek Karadeniz şehriydi ve bir Karadeniz turuna katılma isteğim depreşti.
Çok güzel bir şehir. Yeşil-mavi fazlasıyla iç içe. Parkları park gibi, insanları medeni..
Samsun'a gidip "Bandırma Vapuru" nu gezmemek elbette olmazdı..
Lunaparka gittik. Onlar belki de hayatlarında ilk kez yaşıtları gibi eğlendi.. Keşke hiç dönmesek dediler hep..
Ben de fırsattan istifade çocuk oldum. Çarpışan arabalara ve Ranger'a bindik hep birlikte..
Sonra ilk kez gördükleri denizi izledik.. Kokusunu içimize çektik bol bol.. Hatta ilk gün rüzgarlıydı ve yükselmişti deniz.
Fotoğraf çekindiğimiz sırada dalga ıslattı hepimizi.
Deniz suyunun tuzlu olduğunu ilk kez o an anladılar, büyüklüğüne inanamadılar..
Dün gece de döndük evlerimize.. Benim için de, öğrencilerim için de unutulmayacak bir "4 gün" oldu.
Bugün bol bol dinlendim. Hafta sonu yatarak geçmesin diye enerji depoladım.
Umarım sizler için de güzel bir hafta sonu olur!