ENCORE

30.12.08

Vegas'ın en çok sevdiğim otellerinden biri de Wynn. Onunla ilgili ayrıntılı resimler daha sonra gelecek. Wynn'in sahibinin 2. oteli geçtiğimiz hafta açıldı. Resim (google'dan) çok iyi değil ama iki otel yanyana. İçeride de birbirleri arasında geçiş var. Dış görünümleri de aynı, sadece Encore dışa, Wynn ise içe bombeli. Fransızca'da Encore 'bir kez daha' anlamına geliyormuş. Kelebeklerin baz alındığı bir otel olmuş. Pek çok ayrıntıda kelebekler gizli, tam da benim sevdiğim gibi.
1. Biz :)
2. Tabandaki kelebek deseni
3. Tavan aydınlatmalarını çok beğendim. Bir kaçını fotoğrafladım.
4. Barın tavan aydınlatmalarına bayıldım !
5. Halılarda da kelebekler vardı :)
6, 7 ve 12. Aydınlatma örnekleri
8. Tavandaki kelebek kabartması
9. Halka açık olan kumarhane. Bir de her otelde çok büyük paraların döndüğü, herkesin giremediği kumarhaneler var.
10. Yine bir aydınlatma örneği. Yaldızlı kelebekler var etrafında. Kendi evimizi aldığımızda yaptırmayı çok istediğim bir ayrıntı!
11. Duvar dekoruna bir örnek.
~~~~~~~~~~
Eşimin tez önerisi savunması var haftaya. Harıl harıl ders çalışıyor, neyse ki az kaldı. Sonra ki hafta ufak bir gezi planımız var. Ondan sonra buradaki otelleri tek tek gezip fotoğraflayacağım.
Şimdilik hoşçakalın..

LAS VEGAS YENİ YILI BEKLİYOR

Bellagio'nun her ay farklı bir projeyi ele alıp otelin bir kısmını o projeyi temsil edecek şekilde dekore ettiğini daha önce anlatmıştım. Bu ay ki projeleri tabii ki yeni yıl. Dün gezip, fotoğraf çekmeye çalıştık. Yoğun bir kalabalık vardı.

Aşağıdaki görüntüler ise bir alışveriş merkezindeki küçük bir gösteriden; Noel Baba ve Kızları
Amerika'daki kriz halkı pek etkilemiyor galiba. Noel ve yılbaşı nedeniyle mağazalar tıklım tıklım, otoparklar da yer bulmak şansa kalmış durumda. 2 gün sonra durağanlaşır sanırım.

YENİ YILDAN BEKLENTİLERİM :)

27.12.08

İlkokul ve ortaokulun bu zamanları "Yeni yıldan beklentilerimizi" yazmakla geçti. O zamanlar ne çok şey beklerdim ben. Babam şunu alsın, annem bunu alsın, bu yaz şuraya gidelim, takdir alayım.....vs. Bunlar ilk aklıma gelenler. O kadar çok şey yazardım ki, belki de yazdığım en uzun kompozisyonlar yeni yıl konulu olanlardı. Büyüdükçe isteklerim bitti ve anladım ki; 31 Aralık ne ise 1 Ocak da oydu. Sanırım bunu anlamam, umutsuz olduğum bir güne denk geldi :) Çünkü yeni yıl beklentisi adı altındaki şey tamamen umut. Kötü olan şeyleri geri de bırakmak, hep iyi ve güzel şeyler dilemek, silkinmek, yenilenmek.. O yüzden işte yapılan onca hazırlık.. Bu nedenle ne kadar çok ve güzel şey istersem o kadar umut dolu olurum diye düşünüyorum.
Bir de eşim Ocak'tan sonra günler daha çabuk geçer diyordu. Günlerin daha çabuk geçeceği Ocak geldiği için de ayrıca mutluyum ben ;)
2008 ise üzüldüğüm gün sayısının az olduğu, evlilik gibi çok güzel ve önemli bir olayı yaşadığım, hayatım boyunca hiç unutmayacağım bir yıl oldu. Umarım 2009 da en az bu yıl kadar güzel olur.

Sevgili 2009, senden neler istediğime geliyorum şimdi. Biliyorsun yoğun günler geçireceğiz.
** Öncelikle kendim ve ailem için sağlık istiyorum. Huzur ve mutluluk istiyorum. Tabii ki bunlar için ne gerekiyorsa yapacağım. Öyle herşeyi sana yüklemiyorum.
** Mayıs ayına çarçabuk ulaştır bizi istiyorum. Gitmeden bir kaç yere gitmemizi, gezip görmemizi sağla bir de..
** Şans benden yana olsun olur mu 2009? Elimden geleni yaptıktan sonra, şansa ihtiyacım olan her anda güldür yüzümü. Tayin isteme zamanı aşacağımız bürokratik engeller de buna çok ihtiyacım olacak.
** Kuracağımız ev şöyle dilediğim gibi olsun. Herşeyiyle içime sinsin.
** Yeni okulum da aynı şekilde dilediğim gibi olsun. Hoşgörülü ve bilgili bir idare, güleryüzlü iş arkadaşlarım da olsun. Sonra teknolojik bir sınıfım, istemeyeceğim kadar çok araç gerecim olsun. Bir de olmuşken yaşıtım ve kafadengi bir arkadaşım olursa hiç fena olmaz. Ne de olsa yeni bir şehir, yeni bir ortam..
** 2009 Nevşehir için bir dönüm noktası ol olur mu? Sineması falan yokmuş. Bir zahmet sinema, birkaç sosyal faaliyet alanı oluşsun. Canım sıkılmasın oralarda.
** Öğretmen zamları tavan yapsın. İnsanlar öğretmen olmak için sıraya girsin :p (Biraz ütopik bir istek oldu)
** Eşya borçlarımız çabucak bitsin ve hemen bir araba alalım 2009!
** Televizyondaki kötü haberler en aza insin. 2009 istatistikleri kazaların, ölümlerin, cinayetlerin, savaşların en az olduğu yıl olsun. Hatta bu durum tarih kitaplarındaki yerini alsın.
** You tube açılsın, internette sansür diye birşey olmasın. Lütfen herşey güllük gülistanlık olsun. Online alışverişi olmayan hiçbir marka kalmasın. İnternetten alışveriş ciddi bir şekilde hız kazansın.
** 2009, bir de yiyip yiyip kilo almayayım. 'Kilo alamıyorum, ne yapmam lazım?' gibi cümleler kurayım tüm yıl boyunca.
** Benimle yaşlanmasından korktuğum tezim, yakamı bıraksın artık.
Neyse 2009, fazla üzerine gelip, seni korkutmayayım.
Dilerim ki, büyük hayal kırıklıkları yaşatmazsın bana.
Sağlıkla gel. Mutluluk, bereket, sevgi getir..

KİTAPLARIM GELDİ !!

24.12.08

Mucize gibi bir şey oldu. Sipariş ettiğim kitaplar, sipariş tarihinden 70 gün, İstanbul'dan postaya verilme tarihinden tam 64 gün sonra elime ulaştı. Şaka gibi diye bir tabir var ya, işte tam da öyle oldu. Şaka gibi :) Tamam deniz aşırı bir ülke, koskoca bir okyanus geçip gelmesi gerekiyordu; ama 2 ayda gelmesi biraz komik değil mi sizce de? Gerçi bunda bizim payımızda var. Cimrilik edip 11 ytl.lik PTT yurtdışını seçtik. Güvenli postalarda (PTS, DHL vs.) 100 ytl. civarı tuttu kargo ücreti ve 3-4 günde garantili bir şekilde geliyordu. Üstelik posta takibi de vardı; ama toplamda 75 ytl.lik kitaba, o kadar kargo ücreti verilmezdi değil mi? Cimrilik sayılmaz yani :p
Neyse sonuç olarak şuan çok mutluyum. Ara tatil için Türkiye'ye giden bir arkadaşımıza 2 kitap siparişi daha vermiştik.
1. Kürşat Başar / Başucumda Müzik (Okumayan bir tek ben kalmıştım sanırım. Kitap okumayı çok sevdiğim halde bu kitabı okumak bir türlü fırsat olmamıştı.)
2. Ahmet Ümit / Bab-ı Esrar (A. Ümit'in son kitabı, merakla bekliyorum.)
Bunlarla birlikte tam 7 kitap okunmayı bekliyor.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Bugün postalar yola çıktı. Umarım kitaplarım gibi olmaz kartlar. Bundan öncekiler 10-15 gün içinde ulaşmıştı sahiplerine. Ayrıca benden yeni yıl kartı almak isteyen diğer arkadaşlarım mail adresime posta adreslerini bırakabilirler.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Etamin işlerimi büyütmeye başlayacaktım tam, kitaplarım geldi.
Sanırım bir süre yavaşlayacağım :)
Yaşasınn....

THE EXPERIMENT -mutlaka izleyin-

22.12.08

"The Experiment / Deney", Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir deneyden yola çıkarak iktidar sarhoşluğunu işleyen bir gerilim filmi.
Film, 2001 Almanya Bavyera Film Ödülleri’nde "En İyi Yönetmen", "En İyi Senaryo" ve "En İyi Görüntü" ödüllerini, Torino’da da "Turin Özel Ödülü" almış.
Deney, bilim adına bir oyun olarak başlar. 20 adam; iki hafta; 4.000 mark ödül. Deneyin konusu,hapishaneye benzetilen bir ortamda agresif davranışlardır. 8 kişi gardiyan, 12 kişi de mahkum olacaktır. Mahkumların kilitlenip kurallara uymaları istenirken, gardiyanlar da kuralları korumakla sorumludurlar. Günler geçerken, gerçek ile deney arasındaki çizginin gittikçe belirsizleşir. Deneyde olduklarını unutan denekler, amansız bir iktidar mücadelesine girişirler.
Ayrıca filmin konusunu aldığı Zimbardo Deneyi ile ilgili bilgiye buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Filmle ilgili ayrıntılı bilgiler ise burada.
İyi seyirler...

ETAMİN KİTAP AYRACI

18.12.08

Keçelerle uğraşmaya başlayana kadar gözüm etaminlerdeydi. Keçeleri görünce ertelendiler; ama merakıma ancak birkaç gün engel olabildim. Zira içimde iflah olmaz bir Derya Baykal olma isteği hasıl :p
Kitap ayracı şeklinde satılan etaminin üzerini buradan bulduğum balıkları çarpı işiyle işledim. Ayrıca şurada yılbaşı figürlerinin de olduğu örnekler var. Yazıyı da bu sayfanın yardımıyla yazdım. İstediğimizi yazıyoruz, otomatik olarak etaminin üzerine oluşturuyor. Böylece biz de kendi etaminimize istediğimiz yazıyı kolayca işliyoruz. -Açılan sayfada Tools sekmesinden Alphabet generator seçerek başlıyoruz-
Pek kolay olmadı benim için, çok zaman alıyor ve göz yoruyor; ama eğlenceli. Yine de büyük desenlere pek cesaret edemem gibi geliyor. Mavi balığın kuyruk kısmı hatalı oldu. 3-4 sırada ipler aynı yöne bakmıyor; ama sökmedim. Çünkü sökmesi işlemesinden daha zor :) Bir de arkası pek temiz görünmüyor; ipler, düğümler.. birbirine girmiş durumda. Onun için bir fikriniz varsa paylaşırsanız sevinirim ;)

SOBE / MASAÜSTÜM

17.12.08

Sevgili Banu tarafından masaüstü sobesine davet edildim. Hemen paylaşıyorum masaüstümü. Oldukça renkli ve karmaşık görünüyor sanırım; ama ben hep benzer şekilde kullanıyorum nedense.
Bu tarz masaüstü resimleri kullanmak isterseniz buraya bakabilirsiniz.
Gizem hala daha mimlenmediysen, sırayı sana devrediyorum!

KEÇELERE DEVAM

16.12.08

Keçelere devam ediyorum, bir süre bırakmayı da düşünmüyorum. Bu hafta bunları yaptım.

İlki kalem kutusu ya da makyaj çantası gibi birşey oldu. Makyaj malzemelerini ya da kalemleri çantada taşımak için kullanılabilir, hafif olduğu için.

Bunlar geçen sefer yaptıklarım gibi. Dikişleri daha düzgün olmaya başladı :)

Bu ise şuradan ç-alıntı :p Esinlenmek de diyebiliriz. Yabancı bloglarda neler yapsam diye gezinirken buldum. Çok güzel örnekler var. Benim ki biraz küçük oldu; ama daha büyüğünden bozuk para cüzdanı yapılabilir.

KAR YAĞDI :)

Nazar diye birşeyin varlığına mı inanmalıyım artık yoksa kaderin bir oyunumu bana? Bu yazımın üzerinden sadece 5 gün geçmesinden dolayı, şuan kendime gülüyorum. Vegas'ta tarihi bir olay yaşıyoruz, sabah uyandığımda kar yağdığını görünce inanamadım. Biz Vegas'ın batısında oturuyoruz ve burası biraz daha dağlık. Doğusunda falan yağış yok. Hatta 4 cadde sonramızda bile kar yok ama bizim evimizin olduğu yerde var.
"Çok konuşma, al sana kış" diyen fotoğraflara devam ediyoruz. Gerçi birkaç saate eriyip gidecek, yağmurla karışık yağıyordu; ama çocuklar oynamaya çıktı bile. Ne de olsa zor görülen bir doğa olayı :)
Hemen bir şapka bulup, var olan kıyafetlerle sıkı giyinip "Las Vegas'ta karlı bir gün" pozu vermeyi de ihmal etmedim :p Aslında iyi de oldu. Toprak kısa bir süre de olsa bayram edecek
Not: Şu yazı sana kapaktı ya Ayci, bu yazıda bana kapak oldu ;)

ELMALI KURABİYE

14.12.08

Bayram tatili nihayet bitti. Biliyorum ki hiç kimse doyamadı ama yeter bence. 9 gün az mı arkadaşlar, dinlendiniz. Artık herkes bloglarının başına dönsün, canım sıkıldı benim. :p Zaten gelecek yılın bayramları şimdiden canımı sıktı, hep hafta sonuna denk geliyorlar. Ben tatil konularında çok bahtsızımdır zaten. Öğretmenliğe başladığım yılın ilk dönemi sözleşmeliydim ve çalıştığım ilçede kar tatili oluyordu sık sık. Sözleşmeliler çalıştıkları günün parasını aldıkları için, tatil oldukça maaşımdan kesiliyordu. Kadroya geçtim, kar tatili falan olmadı. Sonra bayramlar hafta sonuna denk geldi. Sonra öğrenciler aşı olduğunda okul tatil oluyordu, onda da aşı olmayan sınıfa dersim oldu hep.... Tatil meraklısı falan değilim, kaytarmaya da çalışmıyorum ama bir kere de şanslı olayım bu konuda :) Neyse umarım herkes dilediği gibi geçirmiştir bayramı ve tatili.
Ben bu süre zarfında gezdim, film izledim, keçelerime devam ettim ve kurabiye yaptım. Gezdiğim yerler aynı yerler olduğu için bunu geçiyorum. İzlediğim bir filmi ve keçelerimi bundan sonra paylaşacağım.
Yeni bir haftaya tatlı yiyip, tatlı başlayalım diyorum ve hemmen bir tarif veriyorum. Denemeyenler denesin, pişman olmazsınız!

Malzemeler:
1 yumurta
250 gr. margarin
2 yemek kaşığı yoğurt
4 yemek kaşığı şeker
3 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
İçi için:
2 orta boy elma
3 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
1 kahve fincanı ezilmiş ceviz
Yapılışı:
1. Elmaların kabuklarını soyup, rendeliyoruz. Şeker ekleyip, hafif ateşte 15-20 dk. pişiriyoruz.
2. Oda sıcaklığında erittiğimiz margarini, yoğurdu, yumurtayı, şekeri ve kabartma tozunu karıştırıyoruz. Unu da ekleyip, yumuşak ama ele yapışmayan hamur elde ediyoruz. Daha sonra hamurumuzu 15-20 dk. dinlendiriyoruz.
3. Bu arada ocaktaki elma rendesi pişmişse, biraz soğumasını bekleyip, tarçın ve ceviz ilave ederek karıştırıyoruz.
4. Dinlenen hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elimizle daire şeklinde açıyoruz ve içine hazırladığımız tarçınlı-cevizli elmayı koyuyoruz. Sonra da poğaça gibi kapatıyoruz ve fırın tepsimize diziyoruz.
5. Önceden 180 derece ısıtılmış fırında 20 dk. kadar pişirip, üzerlerine pudra şekeri serpiyoruz.

SONBAHAR

11.12.08

Takvimlere göre sonbahar çoktan geçti ama biz yaşamaya devam ediyoruz. Sebebi ise burada kışın neredeyse hiç yaşanmaması. Bir kaç saat uzaklıktaki yerler karla kaplıyken, Vegas yağmurla yetiniyor. Hatta yağmur bile nadir yağıyormuş ama bu yıl epey yağdı. Öyle sel falan götürmese de bir kaç saat yağdı, hava yumuşadı. O bile yetti.
~Son günlerde geceleri Ankara'nın ayazını aratmasa da, küresel ısınma sebebiyle alışılagelmiş hava şartları ufak değişiklikler gösterse de, benim en kalın kıyafetim hırkam ve en kışlık ayakkabım beyaz converselerim de olsa~ çok sevdiğim sonbaharı uzun süre yaşayıp, sonra en sevdiğim mevsim olan ilkbahara geçeceğiz. Kışı atlamak ne güzel :) Bakın işte burada olmayı sevecek bir sebep daha buldum. Kış yok!

Vegas'a çöl ikliminin hükmetmesi sebebiyle yeşil alan çok az; çünkü su yok. O yüzden yol kenarlarına falan dekoratif taşlar dökülüyor, görünümü güzelleştirmek maksadıyla. Yalnız biz eski evimizde olduğu gibi, bu evimizde de şanslıyız. Çünkü büyük bir alanda, yeşilin fazla olduğu bir bahçemiz var. Bugün turladık bahçede ve ben sonbaharın izlerini fotoğrafladım.
Sararmadan önce kızaran yapraklar
Sararan ve sarardıkça güzelleşen; ama sonra kuruyan yapraklar
Ve sonra da dökülen yapraklar..

Küçükken en sevdiğim şeylerdendi; yerdeki kuru yaprakların üzerine basıp, hışır huşur seslerin çıkmasını sağlamak. Hala daha çok seviyorum. O yüzden fotoğrafı çektikten hemen sonra aynı sesi büyük bir zevkle çıkarttım, hışırrrr, huşuuurr.. !! ;)

KEÇE TELEFON KILIFI

10.12.08

Mutfak önlüğü ararken de keçeleri gördüm. Renk renk A4 kağıdı büyüklüğündeydiler, aldık tabii ki hemen. Sonra düğmeler, ipler derken yeni bir ilgi alanı yarattım kendime. Şimdi uzunca bir süre bu vb. şeyler göreceksiniz blogumda. Mutfak önlüğü tasarımlarım şimdilik rafa kalktı :p Yukarıda gördükleriniz cep telefonu kılıfı ya da ipod, mp3 kılıfı olarak kullanılabilirler. Yaparken çok eğlendim. Fırsatınız varsa tavsiye ederim :)

Arka yüzleri aşağıdaki şekilde. Ön ve arka yüzü farklı renkte yaptım.

Arkası yeşil, önü mor olan kılıftaki turuncu çiçek eski keçelerimden kalma. Yeşil kum boncuklarda çiçeğin gövdesi olma görevini üstlendiler.

Yeşil mor uyumunu sevdiğim belli oluyor sanıyorum. Bu da yukarıdakinin tersi. Mor arka yüz, yeşil ön yüz. Fıstıklı-çikolatalı dondurma da en sevdiğim dondurma ;)

Şimdilik sonuncu olan kılıf da açık ve koyu mavi renklerden oluşuyor. Pisili ve uğur böcekli :)

Not: Dikişlerdeki yamukluk ile ürün sahibesinin dikiş konusundaki yeteneksizliğinin hiçbir ilgisi yoktur.
Durum tamamen modellerin öyle tasarlanmasıyla ilgilidir :p

SOBE / Mutluluk Nerede? - FOTOĞRAFLARLA ANLATIM

9.12.08

Serrose tarafından mimlendim ve konu çok hoşuma gitti. Teşekkür ediyorum kendisine. Benim için mutluluğun nerede olduğunu fotoğraflarla anlatacağım.

Canan Tan'ın Piraye isimli kitabındaki bir cümleye takılmıştım. Buraya geldiğimiz ilk günlerdi ve etkilemişti beni.
... Mutluluk insanların sevdiklerinin yanında yaşaması ve yaşlanmasıdır.
Deneyimler hayatımıza yön veriyor. Burada olmak benim için farklı bir deneyim oldu ve sevdiklerimden uzak yaşayamayacağımı anlamış oldum. Bundan sonra aynı şehirde olmasak da, istediğim an ailemin yanında olabilmeyi istiyorum.
Mutluluk,
ailemin huzurunda, sağlığında.. anneaennemin parmak yedirten yemeklerinde..
-Bilgisayarımda kayıtlı aile fotoğraflarımız olmadığından, mimin bu kısmının gereğini yerine getiremiyorum-
Mutluluk,
eşimin gülüşünde.. her daim yanımda olmasında..

Mutluluk,
öğrencilerimin başarısında, saflığında, sevgisinde..

Mutluluk,
boncukların şıkırdıtısında, renginde, onlardan ortaya çıkardığım takılarımda.. keçelerde.. Keçelerle yaptıklarımı bundan sonraki konuda ayrıntılı bir şekilde paylaşacağım. Bence çok eğlenceli şeyler ortaya çıktı.

Mutluluk,
özgürlükte.. kuşlarda.. kelebekte.. uğur böceğinde..

Mutluluk,
bir kaşık nutellada - ya da kaşık kaşık mı desem :) - .. beytide.. tüm yemeklerde..

Mutluluk,
evimin sıcaklığında.. internetin kopmayan bağlantısında:p.. güneşte.. yağmurda.. dostlarımın sohbetinde.. alışverişin bolluğunda.. mis gibi kahve kokusunda.. kitaplarımın sayfasında.. blogumda.. uygulayabildiğim kek ve kurabiye tariflerinde.. sonrasında evi saran kek kokusunda.. arkadaşlarla yapılan uzun kahvaltılarda.. çay ve simitte..
Mutluluk heryerde ve herşeyde..
Benim Hayatım, Elif ve Elçin sizin için mutluluk nerede?

İYİ BAYRAMLAR

6.12.08

1 gün sonra bayrama uyanacak ailem, akrabalarım, arkadaşlarım.. Biz yine birşey anlamayacağız diğer bayram da olduğu gibi.. Bu bayram sevindiğim tek şey yollarda hayvancıkları kesilirken görmeyeceğim. Umarım kurallara uygun şekilde, uygun yerlerde yerine getirir herkes ibadetini. Umarım alışık olduğumuz hayvan kovalamaca haberleri bu bayram olmaz.
Herkese mutlu, sağlıklı, sevdikleriyle olacağı, neşeli
bir bayram diliyorum..
Gelecek bayram ben de anneciğimin güzel yemeklerini yiyeceğim
-umarım-

MUTFAK ÖNLÜĞÜM

5.12.08

Buraya geldiğimiz ilk günler almıştım kot kumaşından mutfak önlüğü. Yanında ütülenerek yapışan etiketlerden de aldım, süsleyecektim. Zaten mutfak önlüğü de bu amaçla satılıyordu. Sonra etiketler çok ince olduğundan, tek yıkamada bile silinebilir diye düşündüm ve önlüğü kendi kafama göre, elimdeki malzemelerle süslemeye karar verdim.
Kırmızı-beyaz ekose kurdela, düğmeler, ip ve keçe kullandım. Bu malzemelerle fiyonk, kalp ve çiçek yaptım. Bir de "kitchen is where the love is /mutfak sevginin olduğu yerdir" yazdım. Alt kısma da artan kurdelayı diktim.
Çok eğlendim yaparken ve elim boşken başka renklerde, başka şekillerde de yapıp, hediye etmeyi düşünüyorum.
Resmi üzerine tıklayarak, büyütebilirsiniz.