KANAVİÇE DERGİM VE ÇOK TEŞEKKÜR...

30.1.09

Bu aralar şans benim yanımda. Tatilden döndükten sonra da gülümsemeye devam ettim. Ayşe'nin blogunda Anchor Butik Kanaviçe'yi görüp beğenmiş, beğenimi dile getirmiştim. Ayşeciğim ben sana da getirebilirim demişti. Ben de 'tamam o zaman' dedim ama utangacımdır bu konularda, sonradan keşke istemeseydim falan diye hayıflandım. Sonuçta tatile gitti İstanbul'a, fırsatı olmaz, kendini almak zorunda hisseder diye çekindim ama Ayşe çok sıcakkanlı ve nazik birisi. Dostça bir mail attı ve ben de utanmaktan vazgeçtim. Salı günü eşim büyük bir zarfla gelince çok mutlu oldum. Dergi o kadar güzel ve kaliteli ki.. Örnekler biraz zor ama eminim çok güzel olacaklar. Daha basit geldiği için dans eden çifti yapmaya başladım bile.. Kelebekli kartı ise ne kadar çok sevdiğimi beni biraz tanıyanlar tahmin eder. Bir de şeker mi şeker bir kitap ayracı var, minik kuşlu :)
Ayşeciğim tekrar tekrar teşekkür ederim,
çok mutlu oldum sayende..

UNIVERSAL STUDIOS HOLLYWOOD

29.1.09

Gezimizin son bölümü Universal Studios ama ondan önce San Diego'dan geldiğimiz akşam gittiğimiz yemeği anlatayım. İlk gün bahsetmiştim Saadettin Amca ve Saadet Teyze'den. Zamanımız kısıtlı desek de yemek için çok ısrar ettiler. Tam bir misafirperver Türk ailesi örneği :) Afyonlular biz gibi. Ortak noktamız da bu zaten. Şafak tanıştırdı fakat resmen saf dışı kaldı. Konuşacak o kadar çok şey bulduk ki.. 35 yıldır California'dalar. Saadettin Amca'nın ingilizcesine hayran kaldım. Öyle kibar, akıcı ve aksansız konuşuyor ki.. Tabii bu arada Türkçesi de çok düzgün. Onca seneye rağmen Türkiye'den de kopmamışlar. Bizim için memeleketimize has yemekler yapmışlar, birlikte.. Tüm akşamı masa başında sohbet ederek ve yemek yiyerek geçirdik ve çok keyif aldık. İyi ki tanıdık onları.. Şafak'a bizi tanıştırdığı, gezi boyu isteklerimizi yerine getirdiği ve evini/odasını açtığı için teşekkürü borç biliriz, tekrar.. ;)
Şimdi Universal Studios.. Gezimizin bu bölümündeki fotoğrafların en güzelleri maalesef yok. Çünkü en can alıcı yerde fotoğraf makinesinin hafıza kartı bozuldu. Aniden hata vermeye başladı, fotoğraf çekiyordu; fakat göstermiyordu. Ben herşeye rağmen çektim, belki bilgisayara yükleyince açılır diye ama nafile.. Maalesef teknolojik aletlere güven olmuyor. Bir girişlik daha hakkımız var, belki ilerleyen günlerde yeniden gitme şansımız olur.
City Walk'da yemek yiyebileceğiniz farklı kültürlere ait restoranlar, kafeler, filmlerdeki karakterlere ait maskotlar, hediyelik eşya dükkanları var. Ben en çok magnet dükkanını beğendim. Gezi boyunca sadece magnet aldım zaten.
7 magnet daha katıldı küçük çaptaki koleksiyonuma. En manidarları ise "Take Me To PARIS" ve "Every day I give my family two chocies for dinner... Take it or Leave it" :)
Universal'da dev bir araziye kurulmuş tematik park. Gerçek stüdyolar burada değil ama bire bir benzerlerini kurmuşlar. Filmlerdeki karakterlerin kostümlerini giymiş insanlar geziniyor etrafınızda. Özel efektlerin sergilendiği bölümlere girmek, filmlerde gördüğümüz uçakların, arabaların simülatörlerine binmek mümkün.
Kovboy filmlerinden kalma kasabalar, evler, arabalar ve daha pek çok şey görülmeye değer..
Revenge of the Mummy filminin setini inşaa etmişler. Küçük bir hız treni ile önce setin içinde geziyorsunuz. Bir anda kararıyor her yer. Etraftan mumyalar, yarasalar ve böcekler falan çıkıyor. Daha sonra tren piramit tarzı karanlık bir yerin içine giriyor ve filmin korkutucu efektleriyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Tren gittikçe hızlanıyor ve bir tepeye çıkıyor. Her zaman ki gibi hız treninin tepeden aşağıya doğru düşeceğini beklerken, birden tren geri geri hızlı bir şekilde gitmeye başlıyor, sonra korku dolu dakikalar..
Universal Studios'daki en ilgi gösterilen aktivitelerden biri Jurassic Park. Filmin setinin neredeyse aynısını inşaa etmişler. Yine bir trene binip önce setin içinde geziyorsunuz. Ormanda gezerken, çeşitli dinozorlar ve ilk çağdan hayvanları görüyorsunuz. Hiç beklemediğiniz anda suyun içinden birden bir dinozor çıkıveriyor ya da başka bir canlı üzerinize su fışkırtıyor. Daha sonra bir şelalenin tepesine çıkıyor tren ve aniden aşağıya düşüyorsunuz. Gayet eğlenceli..
The Simpsons Ride ise 2008 yılının en iyisi seçilmiş. Simülatöre binip Simpsonlara 4 boyutlu bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Çocuklar için, çocukluğunu tekrar yaşamak isteyenler için çok güzel bir aktivite, ben çok zevk aldım.
Tüm Universal'ı gezdiren 45 dk.lık bir tren turu ve binmediğimiz pek çok ride vardı ama vaktimiz yoktu. Yani bütün bir günü ayırmak gerekiyor. Tabii bu gezinin şöyle bir dezavantajı var. Filmlerde yapılan pek çok hileyi öğreniyorsunuz ve ünlü Amerikan filmleri de inandırıcılıklarını yitiriyor. Gerçi bu benim gibi pek çok efekten korkan bir insan için iyi birşey ;)
İşte bu kadar..
Bir başka gezi de görüşene kadar esen kalın :)

SAN DİEGO & SEA WORLD

28.1.09

San Diego'ya gitmek üzere cumartesi öğleye doğru yola çıktık. Yaklaşık 2,5 saat mesafede LA'e. Yol Pasifik Okyanus'u boyunca ilerliyor. Harika sahiller, küçük tatil kasabaları var. San Diego ve LA'e sadece sahilleri gezmek üzere bir gezi düzenlenmeli. Özellikle Laguna Beach'de aklım kaldı benim. Neyse kalacağımız oteli görüp, giriş işlemlerini yaptıktan sonra başladık gezmeye. Önce Coronado Adası'na gittik. ABD'ye ait bir deniz kuvvetleri Hava İstasyonu var. Hatta Top Gun filminin seti hemen yakındaymış.

Ardından Gaslamp Quarter'da turladık. ABD'de ki bir çok şehrin aksine şehir merkezi olarak kabul edilen Gaslamp Quarter'da yaya olarak dolaşmak mümkün.
1880-1910 yılları arasında yapılmış eski binalar halen korunuyor.
San Diego'dak ki 2. günümüzü Sea World'de geçirdik. Okyanus'un kıyısında oldukça büyük bir alana yayılmış bir su parkı. Girişte aldığımız haritayı takip ederek hemen hemen tüm aktivitelere katıldık ve çok eğlendik, bir de sırılsıklam olduk :)
İlk görüntüler akvaryumlardaki balıklar, istiridyeden çıkan gerçek inci, birbirlerine sevgi gösterisi yapan deniz aslanları, deniz kaplumbağası ve teleferikten yat manzaları..

World of the Sea müze şeklinde düzenlenmiş. Büyük akvaryumlar, balıklar hakkında bilgiler, çeşitli balıkların iskeletleri var.

Katıldığımız ilk gösteri yunuslarınkiydi. Anfi şeklinde düzenlenmiş basamakların 5 ya da 6. sırasına oturduk. Yunuslar harika bir gösteri sundular, lay lay lom fotoğraf çektim ben de.. Sonra o sevimli yunus kardeş kuyruğu ile suyu bir fırlattı, sırılsıklam olduk.. Tabii bu da oyunlarının bir parçasıymış :)) Neyse hemen arka taraflara geçtik ama iyi ıslandık. Eğiticilerinin söylediği her hareketi yapıyorlar ama sonunda mutlaka ödülleri olan balığı alıyorlar. Başardıkları her harekete ödül alıyorlar. Eğitimde öğrendiğimiz klasik koşullanmanın canlı ve başarılı bir örneği.

Shamu, tam 2 ton ağırlığındaki katil balina. Parkın ana ilgi noktasını oluşturuyor ve harika bir gösteri sunuyor.
En çok beğendiğim ve hayran kaldığım gösterilerden birisi de evcil hayvanların gösterisiydi. Onlar da yunus ve balina da olduğu gibi klasik koşullanma yöntemi ile eğitilmişler. Söylenilen herşeyi uyguladılar ve ödüllerini aldılar. Kedi ve köpek de bu durum çok garipsenmiyor da domuz, sincap, ördek, papağan, güvercinler çok ilgimi çekti. Sonunda eğiticileri olmadan hepsi bir gösteri sundular, bayıldım. Ben olsam hata yapardım diye düşündüm.
Wild Arctic isimli bir ride'a bindik. Helikopter şeklinde bir simulasyon cihazinin içine biniyorsunuz. Sonra ışıklar kapanıyor ve karşınızdaki ekranda gerçekten kutuplarda helikopter turundaymışsınız gibi geziyorsunuz, ani düşüşler alçalıp yükselmeler falan oluyor. Bittikten sonra kutuplardaki bilimsel araştırma istasyonlarının bir benzerini inşa etmişler, orayı geziyorsunuz. Ayrıca kutuplarda yaşayan çeşitli balık türlerini görüyorsunuz. Sadece kutuplarda buzların altında yaşayan beyaz balinaları gördük.

Deniz yıldızları..
Deniz aslanlarının gösterisi de harikaydı. Onlar da eğiticilerinin taklit ettiler, hem de bire bir..
Bu turun ismi Shipwreck Rapids. Yuvarlak 6 kişilik bir botun içerisinde başlıyor yolculuk. Batık bir gemi inşaa etmişler. Yavaş yavaş bot nehrin içinde ilerliyor. Batık gemiyi geziyorsunuz botun içinde. Etraftan sular, şelaleler akıyor, ıslanıyorsunuz. Sonra bot biraz hızlanıyor ve sanki nehirde rafting yapıyormuşcasına his veriyor. Bu arada resimdeki garip tipler biz oluyoruz. Yunuslardan sonra akıllandık ve yağmurluk aldık. Gerçi bu turda da ayaklarımız ıslandı, akşama kadar gurç gurç sesler çıktı ayakkabımdan :)
Sıradaki turun ismi Journey to Atlantis. Önce bota bindik, Bot sularin içinden geçerek yavaş yavaş sizi gezdiriyor. Ardından yüksek bir kulenin üzerine çıkıyor ve aniden aşağıya iniyor. Etrafınız sırılsıklam olduğu gibi çığlığı basıyorsunuz. Daha sonra ikinci bir tur atıyor ve daha yüksek bir noktaya çıkıyor. Tabii ki çıkarken keskin dönüşler, yana yatmalar falan korkutuyor. En sonunda daha yuksek bir kuleden tekrar suların içine düşüyorsunuz. Islansanız da çok zevkli bir atraksiyon. Bir de düşüşlerde kamera fotoğranızı çekiyor. Alttaki fotoğrafımız o andan..
Parkların ücretlerine gelince, aslında tuzlu biraz ama bir çok aktiviteyi göz önüne alırsak değiyor verilen paraya.
Sea World San Diego giriş ücreti kişi başı 65 dolar
Universal Studios Hollywood giriş ücreti kişi başı 67 dolar; ancak 10 dolar indirim vardı ve biz 57 dolara aldık. Bu biletlerle yılda 2 kez giriş yapılıyor şuan ki kampanya ile. Yani bir hakkımız daha var bizim.
Ayrıca 5 park kişi başı yıllık 259 dolar (Universal, Disneyland, Sea World, San Diego Zoo ve Disney Advanture Park) Tüm parkları gezmeye vakti olanlar ya da California'da yaşayanlar için güzel bir seçenek.
Bir de biletleri internetten almak en güzeli. Çünkü kapıdaki sıra çok fazla. Sabah erken gitmekte de fayda var. Öğleden sonra turların önünde kuyruk oluşmaya başlıyor.
Fotoğrafları üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz.
Bugünlük de bu kadar..
Yarın Universal Studios Hollywood

BEVERLY HILLS & HOLLYWOOD

Önce broşürler toplanır. Ne, nerede, en kolay ulaşım nasıl? gibi sorulara cevaplar bulunur. Her yeri görmemiz lazım şeklinde kısa bir panik durumu yaşanır ve bunun mümkün olmayacağı anlaşılır. Ardından başlanır...

İlk durak Beverly Hills, yemyeşil kocaman bir alan, harika bahçe düzenlemeleri, tepelere kadar uzanan göz alıcı evler... Ağaçlar yüzyıllık ama çok iyi korunmuş. Filmlerde gördüğümüz güzel evler ile ünlülerin malikaneleri daha yukarılarda. Biz küçük bir alanı turladık, o kadarı bile yetti hayran kalmamıza.


Rodeo Drive, Batı yakasının ünlü alışveriş caddesi.
Gucci, Chanel, Tiffany, Cartier, Stefano Ricci, Armani, Fendi, Hermes, Valentino, Miu Miu, Roberto Cavalli, Louis Vuitton ve daha pek çok dünyaca ünlü markanın mağazaları var. Son karede fotoğrafladığım vitrinlerden bir kolaj yaptım, gece çektiğim için çok net değiller.


2. durağımız Hollywood, hafta içi ve yağmurlu olmasına rağmen oldukça kalabalıktı. Eski ünü nedeniyle bugüne kadar korunmuş; ancak pek tekin olduğunu söyleyemem. Stüdyolar uzun zaman önce kuzey Hollywood'a ve Burkbank'e taşınmış. Yine de fazlasıyla rağbet alan bir bölge.
Hollywood Boulavard'daki Walk of Fame (Şöhretler Kaldırımı)'de 2500'den fazla sinema oyuncusunun bronz yıldızlar üzerine işlenmiş adları var.

Hollywood yıldızlarının el, ayak izleri, 1927'de yapılan Mann's Chineese Theater'ın beton avlusunda ölümsüzleştirilmiş.

Oscar törenlerinin yeri olan Kodak Theater

Tepeye yerleştirilmiş ışıklı, devasa Hollywood yazısı. Kodak Theater'ın terasından çektim fotoğrafı, fazla net değil o yüzden.

O gün öğlen 12, gece 12 arası gezdik. Araç çok az kullandık, hep yürüdük. Çok güzel oldu, çok keyif aldık ama günlerdir evde oturmanın verdiği tembellikle ertesi gün her yerimiz ağrıyordu. O yüzden birgün ara verdik ve dinlendik. 3. gün LA'e 2,5 saat mesafedeki San Diego'ya gittik. En az LA kadar güzeldi orası da..
Yarın San Diego ile devam edeceğiz...