CUMA

27.9.13

Bu dönem en zor günüm cuma olacak gibi. 
Bugünün bitmek bilmemesinden anladığım tek şey buydu. 
Şimdi beni gün boyu ayakta tutan battaniye, kahve, tv hayalimi gerçekleştirme ve bünyeyi hafta sonuna hazırlama zamanı.. 
Çok güzel geçsin 2 gün ^^

TATİLDEN

24.9.13

Geçtiğimiz yıl gerçekten çok yorucuydu. Ruhen ve bedenen yıprandık ve tatil planları yaparken isteğimiz otelden hiç çıkmamak, yiyip, içip, yatmaktı :)
İşte tam da öyle bir tatil geçirdik. Otele bağlı kalmamak, gezmek her zaman ilk tercihim olurdu ama bu yıl ki tatilden gerçekten çok zevk aldım ve tadı damağımda kaldı. Kendimizi bu şekilde programlamamızın payı büyük sanırım.
 
Soğuk kış günlerinde anılara ihtiyacımız olabilir diye topladığım taşlarım ile kış gelmeden bakışıyoruz.
Şimdi nasıl geçecek onca ay da tekrar tatile gideceğiz diye :p

BAYKUŞ

23.9.13

Cumartesi dışarı çıktık, kahvaltı bahanesiyle..
Hazırlanırken takacağım yüzük belliydi sadece.
 
Bazen tek bir obje her şeye yön verebiliyor.
İşte o yüzüğün çağrışım yaptığı şey benim için bir sürü renkti.
Oje, şal böylelikle girdi işin içine.
Sonuçta da renkli, neşeli bir gün geçirmeme ön ayak oldular.

GREEN GATE TÜRKİYE ve BLOGA DÖNÜŞ *-*

22.9.13

Bu yazının Temmuz ayında yayınlanmış olması gerekiyordu aslında.
Ancak ben artık bloguna gereken özeni göstermeyen bir kişi olarak yayınlamadığımı bile fark etmemişim :(
Son 1-2 yıldır yazı sayım oldukça düştü. Instagram, twitter gerçekten büyük etken bunda. Bazen gerçekten zamansızlıktan yazamadığım da oldu ama en büyük sebep diğer sosyal medya hesaplarının daha pratik oluşu sanırım.
6 yıldır var blogum. Aynı dönemlerde yazmaya başlayan pek çok arkadaşım kapattı çoktan bloglarını ama kıyamıyorum ben. Dijital günlüğüm burası. Yaşarken çok önemli hissettiğim ama zamanla unuttuğum şeyleri hatırlamayı, eskiye dönmeyi seviyorum. O yüzden az da yazsam kapatmayı hiç düşünmedim.
Cuma günü evde otururken aklıma düştü bir anda. Taslakta bekleyen bu yazıyı da o an farkettim zaten, sadece fotoğrafları hazırlamışım.
Bu ara hevesliyim yazma konusunda. Bakalım ne kadar sürecek ^^
Temmuz ayında Tepe Home'da Green Gate ürünleri satılmaya başlamıştı. Bir kaç sene öncede satılıyordu ve o dönem biz Ankara'da yaşamadığımız için tanışamamıştım ben. Zaten çok kısa ömürlü olmuştu. Şimdi tekrar gelince koştum tabii ki.. Cath Kidston ile benzerlikleri olduğu için birlikte anılıyorlar çoğunlukla ama ben Cath Kidston ürünlerini çok fazla sevemedim nedense. Sadece muglarını ve bazı kumaş ürünlerini seviyorum. Green Gate ise kalite, görünüş, çeşit olarak kesinlikle kalbimi kazandı.
Fiyatlar Türkiye standartlarına göre pahalı ancak Türkiye'ye her gelen yabancı üründeki üzerine 2 katı koyma durumu yok. Yurtdışı fiyatları ile aynı.
"Çalışanlar açıkçası endişeliydik ama ilk günden itibaren çok iyi satış oldu." dediler. Ben bunda yine sosyal medya etkisinin çok olduğuna inanıyorum.
Ekim'de yeni ürünlerin de geleceğini duymuştum.
Hazır sonbahar gelmişken ve evde daha çok vakit geçirmeye başlamışken bir uğramak lazım tekrar.
İlk seferde çok açılmadım. Bunda en büyük etken ise evde koyacak yer sıkıntısı olması. Aldığım her yeni mutfak eşyası eskisinin atılmasına sebep oluyor maalesef ama aklımda bir kaç şey var, bakalım..