Son durum ve filli bir kolye

29.6.08

Dün gelinlik için provaya gittik. Meraklı gittim, huzurlu döndüm. Büyük bir çoğunluğu bitmiş. İstediğim gibi sade olmuş. İşlemeleri kaldı bir tek. 19 Temmuzda gidip teslim alacağız. Ayrıca geçen hafta vize için de gün aldık. O da 14 Temmuz'da. En çok ondan korkuyorum, bir aksilik olur ve alamazsam diye. İnşallah her zaman ki gibi en kötüyü düşünüyorumdur ve sonunda gülen taraf olurum. Neyse bakalım, bekleyip göreceğiz.
Anneannemde kalmaya son sürat devam ediyorum. Gelmeye de pek niyetim yok aslına bakarsanız. Akşam olunca gidiyorum. Evin karışıklığından kurtulup, tam bir kafa dinleme oluyor. Hizmette de sınır yok. Ne istersem yapıyor melek anneannem. Boncuklarımı götürdüm oraya. Bu ara yine haşır neşiriz kendileriyle. Renkli renkli içimi ferahlatıyorlar. Bir kaç kolye, küpe ve anahtarlık yaptım ama fotoğraf bir tanesiyle sınırlı. Diğerlerini de çekince paylaşırım.

Fil figürünün uğur getirdiğine inanırım ben. Zaten fil, başarı, güç, dayanıklılık ve şans sembolüdür. Kahverengi mumlu ipin ucunu bakır aparat ve tahta uzun boncuğa geçirdim. Bakır aparatın altından da ipin ayırdığım kısmını geçirdim. Cam halka ve çiçek boncuklar, kurdela ve küçük fille süsledim. Beyaz tshirt, etek ikilisiyle güzel oluyor. Diğer iki kolye de bu tarzda ama severek kullanıyorum. Herkese güzel bir hafta diliyorum..

Not: Moonsun'un benden bir ricası vardı. Dün mail atmış. Bir öğretmen arkadaşımız Trabzon'da çalıştığı okul için yardım istemiş Moonish'den. O da bizlerin bloglarında bunu duyurmamızı rica etmiş. Ben nasıl bir kampanya olacağı kesinleştiğinde daha detaylı bir duyuru yapacağım elbette. Konunun önemini birebir yaşayan bir kişi olarak çok iyi biliyorum. Sanırım bir kaç güne kesinleşir. Merak etme Moonsun'cum olur mu?

Bu aralar ben..

19.6.08

Günler nasıl geçiyor hiç anlamıyor. 1 ay öncesinde zamanın hızlı akmadığından yakınıyordum oysa. Akşamları evde olmuyorum. Anneannem evini değiştirdi ve biz torunları, çocukları olarak onu yeni evine alıştırma etkinlikleri kapsamında iş bölümü yaptık. Benim görevim akşamları onunla kalmak. Haliyle internet yok orada. Öğleden sonraları düğün hazırlığı koşturması var. Vakit bulup eve geldiğimde ise bloglarınızı ziyaret etmeye çalışıyorum ama genel olarak herkes de bir rehavet görmekteyim. Bu durumda da en büyük bahanemiz sıcaklar tabii ki :) Düğün için orkestrayı ve fotoğrafı ayarladık. Kartlarımız basıldı. Fotoğraf makinem olmadığı için resim yok maalesef. Düğün ve kına gecesi için iki ayrı kart seçtik. İkisi de çok sade. Davetli listesi yapmaya çalışıyoruz. Daha sonra kartlar yazılacak. Çarşamba günü çeyiz asma var. Çeyiz asma eskiden beri süre gelen bir gelenek. Kız evinde kızın çeyizleri seriliyor. Akraba, eş dost 15-20 gün süreyle çeyize bakmaya geliyor. Bu arada kızın eksiği varsa onları tamamlıyorlar. Ardından çeyiz toplanıp, yeni eve götürülüyor. Biz o kısmı seneye yapacağımız için eşyalar tekrar kolilere girecek ve beni bekleyecek. Çeyiz asıldıktan sonra damadı o odaya kilitleyeceklermiş. Evdekilere harçlık vermezse çıkarılmayacakmış odadan ama bizim ki gayet rahat. Çıkmam ben odadan diyor. Bakalım artık.. Belki evdekiler acır :) Çarşamba günü fotoğraf çekerim bol bol. Adını çok duydum ama ilk kez göreceğim çeyiz asma neymiş. O yüzden merak ediyorum ben de. Şimdilik haberler bu kadar. Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Esen kalın :p

Bir yazı..

13.6.08

Blogumda siyasi hiçbir şeyden bahsetmedim bugüne kadar. Gerçi bahsedeceğim konu siyasi sayılmaz kesinlikle. Neyse 2 gün önce Humeyni'yi sevdiğini, Atatürk'ü ise sevmediğini söyleyen zat çok sinirime dokundu ve sizlerle Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'in yazısını paylaşmak istedim. Yazılarını severek okuduğum Özdil, çok açık bir şekilde tercüman olmuş düşüncelerime.
_______________________________________________________________
Yılmaz ÖZDİL
12/06/2008
Hürriyet
I love Humeyni!
"Humeyni'yi seviyorum.
Atatürk'ü sevmiyorum.Maraş'ta Fransız askerleri Nene Hatun'un başörtüsüne uzandı. Sütçü İmam ilk ateşi açtı, böylelikle Kurtuluş Savaşı başladı. O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanlar hep Müslüman... Atatürk olmasaydı, İngilizler olsaydı, haklarım daha geniş olacaktı."
*
Böyle dedi.
*
"Türbanlı böyle dedi" demiyorum; çünkü bütün türbanlılar böyle düşünmediği gibi, böyle düşünen türbansızlar da var.
Demem şu...
*
Nene Hatun, Maraşlı değil.
Erzurumlu.
Savaştığı düşman, Fransız değil.
Rus.
Rus başörtüsüne saldırmadı.
Aziziye Tabyası'na saldırdı.
Milli mücadelenin mangal yürekli evladıdır ama, milli mücadelenin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.
Hasan Tahsin sıktı.
Maraş'ta değil, İzmir'de.
Takvime bak.. Hasan Tahsin'in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam'ın tetiğe basması arasında 6 ay var...
Sütçü İmam, Fransız vurmadı.
Ermeni vurdu.
Maraş'ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da, aslında Sütçü İmam değil.
Çakmakçı Sait.
Silahı yoktu.
Yumruğuyla saldırdı.
Şehit oldu.
Maraş'ı önce kim işgal etti?
Arkadaşın İngilteresi!Kim sesini çıkarmadı?
Arkadaşın padişah efendisi!
Kim kurtardı?
Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!
*
O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanların hep Müslüman olmadığını da görürsünüz...
Bizzat Ordinaryüs Profesör Mazhar Osman'ın ağlayarak okuduğu "şehit listesi"ne göre, bu toprakları İngilizler işgal etmesin diye savaşan, can veren İstanbullu hekimler arasında, 140 Türk, 32 Ermeni, 25 Rum, 18 Yahudi var.
Ve, dikkatinizi çekerim, hepsine birden "şehit" demişler... Çünkü şehitlik kavramı, "o dönemin sosyolojik yapısı"na göre, dinle alakalı değil, yurtseverlikle alakalı.
*
Uzatmayayım. Tehlike ne İran'dır, ne İngiltere...
Kara cehalettir.

Karne günü :((

Karne günüydü bugün. Okulumuzdan benimle birlikte 3-4 öğretmen ayrılıyor. O yüzden hüzünlü bir gündü. Öğrenciler ağladı, onlar ağlayınca biz ağladık. Kötüydü işte. 'Örtmenim gitmeyin yaaa' sesleri şuan kulağımda ve içim buruk. Halbuki yeni öğretmenleri mutlaka gelir, bizim yeni öğrencilerimiz olur ama yine de garip bir bağ oluyor aramızda. Yıl içinde aileleriyle paylaşamadıklarını bile gelip anlatıyorlar. Pazartesileri sanki yıllardır görüşmüyormuşuz gibi 2 günün hasretini gideririz vs. Umarım bundan sonra herşey çok daha güzel olur benim minik dostlarım için. Onları çok ama çok özleyeceğim ben :( Gelecek döneme izin alamayıp, sevgilimle gidemezsem ve paşa paşa okuluma dönersem çok gülerim bugünkü veda anlarına. Neyse bakalım hayırlısı diyelim :)
Ayrıca bugün evlerde harp havası esmez umarım. Umarım aileler karneleri nasıl olursa olsun çocuklarını sevmeye ve sevgilerini göstermeye devam ederler. Umarım karne yüzünden diye başlayan 3. sayfa haberleri olmaz gazetelerde. Çünkü hiçbir zaman unutulmamalıdır ki çocukların en ufak başarısızlığında anne babanın payı büyüktür.

Biz pikniğe gittik !! :)

9.6.08

Nihayet pazar rehavetinden kurtulduk ve ailece pikniğe gittik dün. Açık hava çok iyi geldi. Şuan fiziksel olarak ağrılarım olsa bile ruhum sapasağlam :) Resimlerdeki ufaklık Ahmet'in yeğeni yani artık benim de yeğenim. Ben de onun yengesi oluyorum bu durumda ama o henüz bana yeye diyor :) Onunla ve sevgilimle koştuk, oynadık, güldük, eğlendik, güzel ve mutlu bir pazar geçirdik.
Ayrıca dün sabah OKS'de gözetmendim. Çocukların stresi çok can sıkıcıydı. Şaşkın, ürkek, heyecanlı girdiler sınava. Nasıl bir eğitim sistemidir bu eleştirilerimi yapmayacağım şuan ama üzüldüm dün sınavzede yavrucaklara. Bugün ise rehber öğretmen olduğum sınıftan güzel haberler aldım. Pek çok öğrencimin netleri istediğimiz gibi. Umarım sonuçlar da aynı olur.

Renkli..

7.6.08

Minik cam boncuklardan yaptığım bilekliğim yazmama vesile olsun. Yazacak çok şey var aslında ama yazacak kimse kayıplarda. Net.te uzun süre vakit geçiremedim bu hafta. Dönem sonu olduğu için okul yoğun. Notlar giriliyor, raporlar yazılıyor, iki de bir toplantı oluyor vs. Arta kalan zamanlarda da sevgilimle kendi işlerimiz için koşturuyoruz. Hiçbir şeyden şikayetçi değilim. Günler güzel geçiyor, her anın tadını çıkarmaya bakıyorum. Bir türlü gelemeyen yaz bile canımı sıkmıyor. Hava yaz gibi değil. Bazen çok bulanık, bazen serin. Garip yani.. Mesela bugün dışarı çıkarken üzerime hırka almalı mıyım, almamalı mıyım karar veremedim. Tek derdim hep bu olur umarım :)) Resimde görmüş olduğunuz bileklik renkli cam boncuklar, çiviler ve zincirle yapılmıştır. Bilekte güzel durmakla birlikte, her an halhal yapılmak üzere uzatılabilir. Ne de olsa Nazogelin ayağına takar halhal :)) Hiç takmadı bugüne kadar, gerçi bugüne kadar gelin de olmadı. Neyse ben daha fazla saçmalamadan gidiyorum arkadaşlar.
Esen kalın..

Gelinliğimi seçtik !!

1.6.08

Dün gelinlik için Ankaradaydık sevgili eşimle :) Eşim demek garip geliyor ama eşim işte. Cuma günü pasaport için emniyetteydik. Memur "kim için pasaport" dedi. Ahmet'te "eşim için" dedi ve bir acayip hissettim kendimi. Biz artık birbirimizin eşiyiz :) Neyse konuyu dağıtmayalım. Dün erken saatte Ankaramızdaydık. Tam 5 ay sonra mutlu olduğumuz yerde, birlikte ilk ve son kez yapacağımız alışveriş için bir aradaydık. Güzel ve neşeli bir kahvaltının ardından gelinlikçileri dolaştık. Aslında pek de dolaştık sayılamaz. Vitrinlere bakıp, burun kıvırdım ben bir süre. Çünkü modeller çok abartılıydı ve ben abartılı bir model en başından beri istemiyordum. Sonra beğenebileceğim bir modeli denemeye karar verdim. Zorda olsa seçtim birini ve giydim. Daha doğrusu görevli giydirdi. Gelinlik giymek ne zor birşeymiş. Hep gelinlik giyince insan kendini çok farklı hissediyor derlerdi. Gerçekten de bunu yaşadım. Aman aman beğendiğim bir model olmamasına rağmen iyi hissettim kendimi. Tek bir gelinlik bile neyi nasıl istediğim konusunda fikir verdi bana. Sonra geçenlerde düğününden bahsettiğim arkadaşımla buluştuk ve o bizi onun gelinliğinin dikildiği modaevine götürdü. Ben beğendiğim modellerin çıktısını almıştım. Onlardan seçim yaptık. Ne, niçin olmaz ya da olur şeklinde. Sonra da Pronovias'ın 2007 modelinden birini istediğim şekilde değiştirmeye karar verdik. Model straplezdi. Benim ki inceden kalına askılı ve biraz daha fazla işlemeli olacak. Renkte kırık beyaz tercih ettim. Şehir dışından geldiğimiz için kağıt üzerindeki provayıda yaptı terzi. Esas olan ilk prova 28 Haziran'da olacak ve 19 Temmuz'da da gelinliğimi teslim alacağım. Umarım dünkü memnuniyetim teslim aldığım günde devam eder. Şuan için içime sindi. Ayrıca dün ayakkabımı da aldık. İşlerimiz olabilecek en hızlı haliyle devam ediyor ve bu beni gerçekten mutlu ediyor. Nazar değmez umarım da sonuna kadar böyle gider. Ben böyle anlarda her an bişey olacak ve herşey bozulacakmış gibi hissederim hep. Neyse karamsarlığın lüzumu yok. İyi düşüneyim, iyi olsun :)
Bugün de sürekli uyuyorum. 1 haftadır yoğun bir şekilde fiziken ve bedenen yorulunca acısını çıkardım. Yarın pasaportumu alacağım ve en kısa zamanda da vize için başvuracağız. 2 ay sonra da düğün var :) Yine geri sayıma başlayacağım. Beni tanıyan herkes bir şeyler için geri sayarken hatırlayacak eminim. Evett düğünüme 62 gün var :))
Yass'ın merakını gidermek için ayakkabımı şimdi ekledim. Model konusunda kafamda tasarladığım birşey yoktu. Zira rahat olması daha önemli o gün. Önü kapalı olanlar, sivri burunlar, taşlı modeller, daha yüksek topuklular vs. bir çok model vardı. Fiyonkluyu görünce diğerlerini elemek kolay oldu ve sevgilim de bunu beğenince aldık hem de 2. girdiğimiz dükkandan. Bugün de tüm gün ayağımdaydı. Rahat yürüyebiliyorum. Topuğu çok yüksek değil zaten.