PON PON POĞAÇALAR

30.8.10

Saat sabaha karşı 3.00 ve fırından yeni çıkmış, sıcacık poğaçalarım var!

Bugün garip bir gündü benim için. Sabah hasta uyandım, boğazım acıyordu, ateşim vardı ve birkaç gündür süren diş eti iltihabım artmıştı. Gün içinde biraz kendime geldim. Akşam yemeğinden sonra yeniden kötü hissettim kendimi. Biraz uyudum ve iyileştim :)
1 saat öncede poğaçayı yaptım. Çünkü tatilimin son 2 günü ve geç yatıp-geç kalkma günlerim bitecek. Hem sahur için de değişiklik olsun istedim ve benim için önemli bir yeri olan poğaçayı yaptım.
Poğaçanın bile önemli bir yeri var hayatımda :)) Çünkü yaptığım ilk mayalı hamur ve hep güzel oluyor. Ayrıca çok basit. 1 saat içinde hazırlayıp, pişiriyorum. Hamuru bekletmeye falan gerek yok ve bekletilmediği halde çok güzel kabarıyor.
Tarif Çilli'cimden.. O da yazmış zaten garanti bir tarif olduğunu. Ben de gerçekten tavsiye ettiğim tarifleri yazıyorum buraya ve bu poğaça da onlardan biri.
Nasıl yapıldığını merak edenler, buraya tıklayıp, ayrıntılı öğrenebilirsiniz Çilli'den
Zafer Bayramımızı kutluyorum ve herkese güzel bir hafta diliyorum.
Biraz tıkınıp, doğru uykuya gidiyorum. Sonra da çok kilo aldım, diyetisyene gitmem lazım diyorum :p ama bu senede bir böyle ^_^

BAKIN NELER VAR BURADA

29.8.10

İşte tam burada !!
Sunumlar harika..
Keçe kalitesi ve renk çeşitliliği de öyle..
Keşke Türkiye'de de bu kadar çok renk bulabilsek..
Aşağıdaki kapı süsü çocuk odaları için ama ben evime yapmak istiyorum
Ve işte herşey bitmeden önceki durum bu oluyor. Gayet temiz ve düzenli bir çalışma ortamı.
Ben daha çok masa yerine koltukta çalışmayı tercih ediyorum.
Tüm malzemeler gözümün önünde değilse huzursuz oluyorum. Herşeyi taşıyorum çalışma odamdan.
Çok dağılıyor ortalık ama bitince topluyorum, gerçekten :p
.
.

İRMİK HELVASI

27.8.10

Ben önceden irmik helvası yapmayı becerebiliyordum. Hatta çok güzel, tane tane oluyordu.
Sonra yapamamaya başladım. Sanırım ilk zamanlardaki başarım acemi şansıydı.
Her defasında hüsran olunca, canım sıkılmaya başladı
Geçen haftalarda son defa yapmaya karar verdim. Yine olmazsa, bir daha hiç denemeyecektim.
Hatta twitter'daki arkadaşlarımın başını ağrıttım, sonra onlarda yapmaya karar verdi. 
İrmik helvası akımı başladı :)
Neyse Devletşah'ın tarifini denedim o gün ve harika oldu.
Tane tane, tadı, kıvamı tam istediğim gibi..
Sonra bugün yeniden yaptım ve yine güzel oldu.
O yüzden gönül rahatlığıyla bu tarifi "tarif defteri"me geçirebilirim.
Yapmak isterseniz malzemeleri yarıya indirerek yaptım.
Bir de çok az tarçın serptim, kokusu da mis oldu.

KIRMIZI OLMAYAN LOHUSA TAÇLARI, ELBETTE KEÇEDEN :)

25.8.10

İlk kez insan içine çıkmanın verdiği heyecanla, toplu halde selamlıyorlar sizi.
Evet, topu top dört taneler ama çoğalacaklar ^_^ ~umarım~
*
Denizkızı'nın lohusa döneminde kullanmak üzere bir taç yapmamı istemesiyle başladı bu serüven :)
Dedi ki: "neşeli olsun, kırmızı olsun, yeni anneyim belli olsun"
Kulağıma hoş geldi ama aklıma hiçbir şey gelmedi önce.
Sonra baktım zaman kaybediyorum, uzun bir aradan sonra oturdum keçelerimin başına.
Aklımda hep kırmızı vardı ama bittiğinde kırmızıyı ne kadar az kullandığımı farkettim.
Yani öyle bilindik lohusa taçları gibi olmadı.
Çocuksu, doğal, bol renkli..
Biliyorum böyle anneler ve anne adayları da var ;)
*
Peki, sizler nasıl buldunuz?
Devam etmeli miyim?
*
*

AHMET ÜMİT / İSTANBUL HATIRASI ~SPOILER İÇERMEZ :)~

16.8.10

Cuma öğleden sonra başlayıp, cumartesi gece bitirdiğim bence çok güzel bir romandı
Bugüne kadar tüm Ahmet Ümit kitaplarını okumuş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki;
en iyileriden biriydi.
Kurgu, sıkmayan mitolojik hikayeler, yazım dili vs. çok iyiydi.
Sonu çok hüzünlüydü bana göre, o kadar cinayeti bir yana koydum,
bir kaç damla da olsa gözyaşı döktüm :)
Ayrıca fena halde İstanbul'un tarihi güzelliklerini gezme isteği uyandırıyor.
İstanbul gezimizin rotasını kitapta anlatılan yerler çizdi demiştim,
kitaptan etkilenen eşime bir sürü laf söylemiştim.
Ne işimiz var Balat'ta, tapınaklarda vs. diye ama iyi ki gidip, görmüşüz.
Uzun lafın kısası, kesinlikle tavsiye ediyorum okumanızı!
Bugünde Vogue Yüzleşme'de Ahmet Ümit röportajını okudum, tam oldu :)
İyi haftalar herkese!

ATLI KARINCA

9.8.10

Neredeyse 1,5 ay sonra evime döndüm.
Annemlerle olmak çok güzeldi ama özlemişim evimi de.
Üstelik tatilim de devam ediyor, ohh..

Fotoğrafı Mudo'da çekmiştim.
Çok severim lunapark oyuncaklarını, galiba en çok da atlıkarıncaları ~şarkısı bile var, alakasız da olsa~
O yüzden görür görmez atladım ama biraz tuzlu geldi :)

İSTANBUL VOL. 2 *

5.8.10

Kamil Koç yolculuk uzun İstanbul dost sohbet Ortaköy Beşiktaş deniz balık kalabalık hızlı insanlar sıcak avm'ler alışveriş Kabataş vapur martı simit çay Büyükada bisiklet yürüyüş dondurma Ahmet Ümit/İstanbul Hatırası Tophane Balat Rum Erkek Lisesi Sultanahmet Beyazıt Hipodrom kalıntıları Tapınaklar Haliç Kuruçeşme Arena Funda Arar yıldönümü boğaz balık pasta veda
Sıcak falan dinlemeden düştük yola.
Çok sıcaktı, çok yorulduk ama iyi ki gittik dediğimiz bir 5 gün geçirdik.
Böyle güzel, sevgi dolu arkadaşlarımız olduğu için şükrettik bol bol..
Sırf meraktan, bulana kadar canımızın çıktığı Rum Erkek Lisesi yukarıda.
Aşağıda ise Büyük Mecidiye Camii, bilinen ismiyle Ortaköy Camii.
 Çok bunaldığımız zamanlarda avm'lere sığındık ve bu küçük aralarda alışverişi de aradan çıkardım ama saldırma durumu olmadı. Şaşırdım kendime :p
Bol bol gezdik, yedik, içtik..
Ahmet Ümit'in son kitabı "İstanbul Hatırası" tam bir İstanbul rehberiymiş. Daha doğrusu öyle güzel tasvir etmiş ki, kitabı okumakta olan sevgili kocamın orayı da görelim, şurayı da görelimleri rotamızı çizdi.
Hipodrom kalıntılarını ve tapınakları görmeye gitmemiz o sebeptendi.
Ancak ne yazık ki ne Tophane eski Tophaneydi, ne Sarayburnu kitapta anlatılan gibiydi.
Gerçi ben kitabı okumadım ama genelde hayal kırıklığı yaşadı kocacık :)
Çünkü kitap çok eski zamanlarını anlatıyormuş İstanbul'un.
En azından eskisi gibi olmasalarda pek çoğu yerinde duruyordu.
Krispy Kreme ile Amerika günlerini hatırladık.
Su gibi içtiğimiz kola ve günde birkaç öğün yediğimiz dondurma '2 kilocuk gezi hatırası' olarak bizimle geldi o.O
Çok merak ettiğim Büyükada'yı nihayet gördüm ve elbette ki çok beğendim.
Bisiklet olayını ne kadar sevdiysem, faytonlardan o kadar nefret ettim.
O yoğunlukta ve sıcakta berbat bir koku vardı.
Ayrıca atlar öyle çelimsiz ve zayıftı ki, çok üzüldüm.
Bence kesinlikle kaldırılmalı faytonlar ya da sayıları azaltılmalı.
Müzikle aramız iyi olmadığı halde büyük ısrarlar sonucu! Kuruçeşme Arena'daki Funda Arar konserine gittik.
Bizimki biraz 'bedava sirke baldan tatlıdır' durumu oldu :))
Güzeldi neyse ki, 70'ler ve 80'lerden söyledi hep, aşina olduğumuz şarkılar olduğu için eğlendik.
 Ve de son anda otobüs saatine dk.lar kalmışken ortaya çıkan ve bizim fıstıklı baklava sandığımız
yıldönümü kutlama pastamız ^_^
Tekrardan çok ama çok teşekkürler E. ve Ş. ♥
Önceki İstanbul gezimiz de burada, sonraki ise umarım yakındadır :)

02.08.2008 ♥ 2

2.8.10

Hayatımızı paylaşmaya başlayalı çok zaman olmuşken, aynı evi paylaşmaya başlayalı da tam 2 yıl oldu.
Ben çok severim bişeylere gün saymayı biliyorsun.
Bugüne kadar saydıklarım içerisinde en güzeli seninle geçen zamanları saymak oldu.
Çoğaldıkça mutlu oluyorum. Mutlu oluyorum çünkü birlikte geçen zamanlarımız arttıkça güzel olan herşey artıyor. 
Seninle uyumak, seninle uyanmak..
Hergün anahtar sesini duymayı beklemek..
Evimiz, birlikte yarattığımız alışkanlıklarımız..
gitmelerimiz, gelmelerimiz, gülmelerimiz, ağlamalarımız,
herşey
iyi ki
seninle