PİŞTT 2010 GELEBİLİRSİN!

31.12.09


2009'cuğum dileklerimin büyük çoğunluğunu gerçekleştirdin, aferin sana!
Çok mutlu oldum, çok eğlendim, çok güldüm, az ağladım, az üzüldüm..
Şimdi bu performansın daha iyisini senden bekliyorum 2010..
Herkes için güzellik getir!!

BAHAR

27.12.09

...
çünkü sana değdiğinden beri ellerim
bütün kış dallarında tomurcuklar var ♥

Candan ERÇETİN / Kırık Kalpler Sokağında

~Çok beğendim ben bu albümü!~

MUDO

25.12.09

Mudo'nun ücretsiz kargo fırsatını bahane edip, kendimi mutlu edeyim demiştim geçen hafta. Bugün geldiler.
Kelebekli oluşlarından dolayı gönlümü kazanmışlardı zaten ama bir de çok sevimli kutuları var. Bardağın deseninde karton saklama kutusu, çok sevimliler..

Küçük şeylerden mutlu olma kapsamında hazırladığım yazının sonuna geldik :p
Mudo indirimindeki ürünlere dım tırı tıs bir şarkı eşliğinde bakabilirsiniz.
Neşeli bir hafta sonu olsun!

YARDIM KAMPANYAMIZ SONA ERDİ

23.12.09

Yardım kampanyamız sona erdi. Aslında son tarihi 24 Kasım olarak belirlemiştim; ancak kargoların ulaşması zaman aldı. Biz de bilinçli olarak yavaştan aldık bazı sebeplerden dolayı.

Şimdi neler yaptık anlatayım en baştan.
Bana göre okuldaki her çocuğun kıyafete, ayakkabıya ihtiyacı var; ancak hepsine yetmemiz münkün değil. O yüzden içlerinden en çok ihtiyacı olanları belirledik önce. Her sınıftan 5'er kişi şeklinde. Onlara dağıttık sınıf öğretmenleri ile birlikte ve o zamana kadar gelen eşyalar sanki onlar için özel getirtilmiş gibi oldu. Tek bir çorap dahi kalmadan dağıttık. Kimi hemen o an giydi, kimi ben bayramda giyeceğim dedi. O zaman hava o kadar soğuk değildi zaten. Neyse bayram bitti, 1-2 hafta geçti verdiğimiz ayakkabıları giymeyen 4-5 çocuk gördüm. Hala eski, yırtık ayakkabıları giyiyorlardı. Birine sordum; "annem sakladı, bulamadı" dedi. Bir diğeri "sonra giyeceğim" dedi. Başka bir öğrenciye sordum hiç sesini çıkarmadı. Sonra öğrendim ki; bu çocuklar okulda dağıtılıyor diye eski ayakkabı ve giysi giyiyorlarmış. Resmen bu konuda damgalanmışlar. Aileleri giydirmiyor anlaşılan, evdeki diğer çocuklara veriyor olabilirler. Sonra o çocuklara güzellikle anlattık. Çünkü giydikleri kıyafetler perişan. Sürekli hasta geziyorlar. Bazıları anladı, ertesi gün yeni montlarıyla ayakkabılarıyla geldiler ama 2 kız hala daha giymiyor. Bazıları da sadece karlı havada bot giyilmesi gerektiğini düşünüyordu. Aileler öyle çok ilgili değil maalesef.

Bu durumda gerçekten ihtiyacı olanları bulmanın güç olduğunu anlamış oldum. Köyün standartlarına göre iyi durumda olanlar yardım dağıtıldığını duyunca istemeye geldiler. Bu durumda daha dikkatli karar vermeye çalıştık ve havanın biraz daha soğumasını bekledik. Kendi imkanlarıyla alabilenler alsın, diğerlerine dağıtalım diye. Sonuç olarak öyle oldu. Bugün tüm eşyaları dağıttık sınıf öğretmenlerimizle birlikte. 7 ayakkabı kaldı dağıtılmayı bekleyen. Onları da bu hafta sonu alacağım ve bitecek.
Dağıtım esnasında fotoğraf çekmeyi istemiştim ancak hem eşyalarla ilgilenip, hem o kargaşada fotoğraf çekme fırsatı bulamadım. Çünkü çocukların üzerinde deneyerek dağıttık. Giydir, çıkart biraz zor oldu.

Aslında tam fotoğraflık olan bir kız çocuğu vardı.
Bir tane tavşanlı, süslü sırt çantası çıktı kolilerin birinden; içinde boya kalemi ve ufak tefek oyuncaklar vardı. Sarışın, minyon, 2. sınıf öğrencisine verdim. Bir gün boyunca tüm tenefüslerde çantaya sarılarak gezdi. Size mutluluğunu kelimlerle anlatmam mümkün değil. Onun fotoğrafını çekmeyi isterdim ama fırsat yaratamadım.

Sonra Enes adında bir öğrenci dağıtımdan sonra ki tenefüs yanıma geldi, teşekkür etti bana. Biraz sohbet ettik ve laf arasında sadece çorap aldığını öğrendim. Bir çorap için minnettar kalan bir öğrenci anlayacağınız. Sonra  ki dağıtımda ona ayakkabı ve eşofman da verdik.

7. ve 8. sınıf öğrencileriyle yaşımdan dolayı arkadaş gibi oluyoruz. Yani daha iyi anlaşıyoruz, kendilerini daha yakın hissediyorlar. Onlara birşeyler vereceğimizi anlatmak biraz güç oluyor; çünkü utanıyorlar. Gurur yapıyorlar, zaten ergenlik dönemi nedeniyle hassas oluyorlar. 2. kademe öğrencileriyle ben ilgilenmedim o yüzden. Çünkü biliyorum beni her gördüklerinde utanacaklar.

İşte böyle..
Şimdi gelelim iyilik meleği arkadaşlarıma :)
Blogcu arkadaşlarımdan Alev ve arkadaşları, Nazlı Abla, Alize, Moonsun, Kiraz Sevdası, Elçin, Colors of Angel ve arkadaşlarıZeynepNymphea ve Decaf Latte; blogu olmayan ancak yardım gönderen Fatma Hanım, Gül Hanım, Şeyma Hanım, Aslı Hanım, Zeynep Hanım, Nilüfer Hanım, Dilek Hanım, Senem Hanım, Naciye Hanım; blogu olmayan ama arkadaşım olan :) Esra,
sizlere ne kadar teşekkür etsem az. Gönderdiğiniz herşey öyle çok işe yaradı ki.. Çocukların yeni birşeylere sahip olması, bunun için heyecanlanmaları, mutlulukları görülmeye değerdi. Çok önemli ve çok güzel birşey yaptınız. Sizlerin adına ben tanık oldum, teşekkürleri hepiniz adına kabul ettim. Şimdi kendi adıma da binlerce kez teşekkür ediyorum her birinize..
İyi ki varsınız..
Bir teşekkürüm de okul müdürümüze..
Böyle işler maalesef angarya olarak görülür ancak; Mustafa Bey herşeyle ilgilendi. Hatta bazı kolileri kendi alıp getirdi. Destek vermesi beni gerçekten çok sevindirdi.

MİM {BENİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN 5 YER}

19.12.09

Mim sever bir insan olarak Beetle Juice'in "senin için önemli olan 5 yer mimi" ni severek cevaplayacağım.

Afyon: Memleketim. Ailem, anılarım orada.. Eskiden kurtulmaya calışırdım, hiç sevmezdim. Şimdi ilk fırsatta kaçtığım yer. Çok özlüyorum. Mekanları değerli kılan, orada yaşananlar, orada yaşayanlar. Kesinlikle savunuyorum bunu. Eşimle lisede tanıştık. Afyon sokaklarında attığım her adımda anımız var. Lise yıllarımı, arkadaşlarımı, yaşadıklarımı hep özlemle anıyorum o yüzden.

Ankara: En az Afyon kadar değerli benim için. Hatta ileride yaşamak istediğim tek şehir. Bana hiç gri, sıkıcı gelmez. Huzurlu hissediyorum orada kendimi. Üniversite yıllarımızı hatırlayınca hep yüzüm gülüyor. Kilometrelerce yürüdüğümüz sokaklarına geri dönebilmeyi istiyorum en kısa zamanda.

Las Vegas: Bunu buraya yazacağım hiç aklıma gelmezdi ama evlendikten sonra kurduğumuz ilk yuva oradaydı. Şartlar ne olursa olsun ilk gözağrımızdı ;) Yeniden orada yaşamak istemem ama şimdilerde düşününce güzel ve unutamayacağımız günler geçirmişiz.

Bodrum: Küçüklük tatillerim Antalya ve civarında geçtiğinden Ege'yi pek bilmezdim ben. Sadece bir kez Marmaris ve Didim'e gitmiştik ailemle. Hayal meyal hatırlayacak kadar da küçüktüm o zaman. Onun dışında her yaz Antalya, Alanya, Kemer, Beldibi, Serik ... O zamanlar çok seviyordum tabii ki her çocuk gibi.. Ne güzel günlerdi :) Sonraları Antalya sıkmaya başladı beni çok sıcak olduğu için. Balayına Bodrum'a gidince de hayran kaldım Ege havasına, Ege Denizi'ne.. Bundan sonraki tatillerde her yerini görmek istiyorum ama herşey dahil bir otelde kalmadan. Salaş, aylak bir tatil olsun ;)

Evim: Ben bu mimi benim için önemli olan şehirler şeklinde algılamışım anlaşılan :p O yüzden "evim" i kullanayım 5. hakkım için. Dışarıda vakit geçirmeyi çok sevmiyorum. Evimde huzurlu, mutlu, rahat hissediyorum kendimi.. Yalnız olmadığım müddetçe. Daha doğrusu gün içinde yalnız kalmayı severim ama geceleri psikolojim bozuluyor :)
{Teşekkür ederim Çillicim}

SALI + KELEBEK + RENK = MUTLULUK

15.12.09


                                                                                                   {weheartit}
Güzel Salı, bu yıl çok sevdim seni..
Cumartesi ve Pazar'dan bile çok..
İlaç gibi geldin nedense bana..
Sabah yukardaki resmin ilk cümlesiyle uyandım..
 Hazır kahvaltıya balıklama atladım.
Sonra çay içtim; hızlı hızlı, ağzımı yakarak değil hem de..
Bir yandan da blogları okudum.
Ev temiz; suçluluk hissedecek bir durum yok, ohh..
Oturdum masamın başına..
Yetiştirmem gereken şeyler var ama bugünün şerefine aşağıdaki renkli kelebeği yaptım.
İçim de renkli onun gibi, renk ve kelebek bir arada..
Evet, mutluyum bugün ben..

.
.

NAZO'S DIY PROJECT ;)

13.12.09


Gri hırka giymeyi çok seviyorum. Aslında ben hırka giymeyi çok seviyorum. Özellikle bu yıl uzun, ince hırkalar çok fazla. Hemen hemen her markanın var bu tarz hırkaları ve çok kullanışlılar. Merve gri hırka süsleme fikri vermişti. Benim ki değişik bir versiyonu ve keçeyle. Kalp Hersheyler'in hediyesiydi. Hemen hemen her kıyafetimin yakasında taşıdım onu ama artık daimi yeri burası ;)

Sonuç olarak kırmızı keçeden kalp broş, siyah keçeden kedi ile gri hırkanın üzerinde zincirle birleşti ve ortaya NAZO'S DIY PROJECT çıktı :))
Nasıl olmuş? ;)
Not: Bu benim ama isteyen olursa yapabilirim. Pasaj'a ekledim.

TÜRKAN TEK VE TEK BAŞINA / AYŞE KULİN

12.12.09


Tüm Türkiye yağışlı, soğuk, kapalı.. Böyle havada evde kitap okumak ideal bir düşünce olabilir. O yüzden hemen son okuduğum kitabı anlatayım. Bu hafta kitap yazısı iki tane olmuş olacak ama bu kitap çok özel..

Hala almadıysanız bugün ya da en kısa zamanda alın; Ayşe Kulin'in Türkan Saylan'nın hayatını anlattığı kitabı Türkan Tek ve Tek Başına'yı..

* Bir ülkeden cüzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına.
Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı.
Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi. Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı.
"Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!"

* Tanıtım Yazısı'ndan

Beni 'boşuna yaşıyorum' dedirtecek kadar etkildedi bu kitap. Hayranlıkla okuduğum bir hayat öyküsüydü..
Öyle bir hayat ki; kendini bilime, insanlığa, gençlere, kadınlara, hastalarına adamış, hastalar ki ailelerinin bile yanlarına yaklaşamadığı, yaratık muamelesi gören insanlar.. Kendi hayatınından vazgeçmiş, giyim, kuşam, lüks, maddiyat hep geri planda kalmış, ışığı içinde bitmek tükenmek bilmeyen insan sevgisi olmuş..

Kitap hakkında yazabileceğim herşey yarım kalıyor gibi.. O yüzden dünya görüşünüz ne olursa olsun alıp okuyun ve ne demek istediğimi anlayın.. Unutmadan böyle bir hayatı Ayşe Kulin'in kaleminden okumaksa ayrı bir keyifti.. Öyle yalın, gerçek ve akıcı anlatmış ki..
Şurada Ayşe Kulin ile kitap hakkında yapılmış bir röportaj ve kitaptan bölümler var, okumadan geçmeyin..

nazoyla.com

9.12.09


www.nazoyla.com oldu blogum. Lütfen ayarlarınızla oynayın!!
Bir süre yeni adrese otomatik olarak yönlendirecek, sonra blogspot adresim kendini yok edecek.

Nasıl yaptın diyenler için;
Blogger'da kendi alan adınızı kullanmanıza olanak veren bir sistem var. Etki alanları bir Google ortağı üzerinden kaydedilir ve bir yıl için 10$ (USD) olarak ücretlendiriliyor. Sadece blogunuzun ismi değişiyor, geri kalan herşey eskisi gibi kalıyor;  bağlantı listesi dışında. Bir tek o silindi maalesef.
Yapmanız gereken Kumanda Paneli > Ayarlar >Yayıncılık > Özel Alan tıkladıktan sonra istenen adımları yerine getirmek. 10 dk.nızı bile almıyor ;)

ŞİMDİ DE KEÇE SEVERLER BURAYA!

6.12.09


Etsy ve keçe.. Benim için ayrılmaz ikili ;)
Keçeden öyle farklı ve güzel şeyler yapıyorlar ki..
Bu dükkan çok orijinal.. Biraz daha çeşitlendirilirse duvar sticker'larına da güzel bir alternatif olabilir bence..

ÖRGÜ BİLENLER BURAYA!

    
Etsy'deki bu dükkan sizce de farklı değil mi?
Örgü örmeyi bilmek isterdim. Bu renkli motiflerin kolye, broş, yüzük hali çok şirin görünüyor.

VEDA & UMUT

5.12.09



Çok beğendiğim ve okumanızı tavsiye ettiğim iki Ayşe Kulin kitabı. Birbirinin devamı; Önce Veda, sonra Umut..
Tarihi romanları severek okuyamıyorum. Yakın tarih belki ama Osmanlı tarihi ve sonrasını anlatan kitapları sadece öğrenmek için, keyif almadan okurum. Veda'ya o yüzden önyargılı başlamıştım ama ilk sayfalardan itibaren içine çekti beni.
Tarihi bilgiler o dönemlerde yaşamış bir ailenin hayatı ile harmanlanmış. Ayşe Kulin hayranı olarak anlatımı çok yalın ve akıcı buldum.
Umut Ayşe'nin {Ayşe Kulin} doğumu ile bitiyor. Kendi doğumunu böyle güzel anlatması, babasının yaptıkları, annesine nasıl aşık olduğu.. hayran olunası..
En çok Sabahat ve Aram aşkını merak ettim. Serinin 3. kitabını heyecanla bekliyorum..

RAPORUMSU YAZI

3.12.09

* Tatil mahmurluğu var üstümde. Bir sürü yapılacak şey var aklımda ama bende hareket yok. Sıkılganlık, bıkkınlık.. Garip haller..

* Geçtiğimiz 15 gün yolda, yolculukta geçti ya evimi özledim. Gerçi annemden ayrılırken ağladım yine.. Sanırım hiç alışamayacağım ben.. Annemden de ayrılamıyorum, evimden de :) Bu hafta sonu hep evde olmak istiyorum. Bakalım artık..

* Yardım kampanyamız 24 Kasım'da sona erdi biliyorsunuz. Bayram öncesi bir kısmını dağıttık öğrencilere.. Fotoğraf çekemedim o gün ama ayrıntılı yazı yazdığımda anlatacağım. Pazartesi günü bir kısmını daha dağıtacağız.

* Şehrin ilk alışveriş merkezi açıldı. Komik gelebilir pek çok kişiye ama Nevcity gelişiyor :) Büyük markalar yok ancak bir sürü insana istihdam sağlanmış oldu. Şehrin standartları düşünüldüğünde gayet de güzel. Ben en çok Sbarro'yu gördüğüme sevindim. Ispanaklı pizzası gurbet ellerde yoldaşım olmuştu geçen yıl :) Burger King'de var. Bir de dışardan güzel görünen bir kahveci var. En kısa zamanda denenecek. Sonra Deichmann'da açıldı. Kalitesi çok iyi olmasa da ucuz ve güzel ayakkabı bulmak mümkün olduğu için seviyorum.

* Kitap okumaya tam gaz devam.. Ayşe Kulin / Türkan okuyorum şuan. Harika bir kitap, bitirince yazarım.

* Beşir ile Matmazel'in veda sahnesi de pek duygusal. Evet, bir yandan da dizi izliyorum. Biraz hızlandırsalar şu diziyi, fenalık basıyor.
Hafta sonu gel ve hemen gitme!