YAŞASIN CUMHURİYET, EN GÜZEL ŞEY HÜRRİYET

29.10.10

Yaşasın Cumhuriyet
En güzel şey Hürriyet
Nice zahmet nice emek verdi sana bu millet

kulaklarımda minicik ana sınıfı öğrencisinin,
kendinden beklenmeyecek bir sesle okuduğu bu şiir var bugün..
 
Buz gibi havaya aldırış etmeyen ve bayraklarını ellerinden düşürmeyen, marşlara eşlik eden
öğrencilerimizin içlerindeki Vatan sevgisi, Atatürk sevgisi hiç bitmez umarım..
*
Özgürlük gibisi var mı?

KİTAPLARINIZI NERELERDEN ALIYORSUNUZ?

26.10.10

Bana gelen yorum ve maillerde kitaplarımı nerelerden almayı tercih ettiğim soruluyordu. Yaşadığım şehirde Migros, Kipa, Beğendik gibi marketlerin kitap reyonları dışında kitapçı yok ki oralarda da genelde aradığım kitabı bulamıyorum. Kırtasiyelerde genellikle klasikler ve çocuk kitapları satılıyor. O yüzden kitap alışverişlerimi mecburen internetten yapıyorum ama buraya yerleşmeden önce de genellikle tercihim online satın almak oluyordu. Çünkü almak istediğim kitabı araştırıyorum, çok etkilenmemeye çalışarak okuyucu yorumlarına bakıyorum ve de çoğunlukla birden fazla kitabı tek seferde alıyorum. Ayrıca internet fiyatı ile mağaza fiyatı arasında 5-8 lira arası bir fark oluyor ve de bu hiç de azımsanmayacak bir rakam bana göre. Kitapçıda fazladan vereceğim paraya bir kitap daha alıyorum böylece. Önceleri kargo ücretleri fazla oluyordu; artık 3-4 liradan fazla tutmuyor ya da -çoğunlukla- kargo ücretsiz oluyor.

* D&R'da 50 lira üzerine kargo ücretsiz; 50 lira altına da kargo ücreti 3,5 lira,
* kitapyurdu.com kargo ücreti 3,5 lira (kargo ödeyen kitaplardan birini seçerseniz, alacağınız diğer kitaplar için de kargo ücreti ödemiyorsunuz.)
* hepsiburada.com'da pek çok kitapta kargo ücretsiz ve hemen teslim fırsatı var. Kargo ücretli olduğunda ise standart ücret 3,5 lira.
* idefix.com'da 150 lira üzerine kargo ücretsiz; 150 lira altına kargo ücreti 5.5 lira.
* Pandora'da 75 lira üzerine kargo ücretsiz.

D&R, kitapyurdu.com ve hepsiburada.com benim en çok tercih ettiklerim. Fiyat olarak aralarında 1-2 lira fark olabiliyor. Tedarik süresinde ise en avantajlı olan hepsiburada.com. Son çıkan kitaplarda genellikle hemen teslim fırsatı oluyor. Ayrıca birden fazla kitap aldığınızda tedarik ettikleri kitabı, tedarik edemediklerini beklemeden gönderiyorlar. Bunun için ayrıca kargo ücreti ya da ek ücret ödemiyorsunuz. Tıpkı amazon.com'da ki sistem gibi. Ben en çok bu özelliğini seviyorum ve bu kitap dışındaki diğer ürünler için de geçerli.
Gelelim kitapçılara..

İmge ve Dost'tan alışveriş yapmak da büyük keyif benim için ya da D&R ve Remzi Kitabevi'nden.. Alacağım kitap yerine; orada kapak resmini, ilk sayfasını ya da arka kapakta yazanları beğendiğim herhangi bir kitabı almayı; kitap almayacak olsam bile gezmeyi, incelemeyi, bir sürü kitabı bir arada görmeyi seviyorum.

Keşke daha geniş, daha ferah olabilseler.. Mesela Barnes&Noble'lar gibi. Yerlerde minderler olsa, insanlar içeceklerini içebilse, istedikleri kadar kitapları karıştırsalar, çalışanlar dövecek gibi bakmasa..

Sonuç olarak internetten satın almanın da, kitapçıların da avantajları ve dezavantajları var. Her ne şekilde olursa olsun kitap okumak ise paha biçilemez!
Herkese iyi okumalar ;)

HANGİ OJE YAKIŞMAZ Kİ BANA?

25.10.10

Fotoğrafın aşağıdaki yazıyla çok yakın alakası olmamakla beraber konudan da sapılmamıştır :p
Pastel gece mavisi 23 ve Pastel yeşil 24 ile Sally Hansen Cardinal;
burada yazdığım F21 yüzüğüm ile pazar eğlencesi oldular bana

*
Konumuza dönecek olursak;
Renk seçimlerinde, temel kategorilerin dışında dikkat edilmesi gerekenler varmış. Konumuz oje ama biraz sonra okuyacağınız teoriler kıyafetler ve makyaj için de geçerli elbette. Şöyle ki,

Sıcak/Serin: Bu ten renginden çok tona bağlı. Eğer tende sarı tonlar hakimse sıcak, pembe tonlar hakimse serin deniliyor. Eğer hangi tonda olduğunuz konusunda emin değilseniz size bir kaç ipucu:
Size krem renginden çok beyaz yakışıyorsa, bileğinizin içindeki damarlar yeşil değil mavi gözüküyorsa ve sizde altın yerine gümüş daha iyi duruyorsa serin tonlusunuz. Tam tersine, beyazdan çok krem daha güzel duruyorsa, damarlarınız yeşil gözüküyor ve altın gümüşten daha çok yakışıyorsa sıcak tonlusunuz. Eğer hala karar veremediyseniz nötr olabilirsiniz, yani ne sıcak ne de serin.

Sıcak tonlular sarı, kahverengi, turuncu, somon rengi, yeşil gibi sıcak renklerde daha güzel gözüküyor. Serin tonlular ise mor, mavi, pembe, gri, siyah, beyaz gibi serin renklerde daha iyi gözüküyor. Tabi bir çok rengin sıcak ve serin farklı tonları olabileceğini unutmayın. Mesela maviye çalan mor rengi serin tonlulara yakışırken kırmızıya çalanı sıcak tonlulara daha çok yakışıyor.

Parlak/Yumuşak: Ten renginizden ve tonunuzdan bağımsız olarak, eğer cildinizde kahverengi ve gri tonlar varsa yumuşak, yoksa parlak renklisiniz. Yumuşak tonlu insanlar parlak ve gözalıcı renkleri çok iyi taşıyamıyor; parlak tonlu insanlar ise yumuşak renklerle hasta ya da yorgun gözükebiliyor. Yumuşak renklere örnek olarak zeytin yeşili, yanık turuncu, bordo, kirli mavi ve tüm kahve tonları verilebilir. Parlak renkler ise çingene pembesi, kobalt mavisi, turkuaz, kan kırmızısı gibi olanlar.

Alçak/Yüksek Tezatlık: Eğer ten rengimiz ile saç ve gözlerimizin rengi arasında çok fazla fark varsa yüksek tezatlı oluyormuşuz. Tam tersine, beyaz tenli, sarışın ve renkli gözlü insanlar ile esmer, koyu renk gözlü ve saçlı insanlar da alçak tezatlı oluyorlar. Yüksek tezatlı kadınlar en çok iddialı ve koyu renkler ve desenlerde daha iyi duruyormuş; alçak tezatlı kadınlar ise içinde aşırı renk farkı olmayan desenlerde.
*
Tüm bunları göz alınca ben; sıcak ve yumuşak tonlu ,alçak tezatlı bir insanım!
Bunca zamandır moru çok sevmeme rağmen kendime yakıştıramamamın ya da kahverengi ve
yeşilin tonlarından vazgeçemememin bilimsel bir açıklaması varmış.
Oje de aynı şekilde; mesela nar çiçeği boşuna favorim değilmiş ;)

UCUZ KAÇIŞ NOKTASI OJELER :)

21.10.10

Oje sürmek, en az 2 güne bir yapmayı en sevdiğim şey. 2 sene öncesine kadar yalnızca french ve bazen kırmızı oje tercih ederken, şimdilerde yakıştığını düşündüğüm her rengi kullanıyorum.
Kıyafet tamamlayıcısı olarak takı tercih edenler olur ya ya da makyaj.. ben de kıyafetime göre oje seçiyorum, zaman zaman da ojeye uygun kıyafet :p
Bilindik markaların hemen hemen hepsini kullandım {Chanel dışında :p} Pahalı olup akşama kadar soyulanlarda oldu (Inglot ve Sally Hansen). Bu sanırım ojenin yapısı ile ilgili. Sedefli ojeler çıkmıyor kolay kolay ama mat ojeler daha çabuk soyuluyor.
Ucuz ojelerinde tırnağa nefes aldırmamak gibi dezavantajı olabilir; onu da 2 günden fazla tutmayarak çözebiliriz. Ayrıca bakım ürünleri de var pek çok. Tüm bunlar için en iyi ve ayrıntılı kaynak Zuzu olacaktır.
Onun sayfası cennet gibi geliyor bana ;)
Neyse asıl konumuz ucuz olup, kullanmayı sevdiğim ojeler. Hepimizin aklına ilk Flormar geliyor ama; ona alternatif olarak, ayrıca daha çok memnun kaldığım 3 marka Golden Rose, Alix Avien, Pastel. Hem renk çeşitliliği çok iyi, hem de kalıcılık açısından hiç de fena değiller.
Golden Rose 65, hafif sedefli; vişne çürüğü gibi bir renk. 2 kat sürüldüğünde de güzel oluyor.
Alix Avien 164, nar çiçeği ve sedefli. Sürümü çok kolay. Flormar 378'e alternatif ama bence daha güzel. Bu yaz en çok bu rengi kullandım ben. 2 liralık şişe, işimi fazlasıyla gördü.

Pastel 42 ise yine birazcık sedefli mor. Bunun da rengini çok sevdim. Tek kat da güzel ama 2. katta mor ve hafif ışıltılar daha çok belli oluyor. (Fotoğraf tek kat hali)

Tırnaklarım kısa ve fotoğraf çekmek için birini silip, birini sürdüm. O yüzden biraz garipleştiler. Çok güzel tırnaklarmış gibi bakın lütfen :p
Oje sürmeyi tek başıma kıvırmaya başladım, eskiden daha kötü sürüyordum ama Nail Art olayı temelde kolay gibi görünse de hiç benlik değil. Başkalarının yaptıklarını izliyorum ancak; birilerinin de bana yapmasını bekliyorum :)
Bir de Cecile diye bir marka var. Farını kullanıp, beğenmiştim daha önce. Ojeleri de iyi bence; yine fiyata göre değerlendirecek olursak. Hatta ilk iki rengi sık sık kullanıyorum ben. Kırmızı gibi olan çok koyu bir pembe ama 2 kat sürüldüğünde çok güzel oluyor. Yapısı da pürüzsüz ve tırnak kenarları temiz kalıyor.
İşte böyle 1-2 liraya mutluluk

CLINIQUE EVEN BETTER CLINICAL DARK SPOT CORRECTOR

18.10.10

Clinique_TR'nin twitter üzerinden yaptığı yarışmada kazandığım ürünü bugün ulaştı elime. Çok merak ettiğim bir üründü "even better clinical dark spot corrector" Çünkü cildimde akneden kalan kızarıklıklar var. Bir de son zamanlarda dikkatli bakılınca görünen, kahverengi lekeler var dudağımın kenarında. Bugün başlıyorum kullanmaya, sonucunu da yazarım ilerleyen zamanlarda.
Even Better Clinical Dark Spot Corrector koyu lekeleri, yaşlılık lekelerini ve yaşlılık sonucu oluşan renk farklılıklarını, güneşin cildimize yıllar boyu verdiği zararları, çevresel zararları ve akne lekelerinin izlerini gözle görülür şekilde azaltır ve daha sağlıklı, pürüzsüz bir görünüm sağlar. Klinik testler, Even Better Clinical Dark Spot Corrector’ın sektörde altın standartı temsil eden reçeteli içerikle karşılaştırıldığında 4, 8 ve 12 haftada, cilt rengini eşitlemede bu içerik kadar etkili olduğu ispatlanmıştır. Hatta 12 hafta sonunda cilt renginde %53 düzelme sağladığı kanıtlanmıştır.
Clinique Türkiye'ye ve ürünü kazanmamı sağlayan İnci'ye çok teşekkür ediyorum!
İşte bu da twitter sayfam, beklerim ;)

YOLCU

15.10.10

İki de bir saate bakma günü bugün..
Çünkü
biz
akşam 
annemlere
gidiyoruz!

KİTAPLARIM

11.10.10

Okuduğum kitabı koyarken, kitaplığın da fotoğrafını çektim :p
Bu sayede sayım da yaptım. 91 tane kitabım var (3'ü babamda 3'ü arkadaşlarımda)
Bunlar buraya getirebildiklerim. Birçok kitabımda anneannemin evinde kolide.
Bir ara getirmek lazım onlarıda. İçlerinde Yaşar Kemal ve Aziz Nesin kitaplarım var çünkü..
Koca bir duvarı kaplayacak kadar çok kitabım olsun istiyorum ama yolun çok başındayım henüz..
Ye Dua Et Sev son okuduğum kitap. Neredeyse 3 haftadır elimdeydi. Dün bitirdim nihayet.
Açıkcası çok beğenmedim, zaten bu kadar uzun sürede okumamın sebebi de bu.
En başta çeviri berbat bence. Cümleler olduğu gibi çevrilmiş.
Devrik ve noktasız uzun cümleler çok fazla.
Reklamı çok iyi yapılmış; ancak bestseller olacak bir kitap değil.
Kişisel gelişim kitaplarına benziyor biraz. Biraz psikoloji kitaplarına..
Hindistan ve İtalya'yı anlatan bölümler ilgimi çekmedi değil. Zaten onlar sayesinde okuyup, bitirdim.
Tavsiye eder miyim?
Çok vaktiniz varsa okuyun, bir de siz yorumlayın ama;
vaktim kısıtlı diyorsanız çok daha güzel kitaplar var okunacak ve
filmini izlemek daha akıllıca olur gibi ;)
*
Peki ben ne okuyayım şimdi?

ELMA

8.10.10

Bazen doğru mesleği yapmadığımı düşünüyoum.
Çabuk sinirlendiğimi, tahammül sınrlarımı zorladığımı, sabırsız olduğumu düşünüyorum.
Bazen istiyorum ki çabuk çabuk öğrensinler, anlasınlar, çalışsınlar.. Elbette biliyorum bunun böyle olmayacağını ama o an öyle istiyorum işte.. Beklediğimi alamayınca üzülüyorum..
Sonra yönetim anlayışlı olsun, imkanlar iyi olsun, insanlar bencil olmasın, çalışma ortamımız evimiz gibi olsun, huzurlu olalım istiyorum.. Böyle olmadığını görünce sıkılıyorum..
Farklı işler, farklı beyinler, farklı ortamlar hayal ediyorum..

Sonra bir anda işler değişiyor.. Bu işten başkasını yapamam ben, benim için en doğru meslek bu diyorum onca isyanı ben etmemişim gibi..

İniş-çıkışlarım çok oluyor her zaman ki gibi.. Mesleğimi seviyorum ama duygusal davranıyorum. Herşeyi şeffaf görmek istiyorum, görünce de tahammül edemiyorum. Çocuklara üzülüyorum ama bütünü değiştirme gücüm olmadığı için onların böyle yaşamak zorunda olduklarını kabullenmeye çalışıyorum. Bunu yaparken de bunalıyorum.

Uzar gider bu böyle..

Neyse..
Hergün olduğu gibi bugün de "elma" aldım bir öğrencimden.. Dedim ya işler değişti. Onun gözleri parladı. "Öğretmenim size getirdim" dedi, aldım, teşekkür ettiğimi duymadan koştu gitti..
Şeker de getiriyorlar, bazen çiçek, bazen mandalina, bazen ekmek, bazen süt.. Hep utanıyorlar, vermeleri ile koşup gitmeleri bir oluyor ya da öğretmen masasına koyuyorlar. Kim getirdi diyorum. Ses çıkarmıyorlar, kötü birşey yapmış gibi :)
Mesleğin çok eksi yönü var ama değer diyorum öğrenciler için
ve de seviyorum her birini ayrı ayrı..

BİT MİT SOĞUK MOĞUK

6.10.10

Çorapsız günlere elveda, sümüklü günlere merhaba :)
Sezonun ilk hastalığına, soğuğun ilk günlerinde yakalandım.
Böyle gereksiz işlerdeki birinciliklerimi, gerekli yerlerde kullanabilme şansım olsaydı keşke..
*
Okulda bit salgınıdır gidiyor. Okul sınırlarına girdiğim andan itibaren, çıkana kadar mütamadiyen kaşınıyorum. Boyalı saça gelmezmiş diye bir söylenti var, tek dileğim bunun şehir efsanesi olmaması!
Bit taraması sırasında merakıma yenildim ve nasıl bir canlı olduğunu göreyim dedim, görmez olaydım.
Zıp zıp zıplayan minicik birşey ama insanın kafasında bir böcek türünü taşıması berbat bir histir.
Anlatırken bile kaşıntı tutuyor beni. Bit olan öğrencileri görünce ister istemez bir uzaklaşma oluyor.
Çocuklara söylemedik bire bir. Aileleri çağırdık, gerçi pek oralı olmadılar.
Yarın şampuan vs. gelecek okula, geçer umarım..
*
Günlerin dizi izlemeye fırsat kalmayacak kadar hızlı geçmesi
-mesela bugünün hafta ortası olması, sona 2 güncük kalması- ne güzel!
Bir planım yok ama hafta sonunun plansız olanı bile güzeldir öyle değil mi?
ee o zaman hadii hoppaaaa ♫ ♪

CUMA GÜZELDİR!

1.10.10

Moral bozukluğu yerini mantıklı düşünmeye ve yeni planlar yapmaya bıraktı.
Elimizdekilere şükrettik önce..
Sadece sağlıklı ve birlikte olmanın bile bir çok şeyin ilacı olduğunu idrak ettik nihayet,
dünyanın sonu olmadığını gördük..
Sonra her zaman ki mutlu olunacak başka şeyler bulduk..
Renkler mesela, bir aradayken, yalnız olduklarından daha güzel değiller mi?
Hafta sonu çabuk geçmesin..
 ♥!