PİŞTT 2010 GELEBİLİRSİN!

31.12.09


2009'cuğum dileklerimin büyük çoğunluğunu gerçekleştirdin, aferin sana!
Çok mutlu oldum, çok eğlendim, çok güldüm, az ağladım, az üzüldüm..
Şimdi bu performansın daha iyisini senden bekliyorum 2010..
Herkes için güzellik getir!!

BAHAR

27.12.09

...
çünkü sana değdiğinden beri ellerim
bütün kış dallarında tomurcuklar var ♥

Candan ERÇETİN / Kırık Kalpler Sokağında

~Çok beğendim ben bu albümü!~

MUDO

25.12.09

Mudo'nun ücretsiz kargo fırsatını bahane edip, kendimi mutlu edeyim demiştim geçen hafta. Bugün geldiler.
Kelebekli oluşlarından dolayı gönlümü kazanmışlardı zaten ama bir de çok sevimli kutuları var. Bardağın deseninde karton saklama kutusu, çok sevimliler..

Küçük şeylerden mutlu olma kapsamında hazırladığım yazının sonuna geldik :p
Mudo indirimindeki ürünlere dım tırı tıs bir şarkı eşliğinde bakabilirsiniz.
Neşeli bir hafta sonu olsun!

YARDIM KAMPANYAMIZ SONA ERDİ

23.12.09

Yardım kampanyamız sona erdi. Aslında son tarihi 24 Kasım olarak belirlemiştim; ancak kargoların ulaşması zaman aldı. Biz de bilinçli olarak yavaştan aldık bazı sebeplerden dolayı.

Şimdi neler yaptık anlatayım en baştan.
Bana göre okuldaki her çocuğun kıyafete, ayakkabıya ihtiyacı var; ancak hepsine yetmemiz münkün değil. O yüzden içlerinden en çok ihtiyacı olanları belirledik önce. Her sınıftan 5'er kişi şeklinde. Onlara dağıttık sınıf öğretmenleri ile birlikte ve o zamana kadar gelen eşyalar sanki onlar için özel getirtilmiş gibi oldu. Tek bir çorap dahi kalmadan dağıttık. Kimi hemen o an giydi, kimi ben bayramda giyeceğim dedi. O zaman hava o kadar soğuk değildi zaten. Neyse bayram bitti, 1-2 hafta geçti verdiğimiz ayakkabıları giymeyen 4-5 çocuk gördüm. Hala eski, yırtık ayakkabıları giyiyorlardı. Birine sordum; "annem sakladı, bulamadı" dedi. Bir diğeri "sonra giyeceğim" dedi. Başka bir öğrenciye sordum hiç sesini çıkarmadı. Sonra öğrendim ki; bu çocuklar okulda dağıtılıyor diye eski ayakkabı ve giysi giyiyorlarmış. Resmen bu konuda damgalanmışlar. Aileleri giydirmiyor anlaşılan, evdeki diğer çocuklara veriyor olabilirler. Sonra o çocuklara güzellikle anlattık. Çünkü giydikleri kıyafetler perişan. Sürekli hasta geziyorlar. Bazıları anladı, ertesi gün yeni montlarıyla ayakkabılarıyla geldiler ama 2 kız hala daha giymiyor. Bazıları da sadece karlı havada bot giyilmesi gerektiğini düşünüyordu. Aileler öyle çok ilgili değil maalesef.

Bu durumda gerçekten ihtiyacı olanları bulmanın güç olduğunu anlamış oldum. Köyün standartlarına göre iyi durumda olanlar yardım dağıtıldığını duyunca istemeye geldiler. Bu durumda daha dikkatli karar vermeye çalıştık ve havanın biraz daha soğumasını bekledik. Kendi imkanlarıyla alabilenler alsın, diğerlerine dağıtalım diye. Sonuç olarak öyle oldu. Bugün tüm eşyaları dağıttık sınıf öğretmenlerimizle birlikte. 7 ayakkabı kaldı dağıtılmayı bekleyen. Onları da bu hafta sonu alacağım ve bitecek.
Dağıtım esnasında fotoğraf çekmeyi istemiştim ancak hem eşyalarla ilgilenip, hem o kargaşada fotoğraf çekme fırsatı bulamadım. Çünkü çocukların üzerinde deneyerek dağıttık. Giydir, çıkart biraz zor oldu.

Aslında tam fotoğraflık olan bir kız çocuğu vardı.
Bir tane tavşanlı, süslü sırt çantası çıktı kolilerin birinden; içinde boya kalemi ve ufak tefek oyuncaklar vardı. Sarışın, minyon, 2. sınıf öğrencisine verdim. Bir gün boyunca tüm tenefüslerde çantaya sarılarak gezdi. Size mutluluğunu kelimlerle anlatmam mümkün değil. Onun fotoğrafını çekmeyi isterdim ama fırsat yaratamadım.

Sonra Enes adında bir öğrenci dağıtımdan sonra ki tenefüs yanıma geldi, teşekkür etti bana. Biraz sohbet ettik ve laf arasında sadece çorap aldığını öğrendim. Bir çorap için minnettar kalan bir öğrenci anlayacağınız. Sonra  ki dağıtımda ona ayakkabı ve eşofman da verdik.

7. ve 8. sınıf öğrencileriyle yaşımdan dolayı arkadaş gibi oluyoruz. Yani daha iyi anlaşıyoruz, kendilerini daha yakın hissediyorlar. Onlara birşeyler vereceğimizi anlatmak biraz güç oluyor; çünkü utanıyorlar. Gurur yapıyorlar, zaten ergenlik dönemi nedeniyle hassas oluyorlar. 2. kademe öğrencileriyle ben ilgilenmedim o yüzden. Çünkü biliyorum beni her gördüklerinde utanacaklar.

İşte böyle..
Şimdi gelelim iyilik meleği arkadaşlarıma :)
Blogcu arkadaşlarımdan Alev ve arkadaşları, Nazlı Abla, Alize, Moonsun, Kiraz Sevdası, Elçin, Colors of Angel ve arkadaşlarıZeynepNymphea ve Decaf Latte; blogu olmayan ancak yardım gönderen Fatma Hanım, Gül Hanım, Şeyma Hanım, Aslı Hanım, Zeynep Hanım, Nilüfer Hanım, Dilek Hanım, Senem Hanım, Naciye Hanım; blogu olmayan ama arkadaşım olan :) Esra,
sizlere ne kadar teşekkür etsem az. Gönderdiğiniz herşey öyle çok işe yaradı ki.. Çocukların yeni birşeylere sahip olması, bunun için heyecanlanmaları, mutlulukları görülmeye değerdi. Çok önemli ve çok güzel birşey yaptınız. Sizlerin adına ben tanık oldum, teşekkürleri hepiniz adına kabul ettim. Şimdi kendi adıma da binlerce kez teşekkür ediyorum her birinize..
İyi ki varsınız..
Bir teşekkürüm de okul müdürümüze..
Böyle işler maalesef angarya olarak görülür ancak; Mustafa Bey herşeyle ilgilendi. Hatta bazı kolileri kendi alıp getirdi. Destek vermesi beni gerçekten çok sevindirdi.

MİM {BENİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN 5 YER}

19.12.09

Mim sever bir insan olarak Beetle Juice'in "senin için önemli olan 5 yer mimi" ni severek cevaplayacağım.

Afyon: Memleketim. Ailem, anılarım orada.. Eskiden kurtulmaya calışırdım, hiç sevmezdim. Şimdi ilk fırsatta kaçtığım yer. Çok özlüyorum. Mekanları değerli kılan, orada yaşananlar, orada yaşayanlar. Kesinlikle savunuyorum bunu. Eşimle lisede tanıştık. Afyon sokaklarında attığım her adımda anımız var. Lise yıllarımı, arkadaşlarımı, yaşadıklarımı hep özlemle anıyorum o yüzden.

Ankara: En az Afyon kadar değerli benim için. Hatta ileride yaşamak istediğim tek şehir. Bana hiç gri, sıkıcı gelmez. Huzurlu hissediyorum orada kendimi. Üniversite yıllarımızı hatırlayınca hep yüzüm gülüyor. Kilometrelerce yürüdüğümüz sokaklarına geri dönebilmeyi istiyorum en kısa zamanda.

Las Vegas: Bunu buraya yazacağım hiç aklıma gelmezdi ama evlendikten sonra kurduğumuz ilk yuva oradaydı. Şartlar ne olursa olsun ilk gözağrımızdı ;) Yeniden orada yaşamak istemem ama şimdilerde düşününce güzel ve unutamayacağımız günler geçirmişiz.

Bodrum: Küçüklük tatillerim Antalya ve civarında geçtiğinden Ege'yi pek bilmezdim ben. Sadece bir kez Marmaris ve Didim'e gitmiştik ailemle. Hayal meyal hatırlayacak kadar da küçüktüm o zaman. Onun dışında her yaz Antalya, Alanya, Kemer, Beldibi, Serik ... O zamanlar çok seviyordum tabii ki her çocuk gibi.. Ne güzel günlerdi :) Sonraları Antalya sıkmaya başladı beni çok sıcak olduğu için. Balayına Bodrum'a gidince de hayran kaldım Ege havasına, Ege Denizi'ne.. Bundan sonraki tatillerde her yerini görmek istiyorum ama herşey dahil bir otelde kalmadan. Salaş, aylak bir tatil olsun ;)

Evim: Ben bu mimi benim için önemli olan şehirler şeklinde algılamışım anlaşılan :p O yüzden "evim" i kullanayım 5. hakkım için. Dışarıda vakit geçirmeyi çok sevmiyorum. Evimde huzurlu, mutlu, rahat hissediyorum kendimi.. Yalnız olmadığım müddetçe. Daha doğrusu gün içinde yalnız kalmayı severim ama geceleri psikolojim bozuluyor :)
{Teşekkür ederim Çillicim}

SALI + KELEBEK + RENK = MUTLULUK

15.12.09


                                                                                                   {weheartit}
Güzel Salı, bu yıl çok sevdim seni..
Cumartesi ve Pazar'dan bile çok..
İlaç gibi geldin nedense bana..
Sabah yukardaki resmin ilk cümlesiyle uyandım..
 Hazır kahvaltıya balıklama atladım.
Sonra çay içtim; hızlı hızlı, ağzımı yakarak değil hem de..
Bir yandan da blogları okudum.
Ev temiz; suçluluk hissedecek bir durum yok, ohh..
Oturdum masamın başına..
Yetiştirmem gereken şeyler var ama bugünün şerefine aşağıdaki renkli kelebeği yaptım.
İçim de renkli onun gibi, renk ve kelebek bir arada..
Evet, mutluyum bugün ben..

.
.

NAZO'S DIY PROJECT ;)

13.12.09


Gri hırka giymeyi çok seviyorum. Aslında ben hırka giymeyi çok seviyorum. Özellikle bu yıl uzun, ince hırkalar çok fazla. Hemen hemen her markanın var bu tarz hırkaları ve çok kullanışlılar. Merve gri hırka süsleme fikri vermişti. Benim ki değişik bir versiyonu ve keçeyle. Kalp Hersheyler'in hediyesiydi. Hemen hemen her kıyafetimin yakasında taşıdım onu ama artık daimi yeri burası ;)

Sonuç olarak kırmızı keçeden kalp broş, siyah keçeden kedi ile gri hırkanın üzerinde zincirle birleşti ve ortaya NAZO'S DIY PROJECT çıktı :))
Nasıl olmuş? ;)
Not: Bu benim ama isteyen olursa yapabilirim. Pasaj'a ekledim.

TÜRKAN TEK VE TEK BAŞINA / AYŞE KULİN

12.12.09


Tüm Türkiye yağışlı, soğuk, kapalı.. Böyle havada evde kitap okumak ideal bir düşünce olabilir. O yüzden hemen son okuduğum kitabı anlatayım. Bu hafta kitap yazısı iki tane olmuş olacak ama bu kitap çok özel..

Hala almadıysanız bugün ya da en kısa zamanda alın; Ayşe Kulin'in Türkan Saylan'nın hayatını anlattığı kitabı Türkan Tek ve Tek Başına'yı..

* Bir ülkeden cüzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına.
Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı.
Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi. Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı.
"Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!"

* Tanıtım Yazısı'ndan

Beni 'boşuna yaşıyorum' dedirtecek kadar etkildedi bu kitap. Hayranlıkla okuduğum bir hayat öyküsüydü..
Öyle bir hayat ki; kendini bilime, insanlığa, gençlere, kadınlara, hastalarına adamış, hastalar ki ailelerinin bile yanlarına yaklaşamadığı, yaratık muamelesi gören insanlar.. Kendi hayatınından vazgeçmiş, giyim, kuşam, lüks, maddiyat hep geri planda kalmış, ışığı içinde bitmek tükenmek bilmeyen insan sevgisi olmuş..

Kitap hakkında yazabileceğim herşey yarım kalıyor gibi.. O yüzden dünya görüşünüz ne olursa olsun alıp okuyun ve ne demek istediğimi anlayın.. Unutmadan böyle bir hayatı Ayşe Kulin'in kaleminden okumaksa ayrı bir keyifti.. Öyle yalın, gerçek ve akıcı anlatmış ki..
Şurada Ayşe Kulin ile kitap hakkında yapılmış bir röportaj ve kitaptan bölümler var, okumadan geçmeyin..

nazoyla.com

9.12.09


www.nazoyla.com oldu blogum. Lütfen ayarlarınızla oynayın!!
Bir süre yeni adrese otomatik olarak yönlendirecek, sonra blogspot adresim kendini yok edecek.

Nasıl yaptın diyenler için;
Blogger'da kendi alan adınızı kullanmanıza olanak veren bir sistem var. Etki alanları bir Google ortağı üzerinden kaydedilir ve bir yıl için 10$ (USD) olarak ücretlendiriliyor. Sadece blogunuzun ismi değişiyor, geri kalan herşey eskisi gibi kalıyor;  bağlantı listesi dışında. Bir tek o silindi maalesef.
Yapmanız gereken Kumanda Paneli > Ayarlar >Yayıncılık > Özel Alan tıkladıktan sonra istenen adımları yerine getirmek. 10 dk.nızı bile almıyor ;)

ŞİMDİ DE KEÇE SEVERLER BURAYA!

6.12.09


Etsy ve keçe.. Benim için ayrılmaz ikili ;)
Keçeden öyle farklı ve güzel şeyler yapıyorlar ki..
Bu dükkan çok orijinal.. Biraz daha çeşitlendirilirse duvar sticker'larına da güzel bir alternatif olabilir bence..

ÖRGÜ BİLENLER BURAYA!

    
Etsy'deki bu dükkan sizce de farklı değil mi?
Örgü örmeyi bilmek isterdim. Bu renkli motiflerin kolye, broş, yüzük hali çok şirin görünüyor.

VEDA & UMUT

5.12.09



Çok beğendiğim ve okumanızı tavsiye ettiğim iki Ayşe Kulin kitabı. Birbirinin devamı; Önce Veda, sonra Umut..
Tarihi romanları severek okuyamıyorum. Yakın tarih belki ama Osmanlı tarihi ve sonrasını anlatan kitapları sadece öğrenmek için, keyif almadan okurum. Veda'ya o yüzden önyargılı başlamıştım ama ilk sayfalardan itibaren içine çekti beni.
Tarihi bilgiler o dönemlerde yaşamış bir ailenin hayatı ile harmanlanmış. Ayşe Kulin hayranı olarak anlatımı çok yalın ve akıcı buldum.
Umut Ayşe'nin {Ayşe Kulin} doğumu ile bitiyor. Kendi doğumunu böyle güzel anlatması, babasının yaptıkları, annesine nasıl aşık olduğu.. hayran olunası..
En çok Sabahat ve Aram aşkını merak ettim. Serinin 3. kitabını heyecanla bekliyorum..

RAPORUMSU YAZI

3.12.09

* Tatil mahmurluğu var üstümde. Bir sürü yapılacak şey var aklımda ama bende hareket yok. Sıkılganlık, bıkkınlık.. Garip haller..

* Geçtiğimiz 15 gün yolda, yolculukta geçti ya evimi özledim. Gerçi annemden ayrılırken ağladım yine.. Sanırım hiç alışamayacağım ben.. Annemden de ayrılamıyorum, evimden de :) Bu hafta sonu hep evde olmak istiyorum. Bakalım artık..

* Yardım kampanyamız 24 Kasım'da sona erdi biliyorsunuz. Bayram öncesi bir kısmını dağıttık öğrencilere.. Fotoğraf çekemedim o gün ama ayrıntılı yazı yazdığımda anlatacağım. Pazartesi günü bir kısmını daha dağıtacağız.

* Şehrin ilk alışveriş merkezi açıldı. Komik gelebilir pek çok kişiye ama Nevcity gelişiyor :) Büyük markalar yok ancak bir sürü insana istihdam sağlanmış oldu. Şehrin standartları düşünüldüğünde gayet de güzel. Ben en çok Sbarro'yu gördüğüme sevindim. Ispanaklı pizzası gurbet ellerde yoldaşım olmuştu geçen yıl :) Burger King'de var. Bir de dışardan güzel görünen bir kahveci var. En kısa zamanda denenecek. Sonra Deichmann'da açıldı. Kalitesi çok iyi olmasa da ucuz ve güzel ayakkabı bulmak mümkün olduğu için seviyorum.

* Kitap okumaya tam gaz devam.. Ayşe Kulin / Türkan okuyorum şuan. Harika bir kitap, bitirince yazarım.

* Beşir ile Matmazel'in veda sahnesi de pek duygusal. Evet, bir yandan da dizi izliyorum. Biraz hızlandırsalar şu diziyi, fenalık basıyor.
Hafta sonu gel ve hemen gitme!

EDİ & BÜDÜ

25.11.09


Susam Sokağı çoğumuzun hayatında önemli bir yere sahip öyle değil mi?
Ben başlamasını iple çekerdim. Herkes gibi en çok Edi & Büdü'yü severdim. Aslında bir de Kurabiye Canavarı'nı.
Belki onu da yaparım daha sonra.
Bayram öncesi sizleri Edi & Büdü ile selamlıyoruz :)
Mutlu bayramlar..


Ayrıntılar burada ;)

.. VE TEZ BİTER !! :)

24.11.09

Tezim bitti !!
2 yıldır süründü resmen ama sonunda bitti.
Henüz savunmaya girmemiş olsam da, önümde bitmiş bir tez var şuan.
İnanması güç :))
Tabii ki eşimin büyük yardımı, desteği ve bilimum iteklemeleri sayesinde. O olmasaydı çoktan atılmıştım.
Yarın Ankara'dayım, enstitüye teslim edeceğim. Yorucu bir gün olacak ama olsun. Ankara havası alıp, akşama geleceğim.
Bu durumda geçen yıldan beri beklediğim Öğretmenler Günü'nü kaçırıyorum :(
Ne yapalım, eğitim yolundaki her adım mübahtır :p
Tüm öğretmenlerin gününü kutluyorum içtenlikle ve koşar adım uykuya gidiyorum.
Bekle beni Ankara!!

PAZAR PAZAR MARAZ

22.11.09

Arka arkaya pazar deyince ve Pazar kelimesini düşününce ne komik geliyor kulağa.. Yalnız geçen bir pazar {söyledikçe komik gelmeye devam ediyor bu günün ismi} iyi mi kötü mü anlayamadım. Sabah saatlerinde güzeldi. Sanırım artık sıkılmaya başladım. Ben ki yalnız yemek bile yemeyen insan, iyi idare ettim aslında. Dün gece de gayet sorunsuz geçti. Korkma konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğum düşünülürse ki -eşimden ve kendi gölgemden korkmuşluğum bile var- iyiydi. Geç yattım üstelik, yatak odasına gayet sakin gittim. Evin içinde aptal aptal koşmadım :)) Yemek konusunu da dünden kalanları yemekle çözdüm; ama biraz fazla kaçırdım galiba. Mide fesatı geçireceğim :) Neyse ki kocişin gelmesine 3 saat kaldı!!

Neyse bir ara kitap okuyayım diye uzandım. Normalde Ayşe Kulin / Umut okuyorum ama Maraz'a şöyle bir gözatayım diye elime aldım. Arka kapağı okudum, sonra sayfalarını karıştırdım ve başladım okumaya. Sözde bakıp bırakacaktım ama olmadı, baktım 20 sayfa kalmış. Devam ettim okumaya. Şimdi içim rahat. Diğer kitabımı okumaya devam edebilirim ;)

Hande Altaylı / Maraz, Akıcı ve sıkmayan bir kitap. Zaten 197 sayfa, keşke biraz daha uzun olsaydı diyorsunuz bitince. Ayrıca gözlemleri çok yerinde. Tavsiye ediyorum okumayanlara..

"EN" Lİ MİM

Alevciğim'e teşekkür ediyorum ve hemen başlıyorum :)

En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın?
Türkiye dururken başka bir ülkeye gerek yok. Gayet sıkıcı bir gündemimiz var. Bir de Norveç'te mutasyona uğramış malum grip, ona canım sıkıldı.

En son hangi şarkıdan nefret ettin?
Hiç sorma.. Serviste garip garip şarkılar çalıyor. 'Yorganımda kene var, kopar kopar gene var' Valla, şaka değil. Var böyle bir şarkı ama kim söylüyor bilmiyorum.

En son hangi fast food ürününden tiksindin?
Amerika'dayken tiksinmiştim en son hamburgerden, pis bir yağ kokusu vardı. Normalde tiksinmem, arada bir yediğim için.

En son hangi sakatatı yedin?
Beyin ve dil yedim. Ne mide var bende değil mi? :)

En son hangi yerli şarkıyı beğendin?
Sıla'nın albümü güzel.

En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin?
Hiç hatırlamıyorum.

En son hangi yerli filmi beğendin?
Nefes Vatan Sağolsun

En son hangi yabancı filmi beğendin?
Slumdog Millionaire

En son hangi kitabı okudun?
Ayşe Kulin / Veda

En son hangi bilgisayar oyununu oynadın?
Luxor 2

En son hangi mizah dergisini okudun?
Penguen

En son neyden korktun?
Yalnızlıktan

En son kime veya neye küfrettin?
Televizyonun sildikten 10 sn. sonra tozlanmasına

En son neyden kaçtın? (opsiyonel: koşarak ta olabilir)
Tezimden ama yakalandım sonunda ve bitti :))

En sevdiğin 5 film?
Selvi Boylum Al Yazmalım
Neşeli Günler
P.S. I Love You
Devrim Arabaları
Babam ve Oğlum

En sevdiğin 5 şarkı?
Zülfü Livaneli-Gözlerin
Israel Kamakawiwo'Ole-Somewhere Over the Rainbow
Haluk Levent-Dert Olur
Zuhal Olcay-Pervane
Yaşar-Koy Beni Gözlerine

En sevdiğin 5 yemek?
Etli lahana sarması
Patates püresi
Pırasa
Makarna
Kebap çeşitleri

En sevdiğin 5 isim?
Can, Yağız, Tuna, Elif, Zeynep

En sevdiğin 5 oyun?
Monopoly
Okey
Tavla
Super Mario :)
Luxor 2

En büyük korkun nedir?
Sevdiklerimi kaybetmek

En nefret ettiğin 5 klişe nedir?
Olur mu hiiçç?? (eşime ithafen)
Sıkı can iyidir çıkmaz (büyüklere ithafen)
Bakarız (eşime ithafen)
Beni sizler varettiniz (ünlülere ithafen)
Su içsem yarar (metabolizmaya ithafen)

TAVUK SALATASI

21.11.09


Bugün evlilik hayatımın bir ilkini daha yaşadım :) İlk kez çaya misafir aldım. Farklı bir şehirde olunca çok çevre olmuyor. Ailemin yanında olsam şimdiye onlarca misafir davet etmiş olacaktım ama benim için daha yeni ilk oldu :)
Okuldaki arkadaş grubum geldi. Dün ve bu sabah panik havası hasıldı evde. Yetişecek mi, yaptıklarım güzel olacak mı? vs. heyecan yapmıştım ama alnımın akıyla atlattım. Herşey istediğim gibi oldu :) Bir sürü de övgü aldım, havalara girdim. Bu gazla yeni misafirler almam lazım :) Bir de davet derken, hani çok parçalı yemek takımları var ya; iyi ki varlar. Alırken "ne işime yarayacak, gerek yok" dedikçe; annem ısrarla aldırmıştı. Meğer ne iyi birşey yapmış. Çok işe yarıyorlarmış :)
Neyse salata olarak tavuk salatası yaptım. Ne yapsam diye düşünürken annem tavsiye etti. Annem de iyi ki var, çok akıllı kadın :)) Nasıl kolaymış ve lezizmiş. Tavsiye ediyorum !!

Miktarlı bir tarifi yok. Herşey göz kararı. Kişi sayınıza göre; haşlanmış tavuk göğsünü didikleyin. Haşlanmış bezelye ve havuç, mısır, ceviz, dere otu, tuz, limon, zeytinyağı ve biraz nar ekşisi ile karıştırın. İşte bu kadar. Hem mayonezli tavuk salatası gibi bol kalorili değil, hem de çok basit ve lezzetli.

Bu arada şuan evde yalnızım. Eşim şehir dışına gitti. Henüz korkmuyorum; umarım geceyi böyle sonlandırabilirim :)
İyi pazarlar herkese..

FLORMAR


Flormar'a çok ayıp ettim. Paket geleli 3 hafta oldu; ancak fırsat buldum yazmaya.
Birçok blogda gördük zaten. Gönderilen ürünler genelde aynı ve benim memnuniyetim de üst seviyede.
Öncelikle Flormar'ın web sitesindeki şu formu dolduruyorsunuz  Ardından Marka Müdürü Elif Hanım sizinle iletişime geçiyor. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Üürünlere gelecek olursak;
1. Perfect Coverage Foundation-103 Creamy Beige: Kapatıcılığı bence gayet güzel bir fondaten. Bir ton koyusu bana daha iyi olacak ama bunu da kulllandım ben. Allıkla falan güzel durdu. Ayrıca kıvamı da yoğun. Çok azıcık alarak tüm yüzüme uygulayabildim. Bir de koruma faktörlü oluşu çok iyi.
2. Flormar Waterproof Eyeliner-107: Kalemi kaşlarımdaki minik boşlukları doldurmak için kullandım. Gözde kullanma fırsatım olmadı ama iyidir kanımca.
3. Supershine Lip Stick-502: Renginden dolayı kullanamadım maalesef. Çünkü bana yakışmayan bir renk. Ben bu tarz yoğun renkleri yakıştıramıyorum kendime ama yapısı harika. Nemlendirme özelliği var. Bu arada bu ruju isteyen olursa hediye edebilirim. Hiç kullanmadım. Maille iletişime geçerseniz seve seve gönderirim. Rengi nar çiçeği ile kırmızı arasında bir renk.
4. Supershine Lip Gloss: İşte bu ürüne bayıldım. Neredeyse hergün kullanıyorum. Geçenlerde aldığım Stila Far ve allık olarak kullandığım pudramla çok uyumlu oldu.
5. Great Look Volume Up Mascara: Bu ürünü de daha kullanmadım ama adı üstünde great! ;)

KİTAP MİMİ

16.11.09

Ben mim cevaplamayı seviyorum zaten; ama bu mimi daha çok sevdim. Bu yıl okula servisle gidip geldiğim için kitap okumaya zamanım çok oluyor. Hem yol işkenceye dönüşmüyor, hem ben keyif alıyorum. Mim için teşekkür ederim Aysuncuğum..

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap ve kısaca konusu?

Umut "Hayat Akan Bir Sudur"; Ayşe Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor.
Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.

2. En son aldığınız kitap?

Hande Altaylı / Maraz {nihayet}
Ayşe Kulin / Türkan

3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz?

Aslında çok ama en son okuduklarım içinde; Khaled Hosseini / Bin Muhteşem Güneş ve Uçurtma Avcısı, Buket Uzuner / Kumral Ada Mavi Tuna, Zülfü Livaneli / Leyla'nın Evi.. Bir de çok önce okuduğum Dostyoveski / Ezilenler ile John Steinbeck / Fareler ve İnsanlar en sevdiğim kitaplar arasında. Aslında ben okuduğum her kitapta kendimden birşeyler buluyorum; dolayısıyla seviyorum da..

4. Bir türlü bitiremediğiniz ,bitirseniz de sizi illallah ettiren kitaplar?

Maeve Binchy Gümüş Yıldönümü ve Aşk Bir Kere.. Gümüş Yıldönümü'nü yarım bıraktım. Aşk Bir Kere'yi sözde okudum ama en ufak birşey hatırlamıyorum. Sırf o kadar para verdim belki sonu güzeldir diye okudum, sonunu bile hatırlamıyorum şuan :)

5. Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap?

Hande Altaylı / Maraz.. Nihayet alabildim ve sabırsızlanıyorum okumak için. Eşim almış bugün kargodan. Eve gittiğimde başlayacağım :)

Serrose ve Elif bu mimi severek cevaplayacaklardır diye düşünüyorum ;)

:)

13.11.09


Herkese mutlu hafta sonları..
Ben ailemin yanına gidiyorummm :))

le petit yubbié

12.11.09

"le petit yubbié, Ezgi ve Çağrı adındaki iki sevgilinin oluşturduğu bir oyuncak markası. Bu çift keçeden, kağıttan ve resinden, bazen kumaştan, bazense fimodan oyuncaklar ve aksesuarlar yapıyor. Şuan blogda gördükleriniz Ezgi Genç'e ait fakat yakın zamanda Çağrı Akyurt'un oyuncaklarına da kavuşacağız"
diye başlamışlar bloglarına..


Bugün çok güzel bir maille attım yorgunluğumu. Onlarda keçe sever ve çok şirin oyuncaklar yapıyorlar. Benim diğer bloguma şans eseri rastlamış Ezgi, hoşuna gitmiş. Sonra mail atmış bana. Öyle içten ki; üşenmemiş ve Friend Feed'de paylaşmış. Şaşırdım; çünkü birbirimizi hiç tanımıyoruz. Çok sevindim tabii ki.. Ona buradan da teşekkür etmek; yaptıkları oyuncakları ve aksesuarları sizlerle de paylaşmak istedim.

LACHEEN & HAYDİNS


Arkadaşlarımın birşeyler üretmesi, onları zevkle satın almak, kargoyu merakla beklemek, özenli paketleri heyecanla daha ev yolunda otobüste açmak, yanında oturan her kimse yan gözle bakarken ona bir bakış fırlatmak, sonra içinden gülmek, aldığım cicilerin yanında hediyelerinde çıkması çok keyifli, çok..

Laçin'den bu obi kemeri aldım. Yani o yazıda bahsettiği siparişlerden biri bendim. Aşk-ı Memnu'nun 2-3 hafta önceki bölümünde bir oyuncuda gördüm. Hemen şimşek çaktı beynimde, Laçin'e mail attım. O da görmüş tabii ki :)) Neyse sonra yaptı işte benim içinde. Paketten hediye olarak keçeler çıktı, gördüğüm an çığlık atmış olabilirim :) Hani geçenlerde bir kolye yapmıştı ya, çok beğenmiştim renklerini. O tasarımlarında kullanırsın yazmış ama ben kendim için birşey yapacağım o keçelere. Teşekkür ederim Laçincim!!

Sıradaki ciciler Haydins'ten. Artık onun askısı var ve askısında yok yok :) Zamanla daha da çoğalacak ama ben bekleyemedim. Kelebek ve yeşili bir arada görünce, bunlara yaprak da eklenince benim olsun dedim bu kolye. Paketten çok güzel bir kelebek daha çıktı, bir de melek küpe :) ama beni en çok güldüren yedek parçalar oldu. Yedek çek boncuğu da eklemem lazım bu kolyeye :) Çok teşekkür ederim Haydinscim.
Buradan Haydins'in pasajına zıplamak için tık!

RAHAT UYU

10.11.09


Geçmişe dönme şansım olsaydı; en çok seninle tanışmayı isterdim.
Keşke olsaydı..
Ya da keşke sen bu kadar erken gitmeseydin..
Belki o zaman herşey daha farklı olurdu..
Şu hayatta en çok seni özlüyoruz galiba Atam..
Rahat uyu!

ALTINA İMZAMI ATARIM

8.11.09


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

YARDIM KAMPANYAMIZDA SON DURUM

4.11.09

Şurada başladığımız yardım kampanyası sayenizde güzel gidiyor arkadaşlar.. Öncelikle bana yorumla ve maille ulaşan herkese çok teşekkür ediyorum. Yazdıklarınız beni çok duygulandırıyor. Yaptığınız yardım önemsizmiş gibi kusura bakma deyişiniz, teşekkür edişiniz.. Gerçekten çok iyi kalpli ve özelsiniz. Gönderdiğiniz bir çorap bile inanın çok ama çok değerli.

Havaların iyi gitmesi sebebiyle yavaştan almıştık biliyorsunuz; ama aniden soğuyunca hava koliler gelmeye başladı. Bugün 3.sü ulaştı okula. Bir tanesi de yolda şuan.

Mail gönderen arkadaşlara ilk zamanlar mecburen ev adresimi veriyordum. Şimdi okul adresimizi veriyorum. Böylesi her açıdan daha iyi oldu. Ev adresimi verdiğim; ancak okul adresini isteyen arkadaşlarım mailden ulaşabilir bana.

Kasım sonunda bitirelim ve topluca çocuklara dağıtalım eşyaları diye düşünmüştüm. Sonra Kasım sonunda Öğretmenler Günü'nün olduğunu hatırlayınca "24 Kasım" olarak belirledim tarihi :) Yan kolona koyduğum, Lale'nin yaptığı bannerda da yazıyor. Kendisine buradan da teşekkür ediyorum, o kadar işinin arasında bir de bununla uğraştığı için. Gelen kolileri düzgün bir yerde depoluyoruz şuan. Sonra sınıf öğretmenlerinden de yardım alarak ihtiyacı olan çocuklara dağıtacağız.

Ben genel bir bilgilendirme yapmak istedim bugün. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum ve sevgilerimi gönderiyorum herkese..

KARKARKARKARKAR

2.11.09

Bugün kar yağdı!!! ~Kayıtlara geçsin lütfen!~
Sabah uyandım, ev normalden daha soğuktu ama pencereden bakmadım.
Giyindim, süslendim. Altımda etek, üstümde gömlek, bir de çok fazla kalın olmayan bir mont aldım üstüme.. Etek kışlık bir etek ve ben acaba giymesem mi diye de düşündüm, sıkılırım diye. Hani yaz günü ya :p
Neyse ki çizme giymeyi akıl edebilmişim!
İki adım yürüyüp, servise binene kadar dondum ve ıslandım :)
Sonra diğer arkadaşları almaya başlayınca ve herkesi gayet hazırlıklı kabanlı, atkılı, şapkalı görünce yuh dedim kendime! {anneme de telefonda kar yağdığını anlatırken, ben de çok kalın giyindim anne dedim, n'payım üzülmesin şaşkın bir kızı olduğu için}

Söylemeyi unuttum, servise binince Funda Arar 'Alagül' şarkısının şu kısmını söylüyordu: "Kışlara dönmüş yazım....."
Ne kadar manidar bir gün, değil mi?



{Görsel: weit}

GÜZEL CUMA

30.10.09

"Günlerdir yok kek yapacaktım, yok kurabiye yapacaktım. Bugün geç oldu, yarın yaparım.. En iyisi hafta sonu yapayım" şeklinde erteleyip durdum kahve-çay yanı keyfimi..

{Görsel: we♥it}
Bugün nihayet emin adımlarla mutfağa doğru ilerledim ve uyguladım şu nefis tarifi. Hazırlık-pişirme ve etrafı toplama 1 saat sürdü. Şimdi ev mis gibi kokuyor. Bunca zaman niye üşendim bilmiyorum :) Zaten hep böyle oluyor, birşeyler için üşeniyorum, gözümde büyütüyorum, sonra yapmaya başlayınca öyle az zamanımı alıyor ki.. Sinir oluyorum kendime :)

Fotoğraf makinemin bozulduğundan bahsetmiştim bir ara, servise 3 hafta önce gönderebildik ve bugün tamir olduğunu haber verdiler. Tahmin ettiğim gibi lensi bozulmuş ve Tr.de henüz üretilmeyen bir model olduğundan lens yurtdışından gelmiş. Biraz tuzlu oldu ama aynı özelliklere sahip bir makine olmadığı için, daha düşük özellikler bile tamir parasından kat kat yüksek olduğu için yaptırdık. Öncelikli ihtiyaçlarımızı halledene kadar, makineme gözüm gibi bakacağım artık. Sonrasında Nicon alma hayalim var :))

Burada bir sineme bile yok biliyorsunuz. Birkaç defa yakındım galiba bu konuda :) Ürgüp'te varmış. Her zaman vizyon filmler oynamıyor gerçi, zaten sadece bir salon varmış ama Nefes Vatan Sağolsun gösterimde bu hafta. Fırsatı kaçırmayıp, yarın gideceğiz. Merak ediyorum filmi..


İşte böyle..
Hafta sonu herkes için çok güzel olsun. Bol bol eğlenin, dinlenin..
By-kush ve ben sevgiler gönderiyoruz sizlere :))

{today i will be happy}

27.10.09

Sabah uyandık eşimle. Kısa bir 'kahvaltıyı sen hazırla, hayır sen hazırla' atışmasından sonra birlikte hazırladık, yaptık. Sonra o gitti işe. Ben de bilgisayarın başına kuruldum. Evin temizlenmesi gerekiyormuş, ütüler birikmiş yine kimin umrunda :))

Bu yıl pazartesi sendromu yaşamıyorum. Çünkü Salı günlerim boş :)) Yıllar sonra öğrenmiş oluyorum ki pazartesi sendromuna iyi gelen tek şey salı günlerinin tatil olmasıymış. Gerçi bu durumda hafif bir adaptasyon sorunu yaşatıyor. Hafta sonu tatilinden sonra çalış, sonra yine tatil olsun. Sonra 3 gün çalış, tekrar tatil :)
Bir de bu hafta Çarşamba yarım gün, Perşembe bayram kutlaması var ama kısa süreli, Cuma da domuz gribi tatili olunca hepten lay lay lom bir haftaya dönüştü.

Domuz gribi demişken; korkmalı mıyız, korkmamalı mıyız?, aşı olmalı mıyız, olmamalı mıyız? bilemedim ben. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bu işin eğitimini almış Prof. Dr.lar bile ikileme düşerken, benim kararsızlığım normal sanırım. Okullarda Kasım sonuna kadar aşılama bitecekmiş ama veli izni gerekliymiş. Ne diyeceğiz ki veliye "Böyle böyle bir durum var, çocuğuna birşey olursa biz karışmayız mı?" Umarım herşey söylenti de kalır ve aşı gerçekten işe yarar. Ve de umarım ihmal kurbanı olmaz hiç kimse. Tabii ki basit önlemler de almak lazım; hijyen ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek yiyecekler yemek gibi..

Havalar ne kadar güzel gidiyor. Ben doğma büyüme karasal iklim çocuğu olarak, Ekim sonunu böyle hatırlamam hiç. Çoktan botları, kabanları giymiş olurduk. Gerçi bugün serinlemeye başladı biraz, önümüzdeki günlerde düşecekmiş sıcaklık. Bence düşsün artık; çünkü ne giyeceğim derdi tavan yaptı. Sürekli ince birşeyin üzerine hırka giymekten sıkıldım. Mont alsam mı almasam mı derdinden de :)

Birazdan Cumhuriyet Bayramı için konuşma metni hazırlayacağım. Müdür görev yazmış. Aslında söylemek istediğim çok şey var. Biraz özgür hissedebilsem kendimi, neler neler yazardım ama gayet korkak ve sıradan bir metin olacak; kutlu mutlu olsun şeklinde..

Öncesinde güzel bir kahve yapayım kendime. Yanında da bir kaşık nutella. Artık çok az yiyorum nutella.. Hafta sonları kahvaltıda birazcık, bir de böyle canım çok istediğinde bir kaşıkcık.. Bu günler geride kaldı :) Bir de nutella demişken, ne sarelle, ne çokokrem ne de diğer markalar.. Kesinlikle nutella gibi değiller!

Dün Elif'in şu yazısından sonra çok şaşırdım, şimdi dinliyorum yeniden. Belki ilginizi çeker sizinde. Ayrıca bu şarkıyı çok severim ben. Dinlemek istersiniz tıklayın lütfen ;)
Resim: we♥it

* LEYLA'NIN EVİ, LEYLA'YA

25.10.09

Bir güzel Zülfü Livaneli kitabı daha. İnsanı yormayan, sıcacık, kısa sürede etkisi altına alan, sürükleyici.. Sonunda da az biraz gözyaşı var. Çok beğendim, keyifle okudum ve kızdım yine kendime bunca zaman neden okumadım diye.

* Son sayfa, son cümle..

YİNE KEÇE, YENİ KEÇE :)

23.10.09


ÇOK HIZLISIN PTT

22.10.09


PTT'nin çalışma şeklini ben bir türlü anlamıyorum. İstikrar diye birşey yok. Ya erken gelir, ya geç gelir.Kargo kodu olduğu ve net.ten nerede olduğu göründüğü halde bulamazlar.
Hong Kong'dan 2 gün içinde İstanbul'a gelen Strawberrynet paketim, Türkiye içinde elime 1 haftada geçti. Hong Kong mu yakın, İstanbul mu uzak bilemedim!
Neyse ki paketin içinden çıkanlar yüzümü güldürdü. Hatta bayıldım, özellikle çantaya. Makyaj çantası kendisi aslında ama ben kıyamayacağım. Güzel bir elbiseyle kullanırım yaza :)
Farın renkleri zaten çok güzel ve kullanışlı, ruj pembemsi bir renk verdi ki her zaman kullanılır, pudrayı da allık olarak kullanmak daha güzel olacak; çünkü parıltıları çok hoşuma gitti. Rimeli kullanmadım ama güzeldir o da :))
İyi ki varsın Strawberrynet :))

SAYENİZDE BAŞLIYORUZ !!!

15.10.09

Sadece paylaşmaktı amacım; ama yardım isteseydim sizlerden ve sonrasında ki mailleri-yorumları alsaydım, inanın bu kadar mutlu olmazdım.
Yapamayız diyordum önce. Sonra, olsa bile art niyetli bir sürü insan var; üzerler, sürekli birilerine hesap vermek zorunda kalırız diye düşündüm ama sizler öyle iyi niyetli ve candansınız ki.. Bu işe girişmenin hiçbir olumsuz yanının olmadığını biliyorum artık.
Okul müdürümüzle görüştüm. Durumu anlattım. Herkese yetemeyeceğimizi biliyorum; ancak öğrencilerin en çok neye ihtiyaçlarının olduğunu sordum. Şaşırdı önce, sonra çok sevindi tabii ki.. Kendisi de bu konularda oldukça hassas anladığım kadarıyla.
Kırtasiye yardımı olabilir diyordum ben ama müdürümüz en büyük ihtiyacın kışlık mont ve ayakkabı olduğunu söyledi.
Önceki yıllardan anılarını anlattı. Şimdi bunları anlatıp üzmek istemiyorum kimseyi, zaten amacım demogoji yapmak da değil kesinlikle.

Uzun lafın kısası bu kış için 7-14 yaş arası kız ve erkek çocuklar için ayakkabı ve monta ihtiyaç var. Kullanılmış, çocuklarınıza küçük gelenler de olabilir. Kaliteli ayakkabı veya mont olması da elbette gerekmiyor. Öncelikli amacımız elimizden geldiğince kışı sıcak geçirmelerini sağlamak.

Ben henüz hangi öğrencilerin gerçekten, öncelikli olarak ihtiyacı var bilemiyorum, yeni geldiğim için. O yüzden yardımlarınızı doğru kişilere müdürümüz ulaştıracak. Bu konuda içiniz rahat olsun lütfen!

Şimdi beni bu konuda cesaretlendiren;

Başka çocuklar için yaptıkların daha taptazeyken, özel hayatında onca şeyle uğraşırken ve daha yorgunluğun geçmemişken, gece gündüz demeden gösterdiğin çaba, iyi niyet ve insanlık için;
Binlerce kere teşekkür ederim.

Her fırsatta çocukları sevmediğini söyleyip duruyorsun ya, keşke herkes senin kadar çocukları sevmesese, cadı ve uyuz olsa :)
Hasta halinle gecenin bir yarısı beni cesaretlendirdiğin için binlerce kere teşekkür ederim.

Anne olmak başka çocuklar için de, en az kendi çocuğu kadar hassas olmak galiba.. Dile benden ne dilersen diyecek kadar koca yüreklisin sen.. Hep birlikte güzel birşey başaracağız değil mi? Konuştuğumuz gibi tek bir çocuğu bile gülümsetmek dünyalara bedel.. İyi ki varsın canım benim..
Sana ve eşine binlerce kere teşekkür ederim.

Her türlü ihtiyaç için "Abla" demen yeterli dediğin için, zaten dünyaları verdin bana..
Sana da binlerce kere teşekkür ederim.

Öğrencilerin her biri için kalemlik yapmayı istedin ya bir sürü özel işin olduğu halde benimle paylaşıp, destek verdiğin için sana da binlerce kere teşekkür ederim.

İşte böyle.. Tek tek isim yazamasam da her bir mail, her bir yorum inanın çok değerli benim için.. Çünkü onlar sayesinde cesaretlendim ben.. İyi ki varsınız !!

Umarım güzel şeyler başarabiliriz. Sizleri sık sık bilgilendireceğim konu hakkında. Sormak istediğiniz herşey için nazoyla@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz bana.

ÖNCEKİ YAZI, KİTAP, DİZİ VS.

13.10.09

Bir önceki yazımda sadece paylaşmak istemiştim gördüklerimi ama öyle iyi niyetli ve duyarlısınız ki.. Çok mutlu ettiniz beni.. Tekrar tekrar teşekkür ederim. Ne yapabiliriz henüz bilmiyorum, her türlü fikre açığım bu konuda..
***
Salı günleri dersim yok. Hafta sonundan sonra bir gün işe gidip, tekrar tatil olması iyi mi kötü mü bilemedim :) Hafta sonu nasıl geçiyor anlamıyorum ben ama bugün sıkıldım sanki evde :) Biraz temizlik, sonra yemek, azıcık keçe, sonrasında da çarşı işi.. gün bitti.. Bir de insan evde olunca, sürekli gözüne birşey batıyor. Orası tozlu, burası yamuk vs. Ruh sağlığım için iyi ki bir işim var dedim bugün :)
***
Şuan Bu Kalp Seni Unutur mu? adlı yeni diziyi izliyorum. Konusu ve oyuncuları izlemeye değer kılıyor. Umarım beklediğim kadar güzel olur. Zuhal Olcay'ın en sevdiğim şarkılarından birini kullanmışlar ayrıca..
D. Seki'nin seslendirmesini buldum ama kesinlikle Zuhal Olcay'dan dinleyin, en azından benim için ;)
***
Okula servisle gidip gelmenin en güzel yanlarından biri kitap okuma fırsatının olması. Gün içinde zaman bulamasam bile serviste mutlaka okuyorum. Nermin Bezmen'in son kitabını bitirdim bu hafta.. Hani şu çok eleştiri alan "Bizim Gizli Bahçemizden". Yaşadıkları için, çok doğru yapmış, bravo diyemem belki ama yaşadığı aşkın gerçek olduğuna inanıyorum. Ben pek sevmem, aşk meşk konulu kitapları ancak bu kitaptaki en ufak söz bile rahatsız etmedi beni.. Gerçekten tutkulu bir aşkmış Pamir-Nermin aşkı, vay be diyerek okudum.. Bu arada bu kitap KültürTv indiriminden aldığım kitaplardan biriydi. Verdikleri sürede geldi, her hangi bir sorun yaşamadım ve iyi ki almışım. 40 liraya, kargo dahil 5 kitap almış oldum :) Bu arada KültürTv'de sık sık farklı indirimler oluyor. Takip etmek de fayda var.
***
Okuduğum diğer bir kitap "Koloni". J. C. Grange bu kez biraz yanılttı beni. Daha doğrusu diğer kitaplarında aldığım tadı alamadım ama yine de güzeldi. Grange yeni bir kitap daha çıkarsa, alır mıyım? Evet. Yalnızca bu kez beklentilerimin altında buldum ya da ben çok şey bekledim, bilemiyorum. Yine  de okumaya değer kesinlikle, kurgu öyle yabana atılacak gibi değil :)









BİR KÖY VAR UZAKTA

10.10.09

Köyümden bahsedeyim bugün, çocuklardan..

Eylül 1'den bu yana, 5 haftadır gidip geliyorum. Öğrencilerle de 2 haftalık bir tanışıklığımız var. Yaşımın onlara çok uzak olmaması sebebiyle kaynaştık hemen. Öğretmen arkadaşlarımla da öyle.. Hani hep diyordum ya en az eski okulum kadar iyi olsun herşey diye.. Gerçekten çok memnunum {nazar değmesin}

İlk atandığım yıl kısa bir süre küçük bir ilçede çalışmıştım. O zaman ki öğrencilere üzülürken, bunlar onlardan bile kötü durumda her bakımdan..

Fakirlik öyle zor ki.. Birbirine yakın 3 köy var.. Çocukların dünyası sadece 3 köyden ibaret.. Yakın olmasına rağmen şehre 6 ayda bir, belki senede bir gidiyorlarmış.

Okulun bilgisayar odası yok maalesef ve çocuklar için internete girmek ütopik bir durum. Köyde internete girebileceğiniz bir yer var mı diye sorduğum bir sınıfta "Gamzelerde var öğretmenim" diye cevap aldım. Düşünün Gamze'nin çocuklar arasındaki fiyakasını.

Malzeme istediğim bir sınıfta, alamayacak durumda olan öğrenci parmak kaldırdı. Dedi ki; "Öğretmenim bizim köyde para sorunu var?" Nasıl yani dedim. "Babalarımız çalışıyor çalışıyor, paralarını alamıyor" dedi. Diyecek birşey bulamadım tabii ki.. Sen de baban parasını aldığında alırsın falan diye kapattım konuyu.

Yazmaya başlayınca unuttuğum pek çok şey oluyor akşama kadar. Her seferinde üzülüyorum.. Mesela en çok üzüldüğüm şeylerden biri minicik ellerinin çatlak ve yara oluşu.. Çünkü sürekli tarladalar.. Belki bizim yapamayacağımız işleri yapıyorlar hergün.. Sonra ne oluyor, unutup gidiyorum.. Başa gelmeyince, çok da anlaşılmıyor onların ne çektiği, hissettiği.. Daha da fecisi bu çocukların durumunun, ülkemizdeki pek çok çocuktan daha iyi olduğunu bilmek.. Bizimkilerinin tek sorunu parasızlık.. Terör yok, köyün şartları diğerleriyle kıyaslandığında kötü değil..

Öyle işte.. Bir onların çocukluğuna bakıyorum, bir kendi çocukluğuma.. Onların yaşında benim tek derdim, barbi bebeğimin kolunun kopması falandı galiba.. Şükrediyorum sahip olduğum herşey için..
Resim:şuradan

Bloguma {♥♥}

9.10.09


Blogcuğum,

2. yaşını geride bırakıyorsun bugün :)
Geçen zamanda boyundan büyük marifetlerinle ne güzel şeyler kazandırdın bana,
Ve ben yaşına bakmadan ne çok yüklendim sana; ama aferin, geldin üstesinden herşeyin...
Hafiflettin beni!

Nice senelere !!
Bundan sonra da nice arkadaşlar getir bana,
yeni yeni hayatlar,
deneyimler...

Seni, senin sayende tanıdığım herkesi seviyorum!

KAPADOKYA

2.10.09

Geçen hafta sonu arkadaşlarımız buradaydı. Evimizin ilk yatılı misafiri oldular. Onların sayesinde biz de gezdik Kapadokya'yı :)
Yıllar önce üniversiteyi kazandığım yaz, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nün düzenlediği kampa katılmıştım. İlk o zaman gördüm buraları. Öyle kapsamlı bir geziydi ki; 10 gün boyunca her yeri gezdik, her bacaya girdik, yedik, içtik, eğlendik ve çok çok cüzi bir para verdik. Hala daha varsa bu kamp gönderin çocuklarınızı :)
Sonra üniversite 3. sınıfta eşimle okul düzenlediği geziye katıldık. O zaman da çok gezmiştik ve şimdi burada yaşıyoruz :) Bilseydik Karadeniz'i aradan çıkarırdık o zamanlar :)
Neyse yine gezdik hafta sonu ve ben yine  çok beğendim. Değişik bir havası var Kapadokya'nın. Mistik, otantik.. Biraz da şehir merkezi nasibini alsaydı hiç fena olmazdı ya bu başlı başına bir yazı konusu olur :p
Hem gezmek, hem de arkadaşlarla birlikte olmak çok iyi oldu. İnsan böyle sevdiği, anlaştığı, eğlendiği, aynı dilden konuştuğu, eskiden birçok şey paylaştığı birilerini hep yanında istiyor. Keşke uzak olmasalar ama bu kadarına da şükür diyoruz. İyi ki geldiniz Ş. & E. ! Baharda İstanbul'da görüşmek üzere ;)
Fotoğrafları ayıklamaya o kadar çok üşendim ki; şimdilik bunları koydum. Nasılsa bundan sonra daha çok peri bacası fotoğrafı ve yazısı görür bu blog :)
Ve de herkes mutlu bir hafta sonu geçirir umarım.
Biz Ankara'ya gidiyoruz sabah :)

HAFTANIN PASAJI

28.9.09


Az önce gördüm tesadüfen.. Pek bir mutlu oldum :))
Teşekkürlerrrr...

{HERSHEYLER} VAR BURADA :)



Yukarıdaki boyunluk benim oldu. Orijinal, şık ve çok pratik. Tiftik olduğu içinde sıcacık tutacak boynumu.. Sizler de bu ciciye sahip olmak istiyorsanız buyurun Hersheyler'in bloguna ve pasajına.. Blogunda beğenirseniz, İnci sizin için listeler pasajında.. Farklı renkleri de var üstelik..

Bir de şık mı şık pakete iliştirilmiş hediyelerim var ki tadından yenmez :) Küpelerimi taktım, broşumu da en yakın zamanda kullanacağım İnciciğim.. Çok teşekkür ederim sana..

Unutmadan Hersheyler'in bir de çok farklı craft malzemeleri satın alabileceğiniz sitesi var. Bence bir göz atın e-craft'a da..