MİM | ACILARA YENİLMEYEN GÜLÜMSEYİŞLER - ATİLLA KESKİN

7.11.10

Sevgili Aslı'nın mimi benim için hem eğlenceli,
hem de fazladan bir kitap yorumu yazmamı sağladığı için yararlı oldu.
Teşekkür ediyorum o yüzden ;)

Mim konusu şöyle:
"Kitaplığınızın karşına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin."

Kitaplığımın karşısına geçtim. Gözlerimi kapattım ve kitaplardan birini seçtim.


Bir anı kitabı, yazarın kendi kaleminden yaşam öyküsü.
Üniversite 2. sınıftaydım. Babam Afyon'da bulamamış, almamı istemişti. Ona göndermeden önce bir günde, yatağımdan çıkmadan okumuştum yurtta..
Kitap arka kapağı Nihat Behram'ın kaleminden;
Atilla Keskin, '68'li dönem'de, Deniz'ler, Hüseyin'ler, Yusuf'lar, Sinanlar'la aynı ideali paylaşıp yeryüzü biraz daha aydınlık olsun diye yüreğinde kıvılcımlarla yola çıktığında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Fedâkarlık, inandığı yolda yürürken tehlikeyi hesap etmemek, ideal ve kader ortaklığı, o kuşağın en belirgin özellikleriydi. O günlerde en önde yürüyenler ya öldürüldüler ya da hemen yanıbaşlarında bir arkadaş canında soludular ölümü. Denizler'in idam hükümlerinin okunduğu salonda, haklarında idam hükmü verilen on sekiz gençten biri de Atilla Keskin'di. En delikanlı yıllarını darağacının gölgesinde dört duvar arasında, ömrünün yirmi yılını da sürgünde gurbet elde geçirdi. Onun anılarında kuşağının kavga günleri, kavga arkadaşlarının insani derinliğiyle iz bırakmış duyguları ışıldıyor. Gülümseyişlerinde acılar, acılarında gülümseyişler gizli. Sesi, yaşamın içinden gelen insanın sesi: eğilip bükülmemiş, sade, gerçek, içtenlikli... Ve zaten sivil tarih de ipuçlarını böylesi kaynaklardan toplamıyor mu?
55. sayfaya gelelim şimdi:

...
Pankart yazacak zaman yok. Mimarlarda karton, boya, kalem yeterince var. Bazı arkadaşlar koltuklarının altına kartonlar, çantalarına boya malzemelerini yerleştirerek otobüslere koştuyoruz. Bir sakin köşe bulup pankartları şehirde yazacağız.
68 kuşağını merak edenlerin, hiç sıkılmadan okuyacakları bir kitap; böylelikle tavsiye edeyim ben de..
sırayı size bırakıyorum!


5 yorum:

mermaid dedi ki...

bu kitap benim içimi oymuştu.

zeynep dedi ki...

ne güzel bir mim bu ve nekadar güzel anısı kitabın..benim de bir kitabımda babama dair bişiyler var ama ona dokunamıyorum şimdi:(

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Canım gerçekten tam da benlik bir konu olmuş bu çok sevdim teşekkür ederim. yeniden aranıza katılmak çok mutlu edici..hemen akşam eve gidince bende bulacağım kitabımı ve yarın yazacağım..öpüyorum.sevgiler

n@zo dedi ki...

* mermaid, benim de canım. O dönemi anlatan tüm kitaplar gibi.. ayrıca ailesinden, onların yaşadıklarından, ölen oğlundan bahsetmesi de çok etkilemişti beni.. Bir de "İnan" ismini çok sevmem kitaptan sonra oldu.

* zeynepcim, güzel bir mimdi gerçekten. eskilere gittim ben de. canım benim zamanla özellikle o kitaba dokunmak istersin belki de.. nur içinde yatsın baban..

* Tuğba'cım kitapları sevdiğin için özellikle seçtim seni de. Hem geri dönüş olsun senin için de.. Sevgiler canım

Aslı dedi ki...

Zeynep, Baban için üzgünüm canım... Bu arada ben de sana paslamıştım ya bu mimi??