"OHAL" de blog yazalım

4.8.16

Tam Temmuz ortası olmuşken, artık yavaş yavaş yaz havasına, neşesine teslim olacakken ve tabi tüm kış beklediğimiz tatili yapacakken malum olaylar oldu. Zaten tüm dünyada yaşanan korkunç terör olayları nefes aldırmadı/aldırmıyordu. Her an kötü birşey olacakmış hissi hiç bitmiyordu uzun bir süredir. Son yaşadıklarımız da tuz biber oldu. Benim aklım hala almıyor tüm bunları ve hala onca şeye rağmen okuduğum her habere şaşırıyorum. İnsanları nasıl bu derece hırs bürür, o hırs nasıl bu derece kör eder gözlerini... Hırs dışında başka neyle tanımlayabilirim onu da bilmiyorum. İnanmışlık, adanmışlık, belki de mecburiyet... Sonuç olarak bize kalan sonunun nereye gittiğini bilmediğimiz günler. 
Düzelmesini umut etmekten başka bir çaremiz yok tabii. Dünya hepimize yetecekken ve ölüm diye bir gerçek varken iyilikten, güzellikten ayrılmasak... Evet, şuan yazdıklarıma kendim de inanamadım. Pollyannacılığın lüzumu yok, düzen böyle işliyorsa ve değiştirebilecek gücümüz yoksa kendi küçük ve zararsız dünyalarımıza dönsek (gündemdeki deyimle normalleşsek), kötüler de kendi taraflarında birbirlerini yese, bizlere bulaşmasa... Sanırım daha güzel bir dilek oldu bu. 


0 yorum: