DUYARLI! SOSYAL MEDYA İNSANLARI

12.9.15

Sosyal medyanın duyarlı! ve herşeyi ama herşeyi bilen ve eleştiren insanlarından çok sıkıldım. 8 yıldır blog ve diğer sosyal medya araçlarını kullanıyorum. Beğenmediği herhangi bir şeyi eleştirme hakkını kendinde görme durumunu anlayamıyorum/anlamayacağım. Özellikle instagram'da milyonlarca insan, bir o kadar zevk var. Sana yakın olanı izle, gerisini izleme. Eleştirmek, küçümsemek seni dünyanın en zeki, en görgülü insanı yapmıyor. Aksine kıskanç ve hazımsız oluyorsun.

Buraya nereden geldim; bunlar zaten bir süredir beni rahatsız eden şeylerdi. Son günlerde ise ülkemizin yaşadığı sıkıntılı günleri kendine malzeme! yapan, sözde en çok üzülen, en duyarlı kesim sinirimi bozuyor. Sizin günlük fotoğraflarınız çok mu önemli şehitlerimizden diye başlıyorlar, ne kadar iyi birer vatandaş olduklarını anlata anlata bitiremiyorlar. Bunu kendilerine iş edinmiş bu kesim; biri fotoğraf paylaşsın da hemen altına gerekli kapağı yapıştırayım diye pusuda bekliyor. Fotoğrafın altında yapamazsa Twitter'da laf çarpma yöntemini kullanıyor. 

Instagram fotoğraf paylaşım platformu; herkes istediği fotoğrafı paylaşır. İsterse günde 20 kere, isterse ayda bir kere.. Bu kimseyi ilgilendirmez. Dahası kimsenin yaşamı orada paylaşılan kadar değil. Bazen en mutlu anımızı, bazen bir sıkıntımızı paylaşıyoruz ama o kadar anlık bir şey ki.. Belki o paylaşımdan sonra hüngür hüngür ağlıyoruz, belki o kasvetli hava gidiyor, mutlu oluyoruz ama bu kez yeniden paylaşma gereği duymuyoruz. Sen şehitlerimiz ile ilgili yorum yapmadın, o yüzden bu vatanı sevmiyorsun mantığı ne kadar sığ, ne kadar bayağı... Bir de şöyle bir şey var. Mesela toplumsal her hangi bir durum için paylaşım yapmış bir kişi. Bir gün sonra da içtiği kahveyi, aldığı kıyafeti paylaşmış. İşte o kişi de yeterince vatansever olmuyor. Çünkü vatanseverlik için minimum 1 hafta paylaşım yapmamak gerekiyor gibi bir kıstas belirlemişler! 

Başka bir örnek de blogger olmanın verdiği ağır yüke dair. Blog yazıyorsan her türlü toplumsal durumda kamu spotu gibi hizmet vermen gerekiyor. Benim başıma kışın şöyle bir şey gelmişti. Kar tatili oluşuna sevinmiştim ama bunu yapmamam gerektiğini bilmiyordum. Çünkü atanamayan bir sürü öğretmen vardı, bir çok öğretmen de zor şartlar altında okula gidiyordu. Ben atanmış ve büyükşehirde çalışan bir öğretmen olarak okulun tatil oluşuna sevinemezdim. Bir blogger olarak bana yakışmıyordu. Zor şartlar altında çalışan meslektaşlarıma ayıp oluyordu. 

Tekrar kaybettiğimiz onca insana gelirsek içimizin yanmaması mümkün mü? Ben ailelerini, annelerini, babalarını, eşlerini, çocuklarını, kardeşlerini düşününce nefessiz kaldığımı hissediyorum. Hepsini kardeşimin yerine koyuyorum, onlarca kez kardeşimi kaybetmişim gibi üzülüyorum. Haberleri izlemeyeyim diyorum, özellikle haber saatini kaçırıyorum, dayanamayıp sonradan haber videolarını izliyorum ama maalesef ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu gerçeği değiştirmek inanın mümkün değil. 

Kenetlenmeye bu kadar ihtiyacımız olan bir dönemde insanların saçma sapan sebeplerle birbirine sataşması çok gereksiz. Sevmek, sevmiyorsan görmezden gelmek bu kadar zor değil. Herkes çok üzgün. Normal yaşama dönmek istemek artık kimsenin üzülmeyeceği anlamına gelmiyor ki... Zaten buna izin vermeyecek bir ülkede yaşıyoruz. Hergün yeni bir bela yapışıyor yakamıza. Bırakalım insanlar mutlu olacağını düşündüğü şeyler yapsın, etrafımızda mutsuz insanlar olacağına mutlu insanlar olsun. Umut, sevgi, mutluluk en çok ihtiyacımız olan...


0 yorum: