THANKSGIVING, BLACK FRIDAY, YEME İÇME

29.11.08

Günler koşa koşa geçmeye başladı. Ne güzel ne güzel.. Hatta hesaplarımıza göre Türkiye'ye dönmemize 173 gün kaldı. Okulun ilk dönemi haftaya bitecek. Ben ilk günlerdeki sıkıntılarımı çoktan atlattım. İyi gidiyor yani herşey.. Çoğunlukta evde olduğum halde meşgul olacak birşeyler buluyorum, hatta birkaç gündür dışarıdaydık sürekli ve ben evde olmayı özledim.
Dün Şükran Günü (Thanksgiving), bugünde Kara Cuma (Black Friday) idi burada. Şükran Günü ABD'lilerin ulusal bayramı. Her yıl Kasım aynının 4. perşembe gününü hindi yiyerek aileleriyle birlikte geçiriyorlar. Kara Cuma ise, Şükran Günü'nün ertesi günü. Onunda şöyle bir geçmişi varmış. Mağazaların çoğunluğu fazla alışveriş olmadığından yaz aylarında zarar ediyormuş ve muhasebe hesaplarında zararlar kırmızı ile gösteriliyormuş. Yılbaşı yaklaşırken bir kampanya yapma fikri ortaya çıkmış ve herkes Şükran Günü tatilindeyken yapılmasına karar verilmiş. O gün çok satış yapılmış ve iyi kar elde edilmiş. Elde edilen karlar muhasebe defterine siyah ile yazılıyormuş. Şükran Günü de her Kasım ayının ilk perşembe gününe denk geldiği için bu günden bir sonraki satışların olduğu güne de "Kara Cuma" denmeye başlanmış. İnsanlar Black Friday'da mağazaların önünde oluşturdukları sıralarda sabahlıyor. Büyük izdihamlar oluyormuş. Hatta bugün New York'ta bir Walmart çalışanı izdihamda kırılan kapının üzerine düşmesi sonucu ölmüş. İndirimler genelde büyük elektronik ürünlerde ve sınırlı sayıda. Giyim mağalarında da belli ürünlerde ya da bazı markalarda tüm ürünlerde iyi indirimler var. Biz dün biraz turladık alışveriş merkezlerini. Eşim birşeyler aldı çok uygun fiyata ama ben bulamadım içime sinen birşey. Şaşılacak bir durum :p Amerikalılar aslında yılın 365 günü tüketim halindeler. Black Friday biraz gelenek haline gelmiş sanırım.
Sonra dışarıda yemek yeme olayına alışmaya başladım. Damak tadıma uyan lezzetler buldum. İlk günler tam bir fiyaskoydu. Evde yemek yokken ya da dışarıda yememiz gerektiğinde hiç hoşnut olmuyordum. Ya fast food yemek zorunda kalıyorduk ya da önümüze gelen yemeği eşeleyip duruyorduk. Ben ve eşim yemek konusunda aşırı tutucuyuz. Kolay kolay beğenmiyoruz ya da değişik şeyler denemek istemiyoruz. Burada şimdilik tercih ettiğim 3 tane restoran var. ABD'ye yolu düşenlere tavsiye ediyorum herbirini, bir çok yerde var şubeleri. Zincir restoran üçüde.
Biri "The Cheesecake Factory" önce cheesecake yemiştik ve harikaydı. Ardından yemekleri ile tanıştık ve çok beğendim.
"Red Lobster" deniz ürünleri restoranı. Evde çok koku olacağı için balık yapmadık hiç. Malum mutfak-oda iç içe, ayrıca havalandırma da çok iyi değil. Öyle olunca canımın balık istediği bir gün orasıyla tanıştım. Alabalık yemiştik ama ben en çok sarımsaklı ekmeğini beğenmiştim.
Son olarak "Olive Garden" da yemek yedik. Burası İtalyan restoranı ve yemekleri çok leziz. Kalamarı ve mantarın içine doldurulmuş deniz tarağı favorim oldu. Deniz tarağını ilk kez yedim, tadı yoğun olmayan şeyleri seviyorum. Bir de küçük pizza parçaları güzeldi, hamuru incecik ve gevrekti. Zaten İtalyan restoranında güzel pizza yemeden olmaz.
Ayrıca küçük bir bilgi: Amerika insanının devasa boyutlarda olduğunu düşünürsek porsiyonlar oldukça büyük geliyor tüm restoranlarda. Siparişler bunu düşünerek verilmeli. Bir de çok gıcık olduğum bir durum var. Burada bahşiş vermek zorunlu hale gelmiş. Verilmediğinde hoş olmayan durumlarla karşılaşmak olası. Restoranlarda menü kartlarında uluslararası müşterilerimiz için diye bir bölüm var ve orada dahi kibarca yazmışlar. 8 kişi ve üzeri bir grupla gitmişseniz hesabın %18 kadarı otomatik tahsil ediliyor. Turizm mezunu ve sektörde çalışmış birisi olarak bahşişin önemli olduğunu düşünüyorum. Personelin verimliliğini kesinlikle artırıyor; ama zorunlu olması pek hoş değil. Çünkü zaten maaşını alıyor personel.
Neyse bakalım şimdilik bu kadar, çook uzun bir yazı oldu. Hala daha okuyorsanız, sabrınız için teşekkür ediyorum :)


13 yorum:

icimden geldigi gibi dedi ki...

bende seni merak ettim..dün hiç göremeyince..
porsiyon konusunu babamdan duymştumm..ama bahşiş olayı ilginç geldi..çok istiyorlarmış yaaa

nzlgl dedi ki...

Nazom
seni okumamak imkansız bir olay her zaman sayfana yeni şeyler öğreneceğim için sevinerek geliyor ve bir çırpıda yazılarını okuyorum.
Diğer restoranlarda güzelmiş ama ben Olive Garden'i alayım canım:)))) tercihim daima İtalyan yemekleri olmuşturb(Gerçi her yemeği seviyorum ben:)))
Demekki bahşiş adı altında haşırtlama oradada varmış bizimkilere kızmamak gerek:))))
sevgilerimi yolluyor çok öpüyorum canım

Flame dedi ki...

Sonuna kadar okudum sabırla :) 173 gün mü kalmış! Kıyamam ben sana gün sayar olmuş. çabucakkkk geçer inşallahhhh.

Bahşiş değil haraç resmen yaaaa :(

uyuz cadı dedi ki...

yazın uzun değilmiş ki benim çok hoşuma gitti, oraları hiç görmediğim için büyük bir ilgiyle okudum..

yine yazarsın dimi :)

ZencefilliÇörek dedi ki...

sayili gun cabuk gecer Nazo, onemli olan o an gelinceye kadar keyifli vakitler gecirmeniz esinle.

restoran konusunda secimlerine katiliyorum. Ek olarak Mexican mutfagi seviyorsaniz fast food kategorisindeki Chipotle'yi de onerebilirim. vegetarian dürümleri bile var. :)

zehra dedi ki...

güzel zaman geçirmişsiniz ne güzel oraya alışmış olmanda allah mutlulugunuzu bozmasın

serrose dedi ki...

Mutlu kiz kayboldun ortalardan merak ettim di :)
porsiyon olayini bende burada bi japon dededen duymustum :)
Akillilik edip cocuk menusu ismarlamis o da ne o daayni boy gelmis puhahahaha gene bitirememis :)

n@zo dedi ki...

** İçimden Geldiği Gibi, birkaç gündür dışarıda olunca fazla zaman ayıramadım canım. Porsiyon cidden fazla. En küçükleri bana fazla geliyor, düşün yani. Bahşiş de çok sinir bozucu :)

** Nazlı Ablacım teşekkür ederim :) bahşiş de 1-2 dolar verince surat yapıyorlar bi de :) Bu taraflara yolun düşerse Olive Garden'ı tavsiye ederim. Amerika'nın pek çok yerinde var, zincir restoran zaten. Öpüyorum ben de, sevgiler..

n@zo dedi ki...

** Sabrın için teşekkür ederim Alevcim. Yazmaya başlayınca, onu da yazayım, bunu da yazayım derken uzayıp gidiyor. Bölmeye çalışsam iyi olacak bir daha ki sefere. Ömrüm birşeylere gün saymakla geçiyor. Özledim napayım :(
Haraç resmen, haklısın :) Öptüm..

** Cadıcım sen iste yeter ki, yazarım tabii :)) Teşekkür ederim, xoxo

n@zo dedi ki...

** Zencefilli Çörek, haklısın. İlk günler huzursuzdum ama iyiyim artık. Madem buradayız, tadını çıkaralım :) Meksikalılara çok uyuz oluyorum burada. Her taşın altından çıkıyorlar :p Not aldım, mutlaka deneriz birgün. Teşekkürler..

** Zehracım amin, hepimiz için! Teşekkür ederim.

** Muztlu kız :) buralardayım merak etme canım. Ben de içeceğimi küçük aldığımı sanıyorum her seferinde ama dev gibi oluyor :) Kalan yiyecekleri eve paketlerimi güzel ama ziyan olmuyor en azından.

sihirli eller dedi ki...

bence az günün kalmış.ohhh deyip yat tadını çıkart oraların.kara cumadan bir şey bulamamış olman üzücü.sen turizm mezunumusun nasıl öğretmen oldun?

n@zo dedi ki...

Sihirli Ellercim ben lisede turizm okudum. Üni. farklı. Az kaldı haklısın, en azından zorluğu geçti. Öptüm..

b. dedi ki...

Cok uzun zaman olmus bu yazi yayinlanali, ama bir konuda yorum yapmak istedim. Amerika'da garsonlar maas almiyor gibi bir sey. O yuzden bahsis zorunlu. Yani saatlik minimum ucret 5-6 dolar civarinda olmasina ragmen, garsonlar icin 1 dolar, ve bundan vergi kesiliyor. O yuzden garsonlarin kazandigi tek para bahsis diyebiliriz. Sistemin yanlisligi konusulabilir, ama garsonlarin surat yapmasi bu yuzden.